
BM’nin gözetiminde dördüncü kez Cenevre’de yapılacak Suriye görüşmelerine çözüm projesi olan tek güç olan Kürtler ile müttefikleri davet edilmedi. Suriye'nin en demokratik dinamiği olduğu halde Kürtler ile müttefiklerinin davet edilmediği Cenevre-4 görüşmelerinin akıbetinin öncekiler gibi olacağı aşikar. Zira Kürtlerin etkili biçimde içinde yer almadığı hiçbir siyasi proje Suriye’deki kanlı savaşı bitiremez ve ülkeyi demokratikleştiremez.
Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın öncülüğünde ‘Suriye’de siyasi çözüm aramak’ adı altında İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan BM bürosunda gerçekleştirilecek Cenevre-4 görüşmelerinin bugün başlaması bekleniyor. Geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada "Suriye’de siyasi çözüme çok yakınız, 2017’de Suriye’de savaşı sonlandırılacak" diyen Staffan de Mistura, Cenevre-4 görüşmelerinde, siyasi değişim, anayasa taslağı ve seçim kanunu konularında pazarlık yapılacağını duyurmuştu.
Rejim ile sözde muhalifler çağrıldı
BM görüşmeler için kimlere davetiye gönderdiğini açıklamadı. Ancak görüşmelere Esad rejim adına katılacak heyetin yanı sıra, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar destekli "Riyad ekibi" olarak bilinen Müzakere Yüksek Komitesi’nin belirlediği sözde siyasi heyet içerisinde bulunanlar ile ayrıca ‘askeri muhalefet’ adı altında 10 kişinin katılması bekleniyor.
PYD, MSD ve QSD davet edilmedi
Suriye’de askeri ve siyasi olarak en büyük güce sahip olan Kürtler ile müttefiklerinin ise görüşmelere katılıp katılmayacağı hala belirsizliğini koruyor. Demokratik Birlik Partisi (PYD), Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ve Demokratik Suriye Meclisi (MSD) yetkilileri, BM’den kendilerine herhangi bir davetiyenin gitmediğini açıkladı. Gazetemizin baskıya girdiği dün akşam saatlerine (18:00) kadar da bu konuda bir gelişme yaşanmamıştı. Oysa bölgenin etkin aktörlerinden hem Rusya hem de ABD, "Kürtlerin mutlaka masada olması" gerektiğini belirtiyordu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov bu konudaki görüşlerini geçen hafta sonu görüştüğü BM’nin Suriye Özel Temsilcisi’ne bizzat iletmişti.
Kirlik pazarlık mı söz konusu?
YPG’nin de içinde yer aldığı QSD’yle DAİŞ’e karşı askeri işbirliğini sahada devam ettiren ABD’nin yetkili temsilcileri de son dönemlerdeki açıklamalarında sık sık benzer açıklamalar yapıyordu. Buna rağmen Kürtler ile müttefiklerinin Cenevre’ye davet edilmemesi kapalı kapılar ardından kirli pazarlıklar yapıldığı yorumuna neden oldu.
Çözümü Türkiye engelliyor
Kürtler ile müttefiklerinin Cenevre görüşmelerine davet edilmemesinin arkasında Türkiye’nin şantaj ile tehditlerinin olduğunu tahmin etmek zor değil. Zira Türkiye’nin tek hedefinin Rojava’daki Kürtlerin statü kazanmasını engellemek olduğu biliniyor. Dış politikasını Kürt düşmanlığı üzerine kuran, Kuzey Suriye’de "Kürt bloku" oluşmasın diye Suriye’yi işgal eden, bir taraftan da hem Rusya hem de ABD’yle flört eden Türkiye’nin tutarsız politikaları bölgede istikrarsızlığa ve daha çok ölüme yol açıyor. Suriye'de şimdiye kadar yeni bir siyasi sistemin kurulmasının önündeki en büyük engel de Türkiye ve kontrolündeki çete gruplardır. Çünkü ne Türkiye ne de bu çetelerin Suriye'nin demokratikleşmesi diye bir sorunu var. Türkiye "Kürtler hak elde etmesin de nasıl bir Suriye olursa olsun" yaklaşımı içindedir. Türkiye’nin "ya benim istediğim gibi olur ya da Suriye'de bu iç savaş bitmez" şantajı aşılmadığı müddetçe yeni bir Suriye'nin oluşturulması da mümkün değil. Türkiye ile hamiliğini yaptığı çete gruplar Cenevre-4’ün de boşa çıkması için çaba harcıyor. Bu nedenle PYD, YPG ve QSD’nin de bünyesinde yer aldığı Demokratik Suriye Meclisi’ni (MSD) bu toplantıdan dışlamayı hedefliyorlar. Böylece MSD’nin Suriye'deki tüm güçleri uzlaştıracak, demokratikleştirme ve federalizme dayalı çözüm projesinin 4. Cenevre toplantısının gündemine girmesini engellemeye çalışıyorlar. Aslında bu, Türkiye ve işbirlikçisi güçlerin Suriye'nin demokratikleşmesini engelleme çabasıdır.
Çözüm projesi olanlar çağrılmadı
Suriye'de şu anda demokratikleşme ve çözüm projesi olan tek güç Kürtler ile müttefiklerinin yer aldığı MSD. Bu meclis, Suriye'deki en dinamik demokrasi güçlerini çatısı altında toplamış durumda. Bu güçlerin etkili biçimde içinde yer almadığı hiçbir siyasi proje Suriye’deki kanlı savaşı bitiremez. Bugüne kadar DAİŞ’e karşı en büyük direnişi gösteren, bölgede demokratikleşmenin zeminini yaratan Kürtlerin haklarını güvenceye almayan hiçbir siyasi proje de Suriye’yi demokratikleştiremez.
Bu haliyle akıbeti diğerleri gibi olur
Şimdiye kadar Suriye ile ilgili birçok konferans ve toplantı yapıldı; ama hiçbirinden sonuç alınamadı. ‘Muhalif’ olarak bu toplantıya katılanların bir demokratik Suriye projesi olmadığı için bu toplantılardan bir sonuç çıkmadı. Suriye'nin en demokratik dinamiği olduğu halde Kürtler ile müttefiklerinin görüşmelere davet edilmemesi, daha baştan bu toplantıların temelsiz ve sonuçsuz kalmasına neden oldu. Türkiye, İran ve Rusya’nın öncülüğünde gerçekleştirilen başarısız Astana toplantılarının ardından yapılacak Cenevre-4 görüşmelerinde de Kürtler ile müttefikleri olmadan Suriye halkları adına bir çözümün veya başarının çıkmayacağı kesin. Suriye’nin gerçek muhalifleriyle yürütülmeyen müzakerelerin savaşın uzamasına, ülkedeki yıkımın büyümesine ve ölümlerin artmasına neden olmak dışında hiçbir işe yaramadığı da daha önceki tecrübelerle sabit.
HABER MERKEZİ