Cenevre 2 Konferansı’nın ikinci tur görüşmeleri bugün başlıyor. Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu’nun (SMDK) ardından Suriye rejimi de görüşmelere katılacağını duyurmuştu. Ancak Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdad’ın Cenevre’deki müzakerelerde öncelikli konularının “teröre son vermek” olduğunu söylemesi, taraflar arasındaki derin görüş ayrılıklarının devam ettiğini gösterdi.

Görüş ayrıklıkları derin
Cenevre’de 25 Ocak’ta başlayıp 31 Ocak’a kadar süren ilk tur görüşmelerde taraflar; Suriye’de ateşkesin sağlanması, siyasi gücün tam yetkili bir geçiş hükümeti kurularak paylaşılması ve Humus başta olmak üzere kuşatılan bölgelere insani yardım ulaştırılması gibi temel sorunlar üzerine anlaşma sağlayamamıştı. Zira SMDK, geçiş hükümeti konusuna öncelik vermek isterken, Esad rejimi ise ilk adımın “terörü” tartışmak olması gerektiğini savunuyor ve Beşar Esad’ın görevden ayrılmasının söz konusu olmadığını belirtiyor.

Humus’ta yardım konvoyuna saldırı

Bu bir haftalık arada tek anlaşma ise 18 aydır rejimin kuşatması altındaki Humus konusunda sağlandı. Çatışan taraflar arasında 3 günlük ateşkes ilan edilmesinin ardından Cumartesi günü Humus’a hem insani yardım girişi başladı hem de belli oranlarda sivillerin çıkışına izin verildi. Ancak BM ve Suriye Kızılayı, Humus’un “Eski Şehir” bölgesine insani yardım ulaştırmak isterken iki kez saldırıya uğradı, böylece ateşkes bir gün dolmadan bozulmuş oldu. Saldırılara rağmen yardım malzemesi taşıyan iki aracın bölgeye ulaştığı ancak dört görevlinin yaralandığını duyuruldu. Suriye Kızılayı’nın Twitter hesabından isabet alan yardım aracının fotoğrafı paylaştı. Konvoyun vurulmasından rejimle silahlı muhalifler birbirini sorumlu tutarken, BM İnsani Yardım Koordinatörü Valerie Amos ise saldırıyla ilgili “derin hayal kırıklığı içinde olduğunu” söyledi ancak yardımların sürmesi için çabalayacaklarını ifade etti.

İkinci turun gündemi

Anlaşılan Humus’taki son gelişmeler ikinci turu bugün başlayacak olan Cenevre 2’nin ana gündemlerinden biri olmaya devam edecek. Pazarlık masasındaki gündemlerin ilk turdakinden çok da farklı olması beklenmiyor. SMDK açısından öncelik tam yetkili geçiş yönetimi kurulması. Rejim delegasyonu ise “terör” kozuna oynamaya devam edecek ve gündemi geçiş hükümetinin tartışılmasından uzak tutmaya çalışacak. Pazarlık konusu olacak diğer başlık ise tutsakların değişimi meselesi. İlk tur görüşmelerindeki gündemden farklı olarak “kimyasal silahlar” konusu da Cenevre’de gündem olacağa benziyor. Şam rejiminin kimyasal silahların yok edilmesi ile ilgili kabul edilen takvimi 6-8 hafta geriden takip etmesi ve elindeki kimyasal stoğunun şu ana kadar sadece yüzde 4,1 gibi bir oranını teslim etmiş olması, özellikle ABD açısından kabul edilemez bulunuyor. ABD ile müttefikleri Esad rejiminin söz konusu geciktirmeyi kasıtlı yaptığı ve Cenevre’deki müzakerelere paralel olarak kullandığı görüşünde. Rusya ise gecikmenin teknik sorunlardan kaynaklandığını savunarak, öngörüldüğü gibi önümüzdeki Haziran’a kadar imha sürecinin tamamlanacağını belirtiyor.

Delegasyonlarda ciddi değişiklik yok
Öte yandan Cenevre’de delegasyonlarda ciddi bir değişiklik yok. Şam rejimi delegasyonunu birinci tura katılmış aynı isimlerin temsil etmesi bekleniyor. Suriye’nin BM Elçisi Beşar Caferi Şam’ın, Hadi Bahra ise SMDK’nin baş müzakerecisi olmaya devam edecek. BM Suriye Özel Temsilcisi Lakhdar Brahimi de ilk turdaki gibi taraflar arasında arabulucu olacak.

Sadece Kidva olmayacak
Ancak verilen bir hafta arada Brahimi’nin yardımcısı Nasır Kidva istifa etti. Kidva, Brahimi’nin Selefi Kofi Annan’ın da yardımcısı olarak 2012 Mart’ından bu yana aynı görevi yürütüyordu. Bir dönem Filistin Yönetimi’nin Dışişleri Bakanı olarak da görev yapan Kidva, 2004 yılında İsrail tarafından zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilen Yaser Arafat’ın da yeğeni. İstifanın Esad rejiminin ısrarı üzerine gerçekleştiği ve Brahimi’nin de bu ısrara “müzakerelerde sonuç alınmasını tehlikeye sokabileceği” gerekçesiyle çok direnmediği belirtiliyor. Kidva’nın bu görevde bulunmasına Esad rejimi en başından beri karşıydı ve Kidva’yı zaman zaman açıkça muhalifleri desteklemekle suçluyordu. Ancak, Brahimi’nin bu ısrara direnmemesi de SMDK cephesinde rahatsızlığa neden olmuş durumda.

Asıl pazarlık ABD ile Rusya arasında
Tüm bu gelişmeler ışığında görünen o ki, ilk turda bir hafta boyunca pazarlık yaptıktan sonra hiçbir konuda uzlaşamadan Cenevre’den ayrılan tarafların ikinci turda anlaşmaya varmasını ummak mucize beklemek gibi... Zira masaya oturan taraflardan SMDK, ABD’nin güdümünde; Esad rejimi ise Rusya’nın. Humus’la ilgili anlaşma dahi Cenevre’deki müzakere masasında değil SMDK Başkanı Ahmed Cerba’nın Moskova’daki temasları sırasında yapıldı. Bu, hem müzakerelerin zayıflığını hem de tarafların dış güçlere bağımlılığını ortaya koyuyor. Bu durum da Cenevre 2 görüşmelerinde açık bir şekilde gözle görülüyor. Gözlemcilerin anlatımına göre, hem Esad rejimi hem de SMDK delegasyonu Cenevre’de BM binasındaki müzakere salonuna gelmeden önce Rus ve Amerikalı heyetlerce markaja alınıyor, gündemleri belirleniyor. Öyle ki, zaman zaman Cenevre’deki pek çok otelin toplantı salonları, BM binasındaki müzakere masasından daha kritik, daha önemli olabiliyor. SMDK delegasyonunu örgütleyen, imaj çalışmalarını yürüten, medya ayağını düzenleyen ve hatta yapılacak açıklama ve konuşmaları belirleyen hatırı sayılır oranda kalabalık bir Amerikalı ve İngiliz diplomat grubu var. Bir İngiliz şirket de SMDK heyetine ücret karşılığında danışmanlık hizmeti veriyor. Cenevre’de SMDK ve rejim heyetleri müzakere masasında tartışırken, eş zamanlı olarak pek çok ülke diplomatı da farklı mekanlarda paralel görüşmeler yürütüyor. “Çekirdek Grup” olarak bilinen Suriye’nin Dostları Grubu’nu temsil eden ABD’nin başını çektiği 11 ülkelik oluşum, SMDK’nin yanında. Rusya-İran ve Çinli diplomatlar ise aynı süreci rejim delegasyonu ile yürütüyor.

HABER MERKEZİ