Büyük bilgin Diyojen’in Büyük İskender’e karşı sarf etmiş olduğu ‘ilahi’ konumundaki tarihi sözünü insan anmadan geçemiyor. Dönemin hegemon gücü Büyük İskender’in, O’nu görmek isteyip, yüz yüze buluşma şansını elde ettiğinde, kendi aralarındaki söz düellosunda, Diyojen “Gölge etme başka ihsan istemez” biçiminde, ahlaki bir tepki göstermişti. Bu, doğru bir tavırdır ve yapılması gereken de budur. Diyojen’in kararı, ahlaki bir tavır olduğu kadar, burada hem kendi cennetini ilan ediyor ve hem de bu büyük hegemon gücün yerinin cehennem olduğuna işaret ediyordu. Eğer bu ünlü bilgin, o gün orada farklı bir tavır sergilemiş olsaydı, onu değişik bir duyguyla veya önünde el pençe durarak, onu selamlamış olsaydı, -hiç şüphe yok ki- bugün onu bu yaklaşımından dolayı, çok daha farklı bir üslupla yargılama yoluna gidecektik.
Günümüzde gerek dünyada ve gerekse yaşadığımız coğrafyada iki temel konunun tartışılıyor olması önemlidir. Bu tartışmayı asıl başlatan büyük Kürt Bilgesi’nin önerdiği ahlaki politik toplum modelidir. Böylece tartışmanın fitili daha da alevlenmiştir. Bu durum, aynı zamanda bütün toplulukların önüne iki yol koydu.
Birincisi ya kendi cennetini inşa ederek, ahlaki politik bir toplumdan yana tavır alacaksın ya da kendi gözünle gördüğün bütün baskı ve katliamlara karşı ses çıkarmayan yüreği donmuş, belleği tamamen iflas etmiş, adalet duygusunu hepten yitirmiş, vicdani ve ahlaki değerlerden tamamen boşalmış yoz bir insan yığını olmakta ısrar eden öteki toplumun yolunda ilerleyeceksin!..
Özellikle son tabloya baktığımızda, Kürt halkının büyük baskı ve zulme rağmen kendi cennetini kendi elleriyle yaratma noktasında çok büyük kazanımlar elde etmiş olması takdire şayan bir durumdur.
En son örneğinde de gördük ki, onurlu Amed halkının çağımızın hegemon güçlerine karşı takınmış olduğu kapalı kepenkle karşılama eylemi, Kürt halkının ahlaki tavrı bakımından tarihi bir tavır olarak hak ettiği yeri daha şimdiden aldığını çok rahatlıkla ifade edebiliriz. Bu aynı zamanda zalimin cehennemini belirlemesi bakımından da önemlidir.
Öte yandan, bugün halen cennet ile cehennemi başka bir dünyada var olduğuna dair, buna doğrusu kendisi de çok fazla inanmayan ancak ferdi hesapları uğruna, inanıyormuş gibi davranan başka bir kesim daha vardır. Bu önemli kesime şunu hatırlatmakta fayda vardır. Eskiden egemenlerin ünlü bir sloganı vardı: “Ne yaparsanız yapın. Bütün kapılar Roma’ya çıkar!” Bu söyleme inananların çoğu, ateş çemberi her geçen gün biraz daha da büyüyen cehennemi de bizzat kendi elleriyle yaratıyorlar.
Ya şimdi ya da hiçbir zaman! Tam da zamanıdır. Hepimizin akıp giden zamanın farklı yerinde bağımız olduğumuzu unutmadan, aynı gemide bulunduğumuz gerçeğini de inkar etmeden, otaya çıkan realite budur: Ya kendi cennetini kendi elleriyle yaratan ahlaki politik bir topluma doğru yönümüzü vereceğiz ya da içinde cayır cayır yanılan cehennemde ısrar edeceğiz! Kendi sessiz duruşuyla, kalbinle, yüreğinle gözünü kapatmış, son sürat kendini ateş çemberinin içine balıklama dalıyorsun.
Unutulmasın ki, cehennemden kaçış dışındaki diğer bütün yollar cehenneme gider...


Kırıklar Cezaevi