
EREM KANSOY
Şengal katliamının planlaması Reqa’da yapılmıştı. Şengal’e saldıran çeteler, köleleştirdikleri Êzîdî kadınları Reqa’da ‘kadın pazarları’nda satmıştı. Şengal’den kaçırılan yüzlerce Êzîdî kadının halen Reqa’da esir tutulduğu tahmin ediliyor. Bu yüzden Şengal kadın birlikleri YJŞ’nin Reqa’da en ön saflarda DAİŞ’e karşı savaşması, tarihe geçen en önemli olaylardan biri oldu. Reqa cephesine gelen YJŞ’li savaşçılar arasında daha önce çetelerce kaçırılan ve Reqa’da ‘kadın pazarı’nda satılan, daha sonra ise kurtularak YJŞ’ye katılan kadınlar da var. Bu savaşçıların hem Êzîdî halkının hem de kendi yaşadıklarının intikamını almak için Reqa’da bulunması, cephede ayrı bir güç, moral ve motivasyon oluşturuyordu.
YJŞ’liler Reqa cephesine ulaştıkları gün, bayram havasında karşılanmış ve gittikleri her yerde sevgiyle kucaklanmışlardı. YPJ’li kardeşleriyle omuz omuza DAİŞ’e karşı intikam savaşında dünyanın örnek alması gereken bir zafere imza atan YJŞ’li ve YPJ’li savaşçılar, cephelerde mevzilendikleri günden bu yana hem cephenin moral kaynağı hem de DAİŞ’in korkulu rüyası oldu, olmaya da devam ediyor.
YPJ komutanlarından Klara Reqa ve ekibi de yine bir ilki gerçekleştirerek, YPJ’nin Reqa hamlesinde sadece mevzide değil, savaş koordinesinde, yani aslında savaşın karar mekanizmasında yer almasını sağlamıştı.
Hemen hemen her saldırı grubunda en az bir YPJ’li kadın savaşçı bulunuyor. Savaştaki mevzilenme de kadın devrimine olan inancı pekiştiriyor. Her mevzide yer alan YPJ’lilerin ne kadar cesur savaşçılar olduğunun en açık göstergesi olurken, cepheye kattıkları pozitif enerjiyle de ”Büyük Cenk’in tarihinde büyük harflerle anılacaklar.
Savaşın gerçek yüzü
Kobanê direnişi sürecinden bugüne dünya hem Kürtleri hem de Kürt halkının özgürlük mücadelesini tanıdı. İnsanlığın demokratik eşit ve özgür bir yaşam sürdürebilmesi için DAİŞ’leşen tüm zihniyetlere karşı Kürtlerin verdiği destansı mücadeleyi ve tarihi zaferini gördü. Bunun yanında savaşın acı yüzünü de tüm çıplaklığıyla yaşadı. Çağımızda artık iletişim teknolojileri o kadar gelişmiş ki savaşın görünmeyen yüzü kalmamış gibi. Tüm çıplaklığı ile savaşın acılarının gözler önüne serildiği günümüzde, kan gölüne dönen Ortadoğu’da mermilerin burnumu sıyırdığı mevzilerde savaşın gerçek yüzüne tanıklık etmem, beni daha çok insanlık adına uğraş vermeye, daha yaşanılır bir dünya çabası içinde olmaya zorluyor.
İnsanlığın demokratik ve özgür bir yaşam sürdürebilmesi için faşizme karşı yürüttüğü haklı savaşa birebir tanıklık etmek benim için unutulmaz bir tecrübe oldu. Kobanê’de kazanılan destansı zaferin ardından Reqa’nın özgürleştirilmesini de tüm gerçekliği ile dünyaya duyurmak, buradaki emekleri okuyuculara ulaştırabilmek hiç kolay olmasa da, bir gazeteci olarak en önemli görevlerimizden oldu.
Haber yapmak için gittiğim Reqa cephesinde çatışmalar saatler boyunca sürebildiği gibi, kısa süreli çatışmalar da söz konusu oluyordu. Cephede savaşçılarla ilerleyişimizde iki gün boyunca süren çatışmalar olduğu gibi, üç saat veya yarım saatte çetelerin imha edilmesiyle son bulan çatışmalar da oluyordu. Uzun süreli çatışmalar genelde büyük bir grup DAİŞ çetesine ya da yıkıntılar arasına gizlenmiş bir DAİŞ keskin nişancısına karşı sürebiliyordu.
Çatışmalar devam ederken QSD savaşçıları çeşitli teknikleri devreye sokuyordu. Özellikle, BKC silahının seri atışları düşmanı saklanmaya zorlarken, QSD güçlerine hareket kolaylığı sağlıyordu. Yine aynı şekilde B7 roketi de hem düşman mevzilerini yıkıma uğratıyor hem de yoğun bir dumana sebep olarak düşmanın görüş açısını büyük oranda daraltıyordu.
Çatışmalar esnasında YPG/YPJ öncülüğündeki QSD savaşçılarının birbirleriyle ile uyumu gözden kaçmıyordu. Farklı yönlerden koordineli bir şekilde DAİŞ mevzilerinin vurulması ve geniş tarama yapılması alan hakimiyetini hızlandırıyordu. Silahla yapılan bu taramalar sonucunda mevzilerini terkeden veya noktalarını değiştiren çeteler deşifre ve imha ediliyordu.
Özellikle iki bina arasındaki boşlukları kullanan QSD güçleri, bu tarz aralıkları avantaj haline çevirerek doğal mevzi oluşturuyor. Doğal mevzilerin sağlamlığını ve koruma özelliğini çok kısa sürede sorgulayan takım komutanları ise YPG/YPJ’nin üstün savaş tecrübesini açıkça gözler önüne seriyor. Neredeyse düşmanın görüş açısına hiç girmeden, seri BKC ve Kalaşnikov atışları ile DAİŞ çetelerini bozguna uğratmayı başarıyorlar.
Bölgedeki mayın, tuzak ve olası DAİŞ tünellerine yönelik temizlik ve güvenlik önlemlerinin alınmasının ardından noktalara gruplar yerleştiriliyor ve böylelikle harita üzerinde de ilerleme kaydedilmiş oluyor. Özellikle DAİŞ’ten ele geçirilen bölgelerdeki sivillerin güvenliğini de elden bırakmayan QSD güçleri, noktaları ele geçirdikten sonra bölge temizliği ile operasyon sona eriyor. Günlerce uykusuz ve zaman zaman da susuz kalan QSD’li savaşçılar, Reqa topraklarını özgürleştirme yolunda inanç ve öz güvenleriyle DAİŞ çetelerine karşı savaşmaya devam ediyor.
Ve tüm bu savaş kareleri hemen hemen her gün planlı bir şekilde tekrarlanıyor, hem de iki ay boyunca 50 derecede hiç düşmeyen bir hava sıcaklığında… Savaş öyle fotoğraflarda görüldüğü gibi donuk kareler değil aslında; içinde büyük emekleri, can tehlikesini ve herkesin kaldıramayacağı acıları size her gün yaşatıyor.
Yer altındaki DAİŞ ve mayınlarla kaplı Reqa
Reqa’da DAİŞ çeteleri yaklaşık dört yıldır savaş hazırlığı yapıyor, özellikle şehrin etrafını ve içini binlerce mayın ve tuzaklarla donatıyor. Ayrıca şehirde rehin tuttuğu insanlara tüneller kazdırarak, sığınaklar yaptırdığını bölgedeyken öğreniyorum.
Tarihte belki de bir ilk… Böylesi büyük bir şehirde yüzlerce giriş çıkışı, ayrıca bağlantıları olan yeraltı tünelleri kazan çeteler, bununla da kalmayıp hem binadan binaya geçen delikler hem de birbirine yakın binaları çatı katlarından birbirine bağlayan yollar… DAİŞ Reqa’da daha çok tünel sistemi ile QSD’ye karşı koyma planı geliştirmiş durumda.
Yeraltına açılan tünellerle birbirine bağlanan mağaralarda erzak, mühimmat depolanmış. Oluşturulan sığınaklarda ise hem barınma hem de saldırılar için avantaj sağlamaya çalışan DAİŞ çetelerinin, kentte uzun süreli bir direnişi örgütlediğini görmek mümkün. Yıllardır esir aldıkları binlerce insana kazma kürekle adeta şehrin altına başka bir şehir kuran çeteler, her alanda uyguladıkları barbarlıklarını bir kez daha kanıtlıyorlar.
Kentte yavaş yavaş ilerleyen QSD güçleri, tünellerin birini imha ettikçe bir yenisiyle karşılaşıyor. Bir bağlantıyla diğer bir tünele giderken aralarda erzak depolarına rastlıyor. Binlerce tüfek mermisi, havan mermisi ile doldurulmuş onlarca mühimmat deposu da çetelerin tünel sisteminde yer alıyor. Reqa’daki savaşa tünel taktiği ile hazırlanan çeteler, sayısız suikast girişimini buralardan gerçekleştirmişti. Yüzlerce tünel! Bir tünelden diğer tünele, o tünelden başka bir tünele… Bitmez, tükenmez tüneller, sonu gelmez mayınlar…
Çeteler öncelikle şehrin etrafına ve şehir içindeki birçok evin kapı eşiklerine, dolap çekmecelerine hatta buzdolabından tutun da bebek beşiklerine kadar her tarafa binlerce mayınlı tuzak kurmuş. QSD güçleri bu tuzaklara karşı çok hassas olmasına rağmen zaman zaman kayıplar veriyor. DAİŞ o kadar fazla mayınla şehri donatıyor ki zaman zaman kendilerinin de kendi mayın tuzaklarına düşerek imha olduklarına tanık olduk.