Öncesinde Türkiye’nin Suriye topraklarına askeri müdahale etmesine "yasak" koyan ABD, Cerablus’a yaptığı çıkarmaya "evet" dedi.

Hayırlı bir "destek" mi?

ABD Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin hassasiyetini anladıklarını açıkladı.

Kürdistan’ın "bazı unsurları" (PYD) ile sınırlı bir şekilde işbirliği yaptıklarını ekleyip geçti.

Sivri bir emperyalist çıkış olarak yorumlamak mümkün.

Ancak ABD, dünyanın tüm ülkelerinin toplamından fazla askeri harcama yapan tek ülke.

Böyle olunca da, bir mahalle bakkalının sohbetinde borçlularla ilgili beyanlarının benzerini dünya çapında kendisine borçlu olanlarla ilgili sarfetme "hakkına" sahip tek ülke.

Dünya küçücük bir köy.

Derdi davası olanların başvurdukları tek merci ABD.

Öyle olunca da, o hoşunuza giden veya gitmeyen "bir emperyalizm hikayesi" hep tekerrür eder.

Bugün böyle, yarın bir başka türlü.

Bu hikaye, hiçbir zaman aynı değildir.

Çehov’un hikayeleri bir asır boyu aynı metnin yansımasıdır.

ABD’nin o "emperyalizm hikayesi" aniden değişecek hikayelerden biri.

Baba Bush’u kurtarıcı gören Kürtler, büyük bir trajedi yaşadılar.

Örgütlü değillerdi.

Baba Bush ile oğul Barzani aynı dönemin adamlarıydılar.

Milyonlarca Güney Kürdistanlı iç sürgün yaşadı.

Aynı ABD, şimdilerde Kürtler’i sattı mı?

Bu mümkün olabilir.

Ancak Kürtler kendilerini sattı mı sorusunu sormayı daha ön plana almak istiyorum.

Görüştüğüm Rojavalı aydınlar ve temsilciler, temel garantilerinin toplumsal örgütlülük olduklarının altını çizdiler.

Ancak güçlü olduları için de, ABD dahil birçok güçle geçici ilişkileri olduğunu da belirttiler.

Yanlış mı yaptılar?

Askeri ve siyasal hesaplara dayalı cevaplanacak bir soru.

Ancak her görünen aksesuar, aynı zamanda yanıltıcı olabilir tezine bağlı, aktarmak istiyorum.

Türkiye’ye Cerablus’a girme izni veren ABD, Türkiye’yi bir batağa sürüklemiş olmuyor mu?

Cerablus’da, insansız bir diyarda,"başarı" kazanan Türkiye’nin, PYD’li güçlere saldırması ve sivillere karşı katliam yapması, Türkiye’yi tahmin edilmesi zor bir kapanın eşiğine sürüklemeyecek mi?

"Zafer" çığlıkları atan Türkiye/Erdoğan.

Asıl söz sahibi olanlar hiç konuşmuyorlar, bu Türkiye için hayra işaret mi?

Sonuçta Türkiye’yi "dünya devleri"nin kumpasını kurdukları Alana çektiler.

Yıllar önce Güney Kürdistan’a askeri çıkarma yapan Türk Ordusu hiç kazanmadı.

Rojava gibi dünya düzeyinde sempati sahibi o diyarlara saldırı yapacak Tük Ordusu, nefret dışında ne kazanabilir ki?

Askeri başarı mı?

Bu da şüpheli.

Örgütlü bir halka karşı zafer kazanmak mümkün olmadı; Rojava’da da olmayacak.

Cizre’de, Sur’da insan katlederek, "zafer" kazandığını ilan edemeyen Türkiye’nin Rojava ve yakınlarında kazanacağı bir zaferi olacağına kendileri de inanmıyorlar.

Rojava’nın statüsünü kırmak için başlatılan Cerablus Herekatı, insansız bir kenti işgalle başladı; ancak o bilinmeyen diyarlarda beklenmedik bir insan seti sürpriziyle karşılaşabilir. Çünkü, haksız bir saldırı ve insanca yaşamak isteyen topluluklar bu saldırıyı asla kabullenemeyecek bilinçteler. 

Bu kez yanlış hesap, Kobanê’den dönecek gibi.