
Türk Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, 5 Kasım’da Hewlêr’de Barzani ile görüştükten sonra “IŞİD’e karşı da önümüzdeki günlerde askeri olarak harekete geçme planlarımız var” demişti. MİT’in beslediği Yeni Şafak Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi, 9 Kasım’da “Büyük operasyon geliyor” başlığıyla Sinirlioğlu’nun açıklamasını detaylandırdı. Selvi, duyurmakla memur edildiği şu bilgileri aktardı: “Önümüzdeki günlerde Cerablus’ta IŞİD’e yönelik büyük bir operasyon bekleniyor. Hem de Cerablus’taki IŞİD varlığını süpürecek kadar geniş çaplı bir operasyondan söz ediliyor. Türkiye ile ABD, IŞİD’e karşı ortak operasyon yürütecek. Biz ve ABD, havadan IŞİD hedeflerini vuracak. Karadan ise Hür Suriye Ordusu ile birlikte Arap ve Türkmen birlikler girecek. IŞİD’den boşalan ve Türkiye açısından stratejik önemi haiz olan bölgeye bir oldubittiye getirip PYD’nin girmesinin önlenmesi olacak. Cerablus, Türkiye’nin Suriye’nin iç bölgeleriyle, Türkmenlerle, Araplarla irtibatını sağladığı stratejik bir mevki. Cerablus’un IŞİD’den temizlenip PYD’nin eline geçmesi de önlenmek suretiyle, bir anlamda fiilen tampon bölge işlevini görecek. Ayrıca ABD, IŞİD’e karşı PYD dışında operasyonel gücü olan Arap, Türkmen ve Kürt birliklerle çalışmış olacak.”
Davutoğlu da açıkladı
Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu da hem önceki günkü CNN International hem de dünkü TRT Türk söyleşilerinde bu konuda konuştu. Davutoğlu, Christiane Amanpour’un “Türkiye’nin Suriye’de IŞİD’le mücadele için kara operasyonu düzenleyip düzenlemeyeceğine” ilişkin soru üzerine şunları kaydetti:
“Kara gücü, hep birlikte konuşmamız, paylaşmamız gereken bir durum. Hava ve kara operasyonu olmak üzere bütünleşmiş bir stratejiye ihtiyacımız var. Ancak Türkiye tek başına tüm yükü üstlenemez. Eğer koalisyon ve çok iyi bütünleşmiş bir strateji varsa, Türkiye her anlamda rol almaya hazırdır.”
Kara operasyonu da dahil mi?
“Kara operasyonu da dahil mi?” sorusu üzerine Davutoğlu, “Evet, elbette. Aksi takdirde, IŞİD’e karşı karadan operasyon düzenlerken sahada güç boşluğunun devam etmesi, IŞİD’in yerine başka bir terörist grubun ortaya çıkmasına sebep olur. Suriye krizini kapsamlı şekilde çözmeliyiz. Şimdi biz müttefiklerimize aylardır önerdiğimiz gibi, yine güvenli bölgeye sahip olmayı ve IŞİD’i sınırlarımızdan uzağa itmeyi öneriyoruz” dedi.
‘Kritik eşiğe geldik’
Davutoğlu dün de TRT Türk’te, Suriye sorunun sadece DAİŞ’ten ibaret olmadığını belirterek, Türkiye’yi tehdit eden bir şey varsa, hepsine aynı muamelede bulunduklarını söyledi. Suriye içinde entegre bir strateji varsa, BM ve bütün ülkeler bir rol almışsa, kendilerinin rol alacaklarını kaydeden Davutoğlu, şunları savundu: “Suriye bağlamında kritik bir eşiğe geldik. Sayın Obama aradığında, Suriye konusunda görüştük. Türkiye için Suriye sorunun çözümü bağlamında, çok daha entegre yeni bir stratejiye ihtiyaç var. Aynı anda hem DAİŞ’i hem PKK’yı vurarak, ‘ikisi de terör örgütüdür’ dedik. Bütün müttefiklere her zaman söylüyoruz, ‘Türkiye’yi tehdit eden kim olursa olsun bizim için hasımdır.’ YPG artık bizim için PKK’nın uzantısıdır. Bu anlamda da tedbir alınması gerekiyorsa alırız. ‘YPG’ye verilen silahlar PKK’ya geçmeyecek’ diye bir kaide yok. Silahların kimin eline geçeceği konusunda teminatı görmek isteriz. PKK ile ilişkili gruplara yardım götürülmesine müsamaha göstermeyiz. Türkiye Suriye politikasında hiçbir aşamada hata yapmamıştır.”
YPG’ye saldırı sürüyor
Bu arada dün yazılı bir açıklama yapan YPG Basın Merkezi, Türk ordusunun 24 Ekim günü Kobanê sınır hattındaki mevziilerine yönelik başlattığı saldırıların devam ettiğini duyurdu: “Türk ordusu 9 Kasım gecesi 03.00 ile 04.00 saatleri arasında Girê Spî’nin batısında bulunan Zeytinlik noktasına yönelik A4 silahlarıyla bir saldırı düzenlemiştir.”
ANKARA