KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, AKP-MHP iktidarının ayakta kalmak için her türlü şuursuz girişimde bulunabileceğini belirterek, “Böyle bir iktidardan her türlü saldırı, provokasyon, komplo gelebilir” dedi.

AKP-MHP iktidarının savaşa göre şekillendiğini, listelerin bile buna göre hazırlandığını belirten KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, “AKP-MHP, Kürt düşmanlığı üzerinden iktidarını sürdürmeye çalışıyor. Bunun anlamı da özgürlük isteyen, demokrasi isteyen, bunun için mücadele veren Kürtlere karşı savaştır” dedi.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, 24 Haziran baskın seçim kararının nedenleri, seçim süreci, iç ve dış aktörlerin dağılımı, seçimlerin olası sonuçları ve etkileri ile başta Kürdistan halkı olmak üzere demokrasi güçlerinin niçin bu seçimleri önemsemesi gerektiğine ilişkin ANF’nin sorularını yanıtladı. Dün başlayan söyleşide Karasu, AKP-MHP iktidarının seçimde başarılı çıkarsa Kürt halkına, demokrasi güçlerine daha fazla saldıracağını, Efrîn’le başlattığı işgal hareketini yaygınlaştıracağın söyledi. “Bu iktidar kendisini savaşa göre şekillendirmiş, seçimi de bunun için yapıyor. Seçim listeleri de bu biçimde hazırlandı. AKP-MHP, Kürt düşmanlığı üzerinden iktidarını sürdürmeye çalışıyor” diyen Karasu, bunun anlamının da özgürlük isteyen, demokrasi isteyen, bunun için mücadele veren Kürtlere karşı savaş olduğunu vurguladı.

AKP’nin, iktidarını şovenizmi şahlandırma temelinde, toplumsal desteğini artırarak yürütmek istediğini belirten Karasu, “Demokrasi güçleri; Kürtler, Aleviler, hakları gasp edilen tüm kesimler, İslamiyet’in hak, hukuk, adalet değerlerine gerçekten bağlı olanlar oy vermeyecektir. Bu seçim, tamamen şovenizmi şahlandırılmış toplumsal kesimler ile demokrasi, özgürlük, hak ve hukuktan yana olanların seçim mücadelesi biçiminde geçecek” şeklinde konuştu.

Kandil’e de saldırabilir

Erdoğan’ın kısa sürede insanların şovenist duygularının tercihlerine etkisi olacağını düşündüğünden yeni saldırılar peşinden de koşabileceğini; Lêlikan ve Xakûrkê’ye saldırdığı gibi başka alanlara saldıracağını söylediğini belirten Karasu, şöyle devam etti: “Şu anda AKP-MHP iktidarı ayakta kalmak için her türlü şuursuz girişime bulunabilir. Sağduyuyla hareket etmiyor, seçimi kaybetme tehlikesini görünce her türlü saldırıyı yapabilir. Bu tür saldırılar kısa süreli de olsa iktidarına oy kazandırabilir. Özellikle Türkiye gibi şovenizmi, milliyetçiliği şahlandırma imkânının fazla olduğu, böyle bir kültürün yaşandığı kesimlerde bu tür saldırıların, işgal hareketlerinin oylara belli bir etkisi olabilir. Gerçekten de AKP iktidarı çok zorlanıyor. Böyle bir iktidardan her türlü saldırı, provokasyon, komplo gelebilir.

Herhalde Kandil’e ellerini kollarını sallayarak girecek değiller. Her yere saldıracağım, diyen bu iktidara karşı her yerde büyük direnişler olur. Özgürlük Hareketi olarak her türlü olasılığa göre hazırlığımızı yapmış durumdayız. Biz bir savaş, mücadele örgütüyüz. Niye geliyorlar, niye şuraya gidiyorlar, demeyiz. Aksine savaşın yaygınlaşmasını özgürlük mücadelemiz ve hareketimizin lehine sonuçlandırmaya çalışırız. Ancak bu tür söylemlerin önemli bir bölümünün de psikolojik savaş olduğunu biliyoruz.”

AKP iktidarda kalırsa

AKP’nin baskı, hile ve zorla bu seçimi kazandığında kesinlikle tam bir faşist diktatörlük kuracağını; toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasi sistemini yerleştireceğini ifade eden Karasu, “Eğer AKP bu seçimi kazanırsa siyasi olmaktan öte çok boyutlu şiddetli bir savaş haline gelme olasılığı yüksektir. İktidarda kalması artık önündeki tüm engelleri süpürmesi anlamına gelecek. İktidarda kaldığı an düşündüğü ekonomik, toplumsal, kültürel, siyasal ve diplomatik her türlü anlayışını, sistemini kurmak için önünde hiçbir engel kabul etmeyecektir. Kazanırsa meşruiyetini güçlendirmiş olarak, demokrasi güçlerine saldırı politikasına, yeni bir sistem kurma anlayışına onay verildi, diyerek tüm muhalifleri ezip geçecektir” şeklinde konuştu.

AKP iktidarına son verilirse

AKP’nin devrilmesinin Türkiye tarihi açısından yeni bir dönem başlatacağını; şahlandırılan şovenizm, o örtü toplumun üstünden kaldırıldığında aslında Türkiye’nin yönünün demokratikleşme, özgürleşme, hak, adalet ve eşitlik doğrultusunda olduğunun görüleceğini söyleyen Karasu, şunları belirtti: “AKP’nin devrilmesi, AKP-MHP faşist iktidarının saf dışı edilmesi aslında Türkiye toplumu için de acil ortadan kaldırılması gereken hastalıklı bir durumdur. Tarihin akışını tersine çevirmek isteyen; tarih, toplum, akıl ve bilim karşıtı kesimlerin Türkiye siyasal hayatında etkisizleştirilmesi demektir. Böylece ekonomi, sosyal, kültürel, siyasal ve diplomatik yaşam da doğal mecrasına girecektir. Türkiye’nin kültürel ve toplumsal dokusuna, demokrasi tarihine, özgürlük tarihine uygun bir dönem başlayacaktır. AKP iktidarının devrilmesini kesinlikle böyle görmek gerekiyor. Kaybettiğinde Türkiye tarihinin gerçek akışı başlayacaktır. Türkiye halklarının gerçek özlemleri gündeme gelecektir. HDP ve muhalefet, Türkiye halklarının özlemlerine de cevap vermiş olacaktır.”

Türkiye gerçek rengine bürünecek

Türkiye gerçeğini esas olarak HDP’nin temsil ettiğini kaydeden Karasu, şöyle izah etti: “Ulus devletçi, sosyal şoven, Kürt düşmanı anlayışlar aslında tarihinin ve toplumsal gerçeğinin tersine tek renkli, tek inançlı bir Türkiye yaratmak istiyor.  Bu aslında Türkiye’yi sürekli kriz halinde tutmaktır. Türkiye’nin sürekli kriz yaşamasının nedeni budur. Nitekim her dönem sorunlar mutlaka bir yerden patlak veriyor. Çünkü sorunları çözecek bir demokrasi anlayışı yok. Sorunları çözecek çoğulcu bir yaklaşım yok. 24 Haziran seçiminin önemi işte bu anlayışın biraz daha oturtulması anlamına geliyor. 7 Haziran 2015’te seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz böyle bir Türkiye’nin kabul edilmeyeceği söylendi ve saldırıya geçildi. Tayyip Erdoğan hemen MHP ve Kürt düşmanlarıyla ittifak yaptı.

HDP, 24 Haziran’da başarılı olursa işte o renkli denen adaylar; yani kadınlar, gençler, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Çerkezler, Ermeniler, Araplar, Azeriler, Türkmenler, Aleviler, Êzîdîler yeniden tarih sahnesine çıkacak. Türkiye gerçek rengine bürünecek. Bu aslında HDP anlayışının, zihniyetinin, kültürünün bir adım daha atması, yerleşmesi anlamına gelecek.

Halk rahat nefes alacak

HDP, Türkiye’yi birleştiren bir siyasi güç olarak Türkiye siyasetinin bundan sonraki gidişatına yön vermede önemli rol oynayacaktır. PKK, Önder Apo, zaten Türkiye’yi birleştirmek isteyen bir harekettir. Hem Kürt Özgürlük Hareket’inden etkilenen hem de Türkiye’deki Mustafa Suphilerin, Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin mücadelesinden etkilenen, Türkiye’deki demokrasi güçlerinin, ezilenlerin, sosyalistlerin, aydınların ve sanatçıların yürüttüğü mücadeleden güç alan bir HDP gerçeği vardır. HDP gerçeğinin ağır baskı ortamında 24 Haziran seçimlerinde başarıyla çıkması Türkiye açısından önemli sonuçları olacaktır. Türkiye halkı rahat nefes alacaktır. Farklı bir alternatifin olduğunu görecektir. Ne Cumhur İttifakı ne de Millet ittifakı yeni bir Türkiye’yi ifade etmiyor, yeni bir yaşamı ifade etmiyor. Onlar Türkiye’deki klasik devlet anlayışı içinde iktidar mücadelesini ifade ediyorlar. İktidar blokları arasındaki mücadeledir. HDP ise halkların alternatifidir, ezilenlerin alternatifidir. Yüz yıldır iktidarda kalan ama halkları özgür ve demokratik yaşama kavuşturmayan, Türkiye’yi bir iç savaş noktasında bırakan siyasal anlayışa, iktidar bloklarına karşı bir alternatifi temsil ediyor. Bu bakımdan bu seçim Türkiye halkları için önemlidir. HDP’nin kökleşmesi, gerçek bir parti, siyasal hareket haline gelmesi Türkiye için büyük bir kazanım olacaktır.

Sadece yüzde 10 barajı yok

Kürtler ve Türkiye halkları üzerindeki esas baskı gücü Türk devletidir, şovenist güçlerdir. Bunlar zaten HDP üzerinde yoğun bir baskı oluşturuyorlar. HDP’nin bütün çalışmalarını engellemeye çalışıyorlar. Bu durum karşısında HDP’nin tüm üyeleri, tüm demokratlar, tüm kadınlar, tüm gençler, Alevi Sünni tüm Kürtler, Çerkezler, AKP iktidarının dini kullanmasından rahatsız olan inançlı kesimler, herkes HDP’ye sahip çıkmalıdır. HDP çalışmalarına aktif katılmalıdır. HDP’ye sadece yüzde 10 barajı yok. Basın barajı var, jandarma barajı var, polis barajı var, mahkeme barajı var, her türlü baraj var. Bunları aşacak cesaret, bunları aşacak bir sahiplenme, tarz ve tempo gerekiyor.

HDP’ye basın kapalı olduğundan her bireyin aktif çalışması, topluma ulaşması, gidip sözlü anlatması lazım. Göz göze insanlarla karşılaşıp HDP gerçeğini, HDP’nin nasıl bir Türkiye istediğini, HDP’nin projelerini anlatmaları lazım.

HDP’nin seçim başarısında AKP iktidarından rahatsız olan Kürtlerin kazanılması da önemli rol oynayacaktır. AKP iktidarından rahatsız olan muhafazakâr kesimler var. Bunlara da AKP’nin nasıl Kürt düşmanı olduğunu, nasıl din düşmanı olduğunun anlatılması gerekiyor. AKP’nin ne Kürtlükle, ne inançla alakası olduğunu, aksine Kürt düşmanı olan, inancı da milliyetçiliğe alet eden, bu yönüyle dine DAİŞ gibi zarar veren bir parti olduğunun ortaya konulması gerekiyor.

Aleviler HDP’yi destekliyor

Bu seçimlerde HDP açısından önemli gelişmeler var. Özellikle Alevilerin HDP’yi desteklemesi var. Önemli bir oy potansiyeli olan Alevilerin HDP’ye yönelmesi çok önemlidir. Böylece Alevilerin demokrasi mücadelesinde daha aktif yer almak istediğini görüyoruz. Zaten Alevilerin inanç kimliğinin özgürlüğü ancak demokrasiyle sağlanabilir. Aleviler için zaten en büyük ibadet demokrasi mücadelesidir. Çünkü ibadetlerini de, inançlarını da anacak demokratik bir Türkiye’de koruyabilirler. Demokratik ulus anlayışının olduğu Türkiye’de koruyabilirler. Çoğulcu ulus anlayışına, çoğulcu etnik ve dinsel anlayışa dayalı bir Türkiye’de kendi varlıklarını sürdürebilirler.

Demokrasi güçleri de HDP’ye destek veriyor. Bu da önemlidir. Demokrasi güçlerinin yönelimi HDP’nin Türkiye’nin geleceği olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin geleceği olan siyasal kesimler bugün HDP etrafında toplanmıştır. Bunların kazanılması HDP’nin başarısında önemli rol oynayacaktır.

İnançlı kesimler AKP’den uzaklaşıyor

Bundan öte HDP’nin kazanması gereken kesimler vardır. Kazanılmış olanların yanında kazanılması gerekenleri de kazanmak gerekiyor. Bu açıdan AKP iktidarından kopan Kürtlerin, gerçek inancı, gerçek dini demokrasi içinde yaşayacağına inanan kesimleri de etkilemek, HDP’ye oy verir hale getirmek önemlidir. AKP kendisine oy veren Kürtler ve inançlı kesimler içinde önemli bir teşhir yaşamıştır. Kürtlük değerlerini yaşayan Kürtlerin AKP’ye artık inanması mümkün değildir. İslam inancına, değerlerine sahip olan insanların da artık AKP’ye inanması mümkün değildir. Bu yönüyle eğer iyi çalışılırsa, topluma gidilirse AKP iktidarını geriletmek ve HDP’nin başarısını sağlamak mümkündür.

HDP barajı mutlaka aşacaktır

HDP’nin başarısı açısından ilk önce barajı aşması, sonra da yüksek oy oranıyla olabildiğince fazla milletvekili çıkarması önemlidir. Barajı aşması açısından sadece milletvekili çıkarılan yerlerden oy alması yetmez; milletvekili çıkmayacak şehirlerden de yüksek oy alınması önemlidir. Bu açıdan milletvekili çıkmayacak diye motivasyon eksikliği yaşanır ve buralarda iyi çalışılmazsa milletvekili çıkarılan yerlerde yeterince oy alınsa da baraj aşılmayabilir. Kuşkusuz HDP’nin baraj sorunu olmayacaktır. Mutlaka aşacaktır. Ancak bir Türkiye partisi olarak kimliğinin gereği her il ve ilçede oy alması önemlidir. Böyle olursa Türkiye siyasetinde rolünü oynayabilir. Bu açıdan seçim kampanyasını tüm il ve ilçelerde gerçekleştirmek önemlidir. Özellikle milletvekili çıkmasa da yüksek oy alınacak yerlerde çalışmalar çok önemlidir. Kaldı ki buralarda milletvekili çıkarma olasılığı da vardır. iki blokun da Türkiye halklarının özlemlerine cevap vermeyeceği düşünülürse iyi çalışıldığında 7 Haziran’ı aşacak bir oy oranına da ulaşılır. Öte yandan yoğun hileler yapılacağı düşünülerek hiçbir hilenin HDP’yi baraj altına düşüremeyeceği düzeyde topluma ulaşmak gerekir.

Kürtlerin ittifakına müdahale oldu

HDP, Kürt düşmanı, din düşmanı, farklılıkların düşmanı olan Erdoğan karşısında tüm farklı kesimlerle ittifak yapmayı amaçlayan bir politika izledi. 24 Haziran seçimlerine Türkiye’nin tüm farklılıklarını içererek girmek istedi. Çünkü AKP iktidarı tüm farklılıklara düşman olan bir partidir. Tek millet, tek devlet diyen, böyle diyerek Kürtleri inkâr eden, son birkaç yıllık politikasıyla açıkça Kürt düşmanı olduğunu ortaya koyan bir partidir. Kendine Kürt diyen, Kürt olduğunu söyleyen partilerin bu tekçi zihniyet karşısında birleşme yaklaşımı benimsemeleri gerekirdi. HDP bu bakımdan doğru bir yaklaşım ortaya koydu. Kürtlerin de partisi olan HDP, bu partilerle Kürdistan zemininde ortaklık yapmak istedi. Görüşmeler de oldu, duyduğumuza göre bunların hemen hemen bütün talepleri kabul edildi. Ortak seçim kampanyası yapmak, mitingleri ortak yapmak, mitinglerde kendi bildirilerini dağıtmaları, kendi afişlerini asmaları, ortak afişler yapılması kabul edilmiş. Yine Kürdistan için ortak siyasi bir beyanname açıklanması da kararlaştırılmış. Bizim bildiğimiz böyle. Ancak sonradan ne olduysa dışardan bir müdahale oldu ve HDP’yle bu partilerin seçim ittifakı gerçekleşmedi. Büyük ihtimalle AKP’nin müdahalesi oldu ya da AKP’nin isteğiyle başka güçlerin müdahalesi oldu ve sonuçta bu güçler böyle bir seçim ittifakına girmediler.”