
Komutan Rubar Qamişlo Hamlesi’nde Hesekê’nin Huda köyünde DAİŞ çeteleriyle çıkan çatışmada yaşamını yitiren YPJ Komutanı Songül Kurt, devlet terörünün en yoğun hissedildiği yerlerden Gever’de doğup büyür. Liseye kadar okul yaşamını 90’lı yılların şiddet cenderesi altında tamamlayan Kurt, ailesiyle dağlara pancar toplamaya gittiği günlerde PKK gerillalarıyla tanışır. O günler, Geverli genç kadının yaşamında dönüm noktası olacaktır. Annesinin deyimiyle “Gerilla lafını bile duyunca içi kıpır kıpır olan” Kurt, 2003 yılında PKK saflarına katılır; Hêvî Gever Marînos adını alır.
Dağ dağ dolaştı
Zagros’ta uzun yıllar gerillalık yapan Hêvî Gever, Kürdistan’ın dört parçasında da mücadele yürütür. Babasının deyimiyle “Dağ dağ dolaşan” Hêvî, son olarak Şengal üzerinden Rojava’ya geçer. 17 Mayıs’ta Hesekê’nin Huda köyünde DAİŞ’le çıkan çatışmada yaşamını yitirir.
YPJ Komutanı Kurt’u DİHA muhabirlerine anlatan ailesi, O’nun cesareti, neşesi ve özgürlük mücadelesine tutkuyla bağlı oluşuyla örnek bir kişilik olduğunu söylüyor.
Kızkardeşi Şükran Kurt, ablasından “Songül Heval” diye bahsederek, “Çok farklı bir kadındı. Mesela, annemlerle tandırda ekmek pişirmesi bile farklıydı. Hep anneme ‘Bana Helimcan şarkısını söyle’ derdi. Annem şarkıyı söylemedikçe, anneme yardım etmezdi. Katılmadan önce dikiş nakış kursunda eğitmenlik yaptı. Tam bir kilim ustasıydı. Çok yetenekliydi. Eve bir misafir geldi mi, bir de bakmışsınız tüm işleri yemekleri iki dakikada bitirirdi. Çok emekçi ve çalışkandı” diyor.
Gerillaya tutkuyla bağlıydı
Şükran Kurt, ablasının özgürlük mücadelesine tutkuyla bağlı olduğunu da şu sözlerle anlatıyor: “Gitmeden bir gün önce niyetini bana söyledi. Öyle bir aşkla doluydu ki gerillalardan söz edince bile heyecandan eli ayağı titrerdi. Akşam olup eve geldiğimizde bana cüzdanını hediye etti. Her bir eşyasını birimize verdi. Sabah erkenden uyandı ve ablamıza ev temizliği için yardıma gideceğini söyledi. Sonra gitti ve özgürlük yoluna koyuldu. Bizi aradığında da ‘Kürdistan’ın toprağı için, onur için, başarı için gittim’ dedi. Ondan sonra yıllar geçti sadece iki mektup alabildik, o telefon son konuşmamızdı.”
Cesareti sonsuzdu
Kızkardeşinin bıraktığı yerden baba Salih Kurt tamamlıyor sözü: “Aşk doluydu ve rızası ile gitti. Çok saf, temiz, dürüst bir insandı. Hatta yoldaşları hep onu örnek alırmış. Cesareti sonsuzdu. Akşamın en karanlık anında bile dalardı karanlığın içine korkusuzca. Halkı için yanan biriydi. Bana derdi ki ‘Bana hevalleri görünce, aklım başımdan gidiyor. Gidip onlara varacağım’ Ben de ona ‘Sen otur hele dur, ben gideceğim’ dedim. Her şeyin farkında alim biriydi. Her işe o öncülük ederdi. Dağ dağ dolaştı ve Şengal üzerinden Rojava’ya gitti. 8 ay boyunca da orada mücadele etti ve Hesekê’de şehit düştü.”
Azimliydi, iradeliydi
YPJ’li Kurt’un annesi Cevahir Kurt ise güçlükle başladığı konuşmasında kızına dair hafızasından hiçbir zaman silinmeyecek olan anıları sıraladı: “Ben çok kız yetiştirdim ama onun gibisi yoktu. Onun çocukluğu bile çok farklıydı. Azimliydi, güçlüydü, sakindi, çalışkandı. Öyle bir aklı vardı ki sanki bizden biri değildi. İradesi o kadar kuvvetliydi ki Kur’an’ı bile çok kısa sürede hatim etti. Pancara gittiğimizde gelip ‘Ana çok mutluyum hevallerin çaydanlıklarını gördüm’ diyordu. Dağdan inişi mutluluk doluydu. Nişanlanacaktı ama içine başka bir şey doğdu. Hazırlandı, vedalaştı ve evden çıktı.”
DİHA/HAKKARİ