REWŞAN DENİZ / FRANKFURT


Almanya’da 26 yıllık geçmişe sahip Almanya Göçmen İşçiler Federasyonu’nun (AGİF), hafta sonu gerçekleşen kongresinde bir kez daha Genel Sekreterliğe seçilen Onur Güler, Rojava’yla, Kürt özgürlük mücadelesiyle dayanışmanın aşıldığını belirterek, “Bugünün konusu yoldaşlaşmadır” dedi. “Mehmet Tunç’un o bodrumlarda söylediği sözler, AGİF olarak bizim de sözümüzdür. Mücadelesini büyütebilmek bizim de en temel görevlerimizden bir tanesidir” diyen Güler, federasyonların daha çok sokağa çağıran, cesur adımlara ihtiyacı olduğunu vurguladı. 

AGİF, Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmen işçi ve siyasi mültecilerin Almanya’da hakların savunan 26 yıllık bir federasyon. Irkçı ve ayrımcı yasalara ve uygulamalara karşı kurulan AGİF, kurulduğu günden bu yana emek alanında mücadele veriyor. “Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Kurultay” gibi uluslararası düzeyde yoğun etki yaratan çalışmaların yanı sıra politik mültecilerin sınır dışı edilmesine karşı da mücadele ediyor. En son Nürnberg’de bir Afgan mültecinin sınırdışı edilmesine karşı çıktığı için gözaltına alınan AGİF üyesi Sercem Yıldız halen tutuklu bulunuyor. 


Yeniden Genel Sekreter

AGİF, Avrupa’nın 8 ülkesinde aynı amaçlar doğrultusunda 2005 yılından bu yana faaliyet yürüten Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-Kon) bünyesinde faaliyet yürütüyor. Geçtiğimiz hafta sonu kongresini yaparak yönetimini yenileyen AGİF’in Genel Sekreteri Onur Güler, 5 yıllık aktif çalışma sürecindeki gözlemlerini Özgür Politika Gazetesi’ne anlattı. 


Gönüllü birliktelik politik zorunluluk

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nda (SGDF) faaliyet yürüten Güler aynı zamanda HDK Avrupa’nın da kurucu üyeleri arasında. Türkiyelilerin üç kuşaktır Almanya’da yaşayan en büyük göçmen kitlesi olduklarını ifade eden Güler, özellikle 70’lerle Türkiye’den gelmiş işçi akınını, ardından 80 askeri faşizmiyle bu topraklara göç emek zorunda bırakılan sosyalist kesimle ilişki kuran bir federasyon olduklarını ifade etti. 

Almanya’nın farklı kentlerindeki derneklerin ortak amaçlar uğruna güçlerini federasyon çatısı altında birleştirme kararı almaları sonucu 91 yılında kurulan AGİF için Güler, “20 yılı aşkın süredir Almanya’da dernekleri ve yerel çalışma gruplarıyla mücadele yürütüyor” dedi. Güler, “AGİF’in kaç üyesi var ve çalışmalarını nasıl yürütüyor” şeklindeki sorumuza “Burjuva partilerin resmi üyelik endişeleri vardır. AGİF, NAV-DEM, ATİF gibi federasyonlar için çalışmada esas olan, gönüllü birlikteliktir” yanıtı verdi. 


Referandumda aktif yer aldı

Güler bu açıklamasını da şu örnekle destekledi:”En yakın örnek olarak 16 Nisan referandum sürecini gösterebilirim. Almanya’da 19 kente çalışma yürüttük. Bu kentlerin bazılarında 3 aktivisttik ama Köln gibi kentlerde 100’e varan çalışanımız vardı. Şu anda 400’e yakın aktif çalışanımız ve temasta olduğumuz kitleler var. Bütün dernek ve yerel alanlarımız bunun kaydını tutuyor. Ama dediğim gibi; bizim için önemli olan gönüllü çalışma ve bireyin kendisinin mücadeleye kattığı değerdir.” 


Kırmızı çizgimiz Kürt mücadelesi 

Yürüttükleri çalışmalar ve bu çalışmaların işçiler üzerindeki etkilerini Güler şu şekilde anlattı: “Türkiye’de de politik çalışmalar yürüttüm. Türkiye ile burada bazı parelellikler bulunuyor. Kırmızı çizgilerimiz var. Türkiye ve Kürdistan’ın devrimini büyütmek ve dayanışmak için çalışma yürütüyoruz. Amacımız, Türkiyeli işçileri değiştirip, dönüştürmek. Burada Türkiyeli ve Kürdistanlı işçilerle birlikte mücadele ediyoruz. Kürdistan devrimi dair fikirlerimiz, Kobanê direnişiyle daha da olgunlaştı. Türkiyeli işçiler için gelecek olan demokrasi ancak Kürt ulusunun özgürlüğünden geçer. Kendimden örnek vermek istiyorum; Türk kökenliyim, hatta gençlik dönemlerinde ırkçılığa varabilecek görüşleri olan biriydim. Beni bu hareket değiştirdi. Sonuna kadar da Kürt halkının, Kürt ulusunun mücadelesini verececeğim.” 


Ivana Hoffmann örnektir

Federasyonun gençlik ve kadın örgütlenmeleri hakkında da bilgi veren Güler, “Kadın ve gençlik örgütleri özerktir. Federasyonda gençlik örgütlenmesinin adı Young Struggle (YS). Kadınlar da Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) adı altında özerk ve ayrı olarak mücadele ediyorlar” dedi. 

Almanya’daki Türkiye ve Kürdistanlılar dışındaki farklı halklarla ilişkilerini kadın ve gençlik üzerinden gerçekleştirdiklerini aktaran Güler, Rojava’da şehit düşen Ivana Hoffmannn (Avaşin Tekoşin Güneş) örneğini vererek şöyle devam etti: “Benim de uzun dönem birlikte kaldığım bir yoldaşım. Onun gibi Almanlarla irtibatımız var. Gençlik olarak Alman yoldaşlarımız var. Ayrıca Alman örgütleriyle ilişkilerimiz var ancak temel temel kökümüz Türkiye ve Kürdistanlılar.” 


İkiyüzlü politika yürütülüyor

Avrupa’nın özel olarak da Almanya’nın Türkiye söz konusu olunca ikiyüzlü bir politika yürüttüğünün altını çizen Güler şunları belirtti: “Bir taraftan Avrupa ya da Alman devleti, Erdoğan ve onun kabinesiyle bir tartışmaya girerken diğer taraftan bizim gibi göçmen örgütleri kriminalize etme politikalarını sürdürüyor. Özellikle son dönemde 129a/b yasaları üzerinden birçok Kürt siyasetçi hapishanelere atıldı. Yine ATİF’li yoldaşların mahkemeleri var. Bizim açımızdan da süreç böyle. Alman devleti, bir taraftan Türkiye ile yakın dönemde ilişkilerin bozar gibi gözüküyor ama diğer taraftan çıkarları konusunda hep ortaklar. Mesela; bayrak yasakları. Frankfurt Newrozu’nda Öcalan flamaları yasaklandı ve bir çok kişiye dava açıldı. Almanya ve Türkiye bu konuda çok ciddi diplomatik ortaklık sağladı. Şunu biliyoruz; mesele demokrasi, özgürlük ve mücadele oldumu kesinlikle ortak çıkarları devreye giriyor.” 


Dayanışmanın ötesinde yoldaşlaşma

Bu politikalara karşı dayanışmayı da aşan bir mücadele pratiğine ihtiyaç olduğunun altını çizen Güler şöyle konuştu: “Artık dayanışma meselesi geride kaldı, bugünün konusu yoldaşlaşmadır. Ivana 3 sene önce bu salonlardaydı. MLKP’nin Rojava, Kobanê’de ölümsüzleşen savaşçısı Suphi Nejat Ağırnaslı (Paramaz Kızılbaş) gibi yoldaşlar bu alanlardan çıktı. Gerek Rojava’da gerek Türkiye’nin birçok alanında Kürt Özgürlük Mücadelesi’yle yoldaşlık ilişkilerine girdiler. Türkiye’de de HDK boyutuyla, artık dayanışmanın ötesine geçildi. Özelikle Halkların Demokratik Kongresi-Avrupa kuruluşunda AGİF ve NAV-DEM’in sürecinin öncülerinden olması, yeni bir sürecin başlangıcıdır. Güç birlikleriyle üzerimize düşen görevi yapacağız.”

OHAL’le birlikte Türkiye’deki işçi ve emekçiler üzerinde artan baskılara işaret eden Güler, 30 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında Almanya’nın Frankfurt kentinde gerçekleştirdikleri kongrede şu kararlaşmaya vardıklarının altını çizdi: “Federasyonların, komisyonların, geri adım atan, tutuk davranan değil daha çok sokağa çağıran duruşu olmalı. Cesur adımlara ihtiyaç var. Bu bizim açımızdan elzem bir nokta. Kurumsallaşma ve diplomasi alanı, yerel komite ve derneklerin kurulması, bunların iç işleyişi konusunda, bir çalışma ve profesyonelleşme gerekiyor.”


Rojava için mücadeleye

Kürt Özgürlük Hareketi’nin milyonları buluşturan bir halk hareketi olduğunu vurgulayan Güler, “40 yıllık mücadeleden öğrenmek, oradan ders çıkarmak gerekiyor” diye ekledi. Federasyon olarak Rojava’yla ilgili çalışmalara da öncelik verdiklerini ifade eden Güler şöyle konuştu: “Rojava bir modeldir. Ortadoğu’da 3.yol olarak kendisine alan açtı. Bu Avrupa ülkelerinde duyurmak, sendika ve partilerle bunu tartışmak, bunun için panel organize etmek, çeşitli faaliyetler yürütmek önceliğimiz. Mesela; bu yıl Ivana Hoffmann Festivali’nin üçüncüsünü düzenledik. Festivalin tüm gelirini Rojava’ya gönderdik. İlaç kampanyasından siyasal aktivitelere kadar elimizden geldiği kadar ortak platformlarda AGİF olarak mücadele edeceğiz.” 


Mehmet Tunç’un izindeyiz

Ülkede yaşanan baskılar nedeniyle sürgüne çıkmak zorunda kalanlar için “Burada kendilerini var edebilecek alan açabilmek, bürokratik işlemleri için ön açıcı olmak, Avrupa topraklarında da bir mücadelenin olabileceğini anlatıyoruz” diyen Güler, şöyle devam etti: “Türkiye ve Kürdistan’da büyük bedeller ödendi. Bodrumlarda insanlarımız yakıldı. Mehmet Tunç’un o bodrumlarda söylediği sözler, AGİF olarak bizim de sözümüz olmalı. Avrupa topraklarında yaşıyor olabiliriz ama Mehmet Tunç yoldaşın vermiş olduğu sözleri bu topraklarda yaşatabilmek, mücadeleyi büyütebilmek, bizim en temel görevlerimizden bir tanesidir. Kendi öz gücümüze güveneceğiz.” 



AGİF: Örgütlülüğünü yükselt


AGİF, geçtiğimiz hafta sonu Frankfurt Saaibau Niderrad Salonu’nda gerçekleştirdiği 24.olağan kongresi “Irkçılığa, faşist örgütlenmelere ve göçmenlerin kriminalize edilmesine karşı örgütlülüğünü yükselt” sloganıyla gerçekleştirdi. 

Kongrede, Almanya’da ırkçı AfD partisinin yükselişine karşı göçmen toplumlarının, Halkların Demokratik Kongresi -Avrupa’nın (HDK-A) çatısı altında mücadele yürütmesinin önemine vurgu yapıldı. Güney Kürdistan ve Katalonya’da bağımsızlık referandumu gerçekleştiren halkın iradesini selamladı. Kongre sonucunda, 3’ü kadın olmak üzere 7 kişilik Yönetim Kurulu seçildi.