Stratejik Saraqib kenti çetelerden alınıp, M5’te ise denetim tekrar Suriye ve Rus ordu güçlerine geçerken, Rus askeri polisi kente yerleşti. Türk Savunma Bakanlığı ise bir Suriye savaş uçağının düşürüldüğünü açıkladı. Farklı kaynaklar ise 2 Türk SİHA’sının ise vurulduğu duyurdu.
İdlib’de Suriye ve Rusya’nın Türk devletinin denetiminde olan çete gruplarına yönelik operasyonunda M4 ve M5 karayollarının kavşağındaki stratejik Saraqib kenti dördüncü kez el değiştirdi. M5 karayolu da tekrar rejimin kontrolüne girerken, Saraqib kentine Rus askeri polisi yerleşti.
Türk Savunma Bakanlığı’nın bir Suriye uçağının daha düşürüldüğüne dair duyurusu ise savaş cephesinde yaşanan bir başka gelişme oldu.
Saraqib dördüncü kez el değiştirdi
İdlib operasyonunun başladığı Aralık 2019’da çetelerin elindeki Saraqib kenti M5 karayolunun alınmasıyla birlikte Suriye ordusunun denetimine geçmişti. Ancak, geçen hafta bu kent 27 Şubat’ta Türk ordusunun büyük kayıp verdiği hava bombardımanından önce Türk devleti himayesindeki çetelerin tekrar işgaline uğramıştı. İşgalin ardından Rusya ve Suriye ordusunun yoğun bombardımanı sonucu kent, Türk ordusunun saldırıları ve çevre bölgelerden yoğun çete takviyesine rağmen önceki gün tümüyle Suriye ve Rusya’nın denetimine girdi. Dün de kısa süre önce bir bölümü tekrar işgal olan M5 karayolunda ise yeniden Suriye ordusu ve Rusya tümüyle kontrolü ele geçirdi.
Ancak Rus askeri polisinin Saraqib’e girmesi ise önemli bir ayrıntı. Rusya Savunma Bakanlığı, Rus askeri polisinin İdlib eyaletinde iki karayolunun kesişim noktasında bulunan stratejik önemi yüksek Saraqib kentine yerel saat itibariyle 17.00’de girdiğini açıkladı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, M4 ve M5 karayolları üzerinde araçların ve sivillerin, kesintisiz ve güvenli bir şekilde hareket etmelerinin önemli olduğu belirtildi. Kent, Şam-Hama-Humus’u Halep’e bağlayan uluslararası M5 karayolu ile Lazkiye-Halep karayolunun kesiştiği noktada bulunuyor.
Çete grupları, Hama’nın kuzey ve kuzeybatısında, Suriye ordusuna kaptırdıkları toprakları geçen hafta ve hafta sonu düzenledikleri saldırılarla geri almıştı. Saraqib’deki gelişmelere paralel olarak El Kaide kökenli dinci çete gruplarının ilerlemesinin durdurulması dikkat çekti.
‘Suriye uçağı düşürüldü’
Bu arada Türk Savunma Bakanlığı Suriye’ye ait L-39 tipi bir savaş uçağının düşürüldüğün duyurdu.
Türk Savunma Bakanlığı, Pazar günü de Suriye’ye ait 2 SU-24 tipi savaş uçağının düşürüldüğünü duyurmuştu.
Türk SİHA’ları düşürülüyor
Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden ve gelişmeleri, sosyal medya hesabından paylaşan gazeteci Farhad Shami, Suriye ordu güçlerinin Türk silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) karşı Saraqip’te S-200 hava savunma sistemini kullandığını ve ANKA tipi iki SİHA’yı düşürdüğünü belirtti. Shami bir Türk SİHA’nın Saraqib’de, birinin de Saraqib’e bağlı Kefer köyünde düşürüldüğünü Twitter hesabından paylaştı. Daha sonra ise farklı kaynaklar, Shami’nin paylaşımlarını doğrulayan haberler verdi.
ABD: İdlib’de Türkiye’ye hava desteği sağlamayacağız
Savaş cephesi yoğun çatışmalara sahne olurken, diplomasi cephesinde de açıklamaların yoğunluğu, tehditler ve girişimler dikkat çekiyor.
İdlib operasyonu nedeniyle gerilimi yükselen Türk-Rus ilişkilerinde ABD’nin nasıl bir tutum takınacağı da merak konusuydu. ABD Savunma Bakanı Mark Esper, İdlib konusunu soran gazetecilere, Türk devletinin ‘Bahar Kalkanı’ adı verdiği işgal saldırısına hava desteği vermeyecekleri yanıtını verdi.
İdlib’de ‘insani yardım’ taleplerine olumlu yanıt vereceklerini ifade eden Esper, Türkiye’nin sınır kapılarını açma hamlesinin ise bunun Ankara’nın kendi vereceği bir karar olduğunu söyledi.
ABD’nin fiili olarak İdlib’de bir savaşta yer almayacağı, Türkiye’nin işgal saldırılarına dışarıdan destek vereceği yönünde bir izlenim vardı.
Ancak, Esper’in açıklamasının 5 Mart’ta Türk Cumhurbaşkanı Recep T.Erdoğan’ın Moskova ziyaretinden önceye denk gelmesi dikkat çektiği gibi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin karşısında Erdoğan’ın elini daha da zayıflatıyor. Zira, Erdoğan İdlib’de çeteleriyle birlikte işgal ettikleri alanların muhafazası, hem de Rusya karşısında elinin daha güçlü olması için ABD, AB ve NATO’nun daha güçlü bir desteğine ihtiyaç duyuyor. Buna Avrupa Birliği’nden taviz ve para koparmak için milyonlarca göçmen/mülteciye sınır kapılarını açması ve Avrupa’ya sürmesi de dahil.
Peskov’dan açıklamalar
Öte yandan Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya ve Türkiye’nin İdlib’de doğrudan birbirleriyle çatışma riskini orduların yakın teması ve diyaloğu sayesinde en aza indirgeyebileceklerini umduklarını söyledi.
Gazeteciler, basın toplantısında Peskov’a Rus ve Türk askerlerinin İdlib’de birbirlerine çok yakın mesafede bulunması nedeniyle Rusya ile Türkiye arasında doğrudan çatışma riskinin ne kadar yüksek olduğunu sordu.
Peskov, “İki ülkenin orduları arasında gerçekleştirilen yakın temas ve diyalog sayesinde bu riski önemli şekilde indirgeyebileceğimizi umuyoruz” yanıtını verdi. Peskov, BM Suriye Araştırma Komisyonu’nun Rusya’nın İdlib’de savaş suçu işlediğine dair suçlamalarını kesin bir dille reddetti.
Peskov, “Bu suçlamaları kesinlikle reddediyoruz. Bu suçlamalar, İdlib’deki teröristler Suriye ordusuna karşı saldırıya başladıktan 1-2 gün sonra yöneltildi. Hiçbir komisyonun sahada olan bitenler hakkında güvenilir bilgi elde edemeyeceği aşikar” dedi.
Komisyonun raporunda terör örgütlerinin eylemleri hakkında hiçbir hususa yer verilmediğini ve bunun bu komisyonun çıkarımlarını ‘en azından tek taraflı’ yaptığını kaydeden Peskov, suçlamaları kesinlikle kabul etmediklerini vurguladı.
‘Putin’in planlamaları arasında dörtlü zirve yok’
Bloomberg haber ajansının Almanya Başbakanı Angela Merkel’e yakın bir vekile dayandırdığı, 6 Mart’ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türk Cumhurbaşkanı Recep T.Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel arasında dörtlü zirve yapılacağı iddiası da basın toplantısında gündeme getirildi.
Böyle bir zirve konusunda mutabakat sağlanmadığını ve o tarihte Putin’in planlarında dörtlü zirve bulunmadığı söyleyen Peskov, gazetecilere 5 Mart’ta Kremlin’de Putin ile Erdoğan arasında yapılacak ikili zirveyi bekleme tavsiyesinde bulundu. Peskov, Putin, Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani arasında yapılması planlanan üçlü zirvenin ise Putin, Erdoğan ve Ruhani’nin programı üzerinde mutabakat sağlanması halinde gerçekleşeceğini ifade etti.
HABER MERKEZİ
Türkiye ölülerini ya gizliyor ya da azaltarak veriyor
Suriye’de haksız ve gayri meşru şekilde, El Kaide kökenli her türlü savaş suçlarına imza atan çeteleriyle işgal saldırısını yapan Türk devleti, İdlib’de çatıştırdığı askerlerinin ölümlerini ya kamuoyundan gizliyor ya da mümkün olduğunca az göstermeye çalışıyor.
Türk Savunma Bakanlığı açıklamaları genelde “1 Kahraman arkadaşımız şehit düştü” biçiminde. Askerin vurulduğu yer, ayrıntıdan özenle kaçınılması hemen hemen tüm açıklamalarda rastlanılan durum.
Türk Savunma Bakanlığı, İdlib’de Suriye ve Rusya’ya karşı yürüttüğü ve ‘Barış Kalkanı Harekatı’ adıyla kamufle ettiği işgal faaliyetlerinde bir askerin daha öldürüldüğünü duyurdu.
Açıklamaya göre, daha öncekiler de olduğu gibi yine 1 asker de yaralandı.
Ayrıntıları CHP’liler veriyor
Son asker ölümünde ayrıntının Türk ordusu tarafından değil, CHP’li yöneticiler tarafından verilmesi ise dikkat çekti.
Ölen askeri sosyal medya hesabından duyuran İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer “Yine yüreğimiz yandı! İzmirli Piyade Uzman Çavuş Mustafa Muhammed Ak şehit olmuştur. Şehidimize Allah’tan rahmet, acılı ailesine sabır dilerim” dedi. Soyer, paylaştığı ikinci mesajda ölen askerin cenazesiyle ilgili bilgileri verdi.
Yine aynı askere ilişkin CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Başkanı Mansur Yavaş da sosyal medya hesaplarından paylaşımda bulundu.
HABER MERKEZİ
Esad-Hafter anlaşması
Suriye yönetimi Şam’daki Libya Büyükelçiliğini, resmi olarak Türk devletinin desteklediği kukla yönetim Müslüman Kardeşler kökenli Libya Mutabakat Hükümeti’ne karşı savaşan General Halife Hafter hükümetine verdi. Suriye rejiminin resmi haber ajansı SANA’nın geçtiği habere göre, Suriye yönetimi, Libya’nın Şam Büyükelçiliğini Halife Hafter hükümetine verdiğine dair mutabakat zaptını imzaladı. 8 yıldır kapalı olan büyükelçilik, Hafter’in hükümet temsilcileri ile Şam’da imzalanan mutabakat zaptı verilirken, Hafter hükümeti ilk kez resmi olarak bir devlet tarafından tanınmış oldu.