HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, yoğun bir program dahilinde çalışmalarını sürdürüyor. Ziyaret, toplantı ve iftarlara katılan Demirtaş, hafta sonu da çok önemli buluşmalar gerçekleştirdi. Demirtaş, hem Alevi örgütleri temsilcileri hem de   diğer halkların temsilcilerini dinledi, önerilerini paylaştı. HDP Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, kendilerine tekçiliği, ırkçılığı dayatanlara karşı inat ve ısrarla bu toprakların unsurları ve eşit sahipleri olduklarını söyleyeceklerini vurguladı. Alevilere demokrasi mücadelesinden dolayı ayrıca teşekkür eden Demirtaş, Roboskî Müze Girişimi toplantısında ise Türk Başbakanı eleştirdi. “Bu katliamı yapan insanlığın yüzkarası zihniyeti, insanlar müzeye her gittiğinde 34 kişinin nasıl savaş uçaklarıyla canlı, canlı parçalandığını görerek unutmayacak” diyen Demirtaş, mezhepçi politikadan vazgeçmesini istediği Türk Hükümeti’nin Rojava saldıran çetelere desteğine tepki gösterdi.

Selahattin Demirtaş, Ankara’da Roboskî Müze Girişimi toplantısına katıldı. Demirtaş’a HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Roboskî‘de yakınını kaybeden Ferhat Encü ve HDP Eşbaşkan Yardımcısı Ayhan Bilgen eşlik etti. TBB’nin Avukat Prof. Dr. Faruk Erdem Avukat Evi’nde gerçekleşen toplantıda konuşan Demirtaş, Başbakan Erdoğan’ın seçim kampanyalarında bütün halkı kucaklayacağını iddia ettiğini, ancak Roboskî Katliamı’nın yaşandığı dönemin Başbakan’ı olarak bu ailelerini kucaklayamayacağını söyledi.
Müze için yarışan projeleri insanlığın yüz akı olarak değerlendiren Demirtaş, “Bu katliamı yapan insanlığın yüzkarası zihniyet ise insanların müzeye her gittiğinde 34 kişinin nasıl savaş uçaklarıyla canlı, canlı parçalandığını görerek unutulmayacak” dedi. İsrail’in Filistin saldırısını eleştiren Erdoğan’ı samimi bulmayan Demirtaş, “İsrail’i kınıyor! Robokî‘yi hatırlatırlar ve İsrail Başbakanı sorar, ‘Sen misin beni kınayan’ der. Daha dün Gezi’de ölenlerin annelerini yuhalatırken neden İsrail senin kınamanı ciddiye alsın” diye konuştu.
IŞİD çetesinin Kobanê‘ye yönelik saldırılarını da değerlendiren Demirtaş, hükümetin mezhepçi dış politikalardan vazgeçerek, bütün halkların çıkarına bir politika izlemesi gerektiğini söyledi. Erdoğan’ın İŞİD’e hala terör örgütü dememesini de eleştiren Demirtaş, “Örgütün elindeki rehinler kurtarılınca terör örgütü diyecek misin? Erdoğan’ın örgütü İslami bir örgüt olarak sunması da İslama yönelik hakarettir. Artık bu örgüte sunduğu desteği kessin ve Adana’daki MİT TIR’larının nereye gittiğini açıklayın” dedi

Aleviler dar kalıplara hapsedilemez

Demirtaş, Alevi örgütleri temsilcileriyle Serçeşme Cemevi’nde biraya geldi. Toplantıya, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Garip Dede Dergahı, Gazi Cemevi Vakfı, Hacı Bektaş Veli Eğitim Kültür Derneği. Özgür Demokratik Alevi Derneği, Pir Sultan Abdal Gazi Cemevi, Kızılırmak Derneği Federasyonu, Ankara Dersimliler Derneği ve Divriği Kültür Derneği temsilcileri katıldı. 
Alevi örgütleriyle buluşmasının asıl amacının seçimler için destek istemek olmadığı ve Alevi yaşam felsefesinin köklü bir tarihi olduğunu belirten Demirtaş, Alevilerin bir adaya veya bir konjonktüre hapsedilemeyeceğini söyledi.

İki nedenden dolayı

Alevi örgütlerinin temsilcileriyle iki neden üzerinden biraya geldiğini ifade eden Demirtaş, “Cumhurbaşkanı adayı olmam vesilesiyle bu kampanya içinde bir kez daha tarihi köklü bir sorun olan Alevi toplumunun sorunu bir kez daha gündeme gelsin. İkinci geliş nedenim ise Alevi toplumunun demokrasi, özgürlük ve barış mücadelesine sunduğu katkılardan dolayı teşekkür etmek amacıyladır. Elbette ki Aleviler üç aday ile ilgili de en doğru kararı verecek birikime, akla ve vicdana sahiptir. Bu doğrultuda verilecek her karar benim açımdan saygındır, değerlidir” dedi.


Vizyon değil misyon dayatması


AKP anlayışının Çankaya’ya çıkma isteğinin halkta bir korkuya yol açtığını belirten Demirtaş, şunları söyledi: “Ben bütün Türkiye’nin cumhurbaşkanı olacağım diyen bu kişi, şimdi aynı üslupla toplumu kutuplaştırıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi bile onun açısından yeni bir politikaya dönüşmüyor. Vizyon adı altında sunulun şey, aslında özel bir misyon olarak topluma dayatılıyor. Kendisinin özel misyonu tek adam olarak ‘Türkiye’yi ben yönetirim’ anlayışıdır. Her kim ki ‘ben sizi kurtarmak için yola çıktım’ diyorsa, en büyük yalancı odur. Ancak birlikte hareket edilebilirse toplum ileriye gidebilir. ‘Hepinizi kurtaracağım’ anlayışı otoriter bir rejimi yanında getirir. Toplum bir yerden sonra kendi yarattığı canavarın elinden kurtulamaz. Bu gün yaşadığımız durum budur.” 


Yan yana gelmeliyiz

Toplumun ötekilerinin birlikte demokratik değerler yarattığını ve bu kesimlerin asıl handikabının ise bir arada durmaması olduğunu belirten Demirtaş, “Yan yana gelmeliyiz. İnsanları, Alevi olduklarını söylemekten çekinir hale getirmek istediler. Ama bugün Aleviler, demokrasinin aktif dinamik gücüdür. Biz bu seçimde ilkeleri oylamaya sunuyoruz. Bir kişi aday olmak durumundaydı, o kişi ben oldum” dedi.

İlkeler benden kıymetlidir


Ezilen ve inkar edilmiş bir kimliğe ait olarak bu görevi yerine getirmenin onur vericini olduğu söyleyen Demirtaş, şöyle devam etti: “Hiç kimseyi mahcup etmeyecek bir duruşu sonuna kadar sürdüreceğiz. Asla ilkelerimiz ucuz siyasette pazarlık konusu olmayacaktır. İlkelerimiz bir aylığına savunabileceğimiz ilkeler değildir. Bu ilkeler HDP’den de kıymetlidir, benden de kıymetlidir. Alacağımız oy oranı elbette ki önemlidir, ancak tek başına belirleyici değildir. Cumhurbaşkanı olamasak da ilkelerimizi savunmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanlığı seçimi her şey değildir, ama hiçbir şey de değildir.”

Tercih demokrasi ve özgürlük



Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Doğan Demir ise, Alevilerin bu seçimde özgürlüğü ve demokrasiye sahip çıkan kim varsa ona oy vereceğini söyledi. “Aleviler mevcut 3 adayı değerlendiriyorlar. Eminin ki sandığa giderken de Alevileri ötekileştirmeyen, yaşamlarına müdahale etmeyecek olan adaya oy verecektir” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu Hukuk Kurulu Başkanı Kamil Ateşoğulları ise cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birliktelik için önemli bir adım olacağını söyledi. Ateşoğulları, “Eğer biz Sivas’ta yakılan Koray Kaya ile Uğur Kaymaz’ı aynı anda dile getirip, ortak değer olarak sahip çıkarsak, bizim için gelecek birlikteliğin ilk adımları olur” diye konuştu.
Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez ise Türkiye’nin demokrasi, özgürlük ve barışa ihtiyacı olduğu ifade etti.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Müslüm Doğan da, Alevilerin en doğru tercihi yapacağını belirtti.

İstanbul’da anlamlı buluşma

Selahattin Demirtaş, İstanbul’da Ermeni, Yahudi, Rum, Süryani cemaatlerinin temsilcileriyle biraraya geldi. Cezayir Restaurant’ta gerçekleşen buluşmada, Demirtaş’a HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Sur Belediyesi eski Başkanı Abdullah Demirbaş ile kimi BDP yöneticileri eşlik etti. Basına kapalı olarak devam eden toplantı öncesinde Demirtaş kısa bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası sırasında bulunduğu en kıymetli toplantılardan birinin bu toplantı olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Demirtaş, TRT’nin kendilerin toplantılarını yayımlamadığını hatırlatarak, “Dilerim TRT bu toplantıyı yayımlar” diye espiri yaptı.

Devletle yüzleştikçe anladım

TRT’ye yayınlarına ithafen, ayrımcılığa uğrayanların temsilcisi olarak kampanyasını sürdürürken ayrımcılığa uğramak istemediğini belirten Demirtaş, “Küçüklüğümden beri ayrımcılığa uğrayan kesimlerin içineydim. Bir Ermeni mahallesinde büyüdüm. Ermenilerin uğradığı ayrımcılığı büyüdükçe anladım. Bunu anlamak için biraz büyümek gerekiyor. Anladık ki biz de Türkiye’nin ötekisiymiş haberimiz yokmuş. Fakat bütün ötekilerle büyürken bunun farkında değildik. Büyüdükçe, devletle yüzleştikçe bunu anladım. Tek bir dil, mezhep var. Ancak buna biat edilirse eşit olarak yaşayabilirsiniz denildiğini anladım” dedi.

Sağlam temellere oturtmak için

Bu toplantının bir oy arttırma amacı taşımadığını özellikle vurgulayan Demirtaş, “Bu toplantının anlamı bizim için şudur. Bu bizim için, tarihsel yüzleşme ve gelecek vizyonumuzu sağlam temellere oturma toplantısıdır. Ankara’da öteki olduğumuzu Kürt kimliğimizden dolayı hep hissettik. Ama Türkler de objektif olarak bakarlarsa kendilerinin de aslında öteki olduğunu göreceklerdir. Bu devlet Türklerin de değil. Çünkü, yozlaştırılan, ötekileştirilen bir Türk kimliliği var. Bu bir sorundur” diye konuşu.

Tekçiliği dayatanlara inat

Türkiye’deki farklı inanç ve kimlikteki halklara tekçi bir zihniyetin dayatıldığını, fakat bu tekçi zihniyete karşı ısrarla birlikte yaşama inadı olduğunu belirten Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti: “Hatta cüretkar davranıp hem birlikte yaşayacağız hem de birlikte yöneteceğiz. Bize tekçiliği, ırkçılığı dayatanlara, inat ve ısrarla biz bu toprakların unsurlarıyız, bu vatanın eşit sahipleriyiz demek istiyoruz. Biz tekçi demokrasi algısını kırmak için bu kampanyayı yürütüyoruz.”

Devletin özür borcu var

Konuşmasında Türkiye’de devletin uyguladığı soykırımları da hatırlatan Demirtaş, “Bu halklara devletin bir özür borcu olduğunu ifade etmek istiyorum. Ermenilere, Rumlara, Süryanilere yapılanlardan dolayı devlet özür dilemelidir. Devletin özrü hem içerik olarak önemlidir hem de bu topraklarda tekrar soykırım yaşanmayacağının garantisidir. Bunu yapmadığımız sürece asla ve asla bu topraklarda kalıcı bir barıştan söz edemeyiz. Biz Kürtler, Türk halkı ile kardeş olsak, aramızda sosyal ekonomik dengesizlik kalmasa ama bu topraklarda özür dilenmemiş bir Ermeni varsa bu kardeşlik hukukuna ters düşer. Bu borç devletin borcudur. Bu borcu, Türk halkının boynuna yükleyemeyiz. Alevilere, Ermenilere, özür borçluyuz. Bu topraklarda birlikte yaşayacaksak ‘Benim toprağım benim vatanım’ demek yerine ‘Bizim toprağımız bizim vatanımız demeliyiz’” diye konuştu.

Başbakan’ın nefret dili

Başbakan’ın kullandığı dili de eleştiren Demirtaş, “Kullandığı dil, nefret ve düşmanlaştıran dildir. Başbakan’a oy vermeyen herkes düşmandır, vatan hainidir. Bu dil, polisin kullandığı şiddetin nedenidir, Gezi’de gençlerin katledilmesinin nedenidir. Bütün Türkiye’yi kucaklayan bir mesaj vermediyse, Sivas katliamı ile yüzleşmediyse, Rojova’daki katliamlara dur demediyse, Roboskî ailelerinden, Berkin Elvan’dan özür dilemediyse asla Türkiye’nin cumhurbaşkanı olmayacaktır” şeklinde konuştu.
Demirtaş, gençlik, kadın, ekoloji, inanç meclisleri kuracağını ve bu meclislerin görüşlerini almadan hiçbir karar alınmayacağını söyledi. “Biz kararlarımızı MGK’da değil, halka danışarak halkla birlikte alacağız” dedi.

 DİHA/ANKARA/İSTANBUL