Rojava'da (Batı Kürdistan) Kürt halkına saldıran, her türlü talanı, katliamı, kadınlara bile el koymayı caiz gören ve bunu 'İslam' adını yaptığını ileri süren Türk devleti destekli çeteler,  İstanbul'da yoğun bir örgütlenme faaliyeti yürütüyor.  Güngören, Bağcılar ve Başakşehir başta olmak üzere Kürt nüfusunun da yoğunlukta bulunduğu ilçelerde bulunan bazı merkezleri örgütlenme üssü olarak kullanan çete üyeleri, sosyal paylaşım sitelerinin yanı sıra çıkardıkları bazı dergilerle de rahat bir çalışma yürütüyor.


Hizbulkontra'dan çeteciliğe uzanan hat

Çetenin İstanbul'daki faaliyetlerini bir süre önce tutuklansa da bugüne kadar Ebu Hanzala kod ismini kullanan Halis Bayancuk yürütüyor. Halis Bayancuk, Hizbulkontra elemanı Hacı Bayancuk'un oğlu. 2008 yılında İstanbul'da ikinci sinagog baskınını planlarken yakalanan Halis Bayancuk, bir yıl sonra tahliye edildi. 2011 yılında 42 kişi ile birlikte bir kez daha tutuklanan Bayancuk, 24 Ocak 2013 tarihinde yeniden tahliye edildi. Tahliyesi sonrası hücre örgütlenmesi şeklinde yürüttüğü faaliyetlerini Suriye ve Rojava'da savaşın tırmandığı yaz aylarında iyice arttıran bu çetenin yöneticisi, AKP ile Gülen Cemaati arasında yaşanan çatışma sonrası bu yılın Ocak ayı başında Cemaatin İHH'ya yönelik polis operasyonu ile bir kez daha tutuklandı.

Propaganda aracı Tevhid Dergisi

Söz konusu operasyonda basılan adresler arasında IŞİD adlı hibrid çetenin çıkardığı Tevhid Dergisi büroları da yer aldı. Dergi, çeteye eleman kazandırılmasının propaganda aracı olarak kullanılıyor. Halen Van F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan Ebu Hanzala ismini kullanan Halis Bayancuk'un yazıları da Tevhid Dergisi'nde yayımlanıyor. Söz konusu dergiye ve Bayancuk'a ait bazı 'eğitim' notlarına, geçtiğimiz yaz aylarında Rojava'ya yönelik saldırılar düzenleyen çete elemanlarının kaldığı, YPG tarafından ele geçirilen bazı noktalarda da rastlanılmıştı.

Kürt gençler hedefte
Halis Bayuncuk cezaevinde olmasına rağmen hücre yapılanmasının diğer üyeleri tarafından çıkarılmaya devam edildiği gibi internet ortamında da yayını sürdüren derginin sitesinde yer alan yazılar ve çıkarılan kitaplar, çetenin örgütlenme faaliyetleri içerisinde özellikle dini hassasiyetleri bulunan Kürt gençlerini hedef aldığı da görülüyor. Kürt gençlerini kandırmaya dönük olarak, derginin sitesinde çıkarılan kitaplar arasında Abdullah R. Xweser imzalı Kürtçe "Werin Îslamê (İslam'a Gelin)" kitabının da bulunması bu yönlü amaç ve faaliyetleri de ortaya koyuyor.

Mescitler örgütlenme merkezi

Çetenin oldukça aktif çalışma yürüttüğü ilçelerden biri Güngören; Kürt nüfusunun yoğun olduğu ilçelerden biri. Örgüte eleman kazandırmak için yürütülen çalışmalar özellikle de Haznedar, Mareşal Çakmak ve Merkez mahallelerinde ağırlıkta. Edinilen bilgilere göre; İstanbul'da son dönemde kandırılarak Suriye ve Rojava'ya yönelik saldırılara sürüklenen gençlerin çoğunluğu bu mahallelerden götürüldü. Bu götürülenler arasında yine çok sayıda Kürt de var. Bunun açık bir kanıtı ise söz konusu mahallelerde yaşayan bazı gençlerden geriye kalan bir fotoğraf.

Geriye bir fotoğraf kaldı

Söz konusu fotoğrafta, cafe gibi bir mekanda yan yana oturan ikisi henüz çocuk yaşta 7 genç görülüyor. Fotoğrafı önemli kılan ise söz konusu 7 gençten 6'sının üç hafta önce çetelerin arasına sürüklenmesi. Aynı mahallelerde oturan bu gençler, diğer bazı semtlerde olduğu gibi Haznedar'da bulunan Hz. Hamza Mescidi'nde "din eğitimi" adı altında etki altına alındı. Gençlerin Facebook'ta IŞİD'e yönelik paylaşımları ile dikkat çeken "İbrahim Usame" nickini kullanan Kürşat isimli bir çete üyesi tarafından 'ikna' edildiği ve Suriye'ye götürüldüğü öğrenildi.

6 gençten 4'ü Amedli
Savaşa sürüklenen bu gençlerden 4'ü ise Kürt. Mesut Kırtay, Mehmet Hanifi Kırtay, Osman Bilgiç ve Özkan Güngör, Amed nüfusuna kayıtlı.

İstanbul'a çalışmaya gelmişti

Suriye'ye götürülen bu gençlerden ikisinin ailelerine ulaştık. 22 yaşındaki Mesut Yönay'ın ailesi, Amed'in Kulp İlçesi'ne bağlı Kayhan köyünde ikamet ediyor. İstanbul'a bir süre önce çalışmaya gelen Mesut, amcasının Güngören'deki evinde kalıyordu. Kuzeni Sani Yönay, Mesut'un bir süredir akşamları eve gelmediğini, sorduklarında ise "arkadaşımda kalıyorum" dediğini anlattı.
Mesut'un sık sık Haznedar'da bulunan Kemal Kaya İlköğretim Okulu'nun etrafında birkaç kişi ile biraraya geldiğini belirten kuzeni, "Arkadaşlarından tanıdığım Hanifi var onunla geziyordu. Silvanlı biriydi. Evden kaçıyordu sürekli. Kürşat diye biri vardı. Yine Karadenizli çocuklar vardı arkadaşları. Yaklaşık 7-8 kişi gitmişler. Beraber geziyorlardı zaten. Her gece en az bir saat biraraya geliyorlardı. Çok uyardık ama fayda etmedi" dedi.

'Bizler sizden beriyiz!'

Özkan Güngör (20) de henüz 1 aylıkken babasını kaybetmesi nedeniyle Güngören'de dayılarıyla kalıyordu. Daha önce uyuşturucu kullanan ve bu yüzden de 5 ay cezaevinde kalan Güngör de yine aynı çetenin tuzağına düştü ve Suriye'ye götürüldü. Güngör'ün dayısı Sebahattin Güngör, yeğeni Özkan'ın cezaevinden çıktıktan sonra Kemal Kaya İlköğretim Okulu'nun taraflarına çok fazla uğramaya başladığını anlattı. Okulun önünde "İbrahim Usame" kod adlı Kürşat diye birinin süt sattığını ve yeğenini de sürekli onun yanından gördüğünü söyleyen Güngör, "Özcan'a bu adam kim diye sorduğumda bana; 'dini çok iyi bilen biridir o. Biz onun yanında Kuran-ı Kerim öğreniyoruz. Namaz kılıyoruz. Bizler sizden beriyiz' diyordu" diye ifade etti.
Özkan Güngör'ün teyzesi Rındihan Güngör de Özkan'ın gittikleri gece eve gelmediğini, kapıda kendisine bu gece arkadaşlarında kalacağını söylediğini belirtti. Yeğeninin sürekli evde, çetelerce gerçekleştirilen katliamları ve Usame Bin Ladin'in videolarını izlediğini söyleyen teyze Güngör, "Buralarda 6-7 arkadaş olarak geziniyorlardı. Onlar da gitmiş" dedi.



ÖMER ÇELİK / BEDRAN ÖZKAN/DİHA/İSTANBUL