İdlib’teki grupların kendi aralarında çatışmaları Rusya için bulunmaz nimet. Rusya’nın ortakları Suriye ve İran’da bu durumu kendileri için bir fırsata çevirme derdinde.
Türk devletinin Suriye’den toprak koparma stratejisinde bir değişim yok. Bu stratejide zaman zaman küçük değişimler içine girse de, bunda köklü bir değişim yapmış değil.
AZİZ KÖYLÜOĞLU / HABER / ANALİZ
Suriye denklemi anlık değişimler içerisinde. İttifaklar ve karşıtlar her an yer değiştirebiliyor. Bu durumu analistler 3. Dünya Savaşı’nın temel karakteri olarak değerlendiriliyor. Kurulu düzen siyasetinin artık işlemediği bir durumu yaşıyoruz. İlginç olan ise kurulu düzen içinde siyaset yapan bir güç, yeni sistemle hızlı bir biçimde siyasetlerini uyumlu hale getirdi.
İdlib, Suriye denkleminde başat bir rol oynuyor.
Her ne kadar işgalci Türk devleti çok bilinçli bir biçimde Kuzey ve Doğu Suriye’yi gündemleştirerek, İdlib’i gündem dışına itmek istese de, artık mızrak çuvala sığamıyor. İdlib üzerine daha önce Rusya ile Türk devleti arasında geçen yılın 17 Ekim’de silahtan arındırılmış bir bölgenin oluşturulması, M4 ve M5 yollarının Suriye rejim güçlerinin denetimine girmesi ve ‘radikal’ grupların tasfiye edilmesini kapsan bir anlaşma yapıldı.
Türk devleti sözünü yerine getirmedi
Bu anlaşmaya göre bu yılın başına kadar en azından M4 ve M5 yolarının denetiminin rejim güçlerinin eline geçmesi öngörülüyordu. Tabii bunları yapacak olan Rusya değil Türk devletiydi. Ama ne Türk devleti bu geçen zaman içinde ne silahtan arındırılmış bölge taahhüdü gerçekleştirdi, ne yolların denetimini Suriye rejim güçlerine bıraktı.
Tam tersi Türk devleti geçen zaman zarfında bölgedeki askeri güçlerine takviyeler yaptı ve bölgedeki çete gruplarına yoğun zırhlı araç, tank ve silah takviyesi yaptı. Rusya ile yapılan anlaşmalarını gereklerini yerine getirmeyen Türk devleti, bu kez de kendisine son zamanlarda mesafeli duran Heyet Tahrir Şam eski adıyla Cephet El Nusra ile diğer çetelerini çatıştırıyor. Nureddin Zenki ile başlayan çatışma, tüm Türkiye destekli grupların çatışmaların içine girmiş durumda.
Görüşmeye gelen HTŞ üyeleri öldürüldü
Türk devlet yetkileriyle görüşmeye Efrîn’e gelen 5 Heyet Tahrir Şam’ın üst düzey üyesi, görüşmeden İdlib’e dönerken, Nureddin Zenki çeteleri tarafından pusuya düşürülüp, öldürüldü. Üyelerinin öldürülmesiyle Heyet Tahrir Şam, Nureddin Zenki grubuna saldırdı ve yoğun çatışmalar başladı. Çatışmaların yayılmasıyla Türk devletine bağlı tüm gruplar çatışmalara dahil oldu.
Türk devlet yetkileriyle görüşmeden döndükten sonra bu kişilerin öldürülmesi, Türk devletiyle Heyet Tahrir Şam çeteleri arasında yapılan pazarlıkların olumlu sonuçlanmadığı sonucuydu. Ki, Türk devleti uzun bir süredir Heyet Tarir Şam’ın kendisini feshetmesini ve kendi kurduğu ‘Ulusal Ordu’ dahil olmasını istiyor. Heyet Tahrir Şam bunu şimdiye kadar ret etti. Türk devletiyle çok çelişmeyen ama diğer gruplar gibi tam güdümüne girmeyen bir politika izledi.
Çatışan gruplar kimler
Heyet Tahrir Şam (El Nusra, Ceyşül Sünne, Cundul Aksa, Liwa El Heq, Ceyşül Ehrar, Hurras El-Din ve Ensar El Din) ile Ehrar El Şam, Nureddin Zenki, Feylak El Şam, Ceyş El Nasr, Ceyş İdlib, Birinci Sahil Tümeni, İkinci Sahil Tümeni, Fevc El Evvel, Ceyş El Sani, Ceyş El Nuxbe, Şüheda El İslam Deraya, Fırket El Hurriye, 23.Fırka, Cephet El Şarkiye, Ulusal Ordu arasında çatışmalar yaşanıyor.
Türk ve Suudi çatışması mı?
Türk devletinin Suriye’den toprak koparma stratejisinde şimdiye kadar bir değişim yok. Bu stratejide zaman zaman küçük değişimler içine girse de, bunda köklü bir değişim yapmış değil. “Suriye’nin toprak bütünlüğü koruyacağız” söylemlerinin retorikten başka bir anlamı olmadığını herkes farkında. Bu farkındalık her halde en fazla yerel aktörlerde var. İran, Suudi ve Türk denkleminde şu an İdlib’de yeniden kartlar kırılıyor.
Bölgede Sünni Araplar üzerinde Suudiler ve Erdoğan arasında şiddetli bir çatışma yaşanıyor. Heyet Tarir Şam direk olarak Suudilere bağlı bir grup olmasa da, Türkiye’nin bölgedeki egemenlik siyasetinde ortak bir noktada durdukları biliniyor. İran bu çatışmayı şimdilik yakından takip ediyor.
Türkiye, Suriye’de Sünni ‘muhalefete’ tek muhatap olmak istiyor.
Suriye denkleminde Sünni mezhebine mensup Araplar üzerinde Türkiye/Katar ve Suudi Arabistan arasında ciddi bir rekabet var. Bu rekabette Astana sürecine katılan Türkiye elini güçlendirdi. Bir anlamda Suriye’de kendisi dışında kalan Sünni gruplarını Rus ve İran eliyle tasfiye etme yoluna gitti. Bunun adını da ‘çatışmasızlık bölgeleri’ olarak tanımladı. Bu planla kendisi dışındaki grupların büyük bölümünü tasfiye etti.
Türkiye’nin Rusya, İran ve Suriye rejimine tasfiye ettirdiği gruplar Suudilerin desteğini alan gruplardı. Kendisine bağlı olmayan grupların olduğu İdlib kalmıştı. Türkiye şu an kendisine bağlı olmayan gruplara ya “benimle olursun ya da seni tasfiye ederim” demek istiyor. İşgalci Türk devletinin Heyet Tahrir Şam ile Efrîn’de yaptığı toplantıdan sonra, toplantıya katılanları Nureddin Zenki grubuna öldürtmesi bu siyasetiyle örtüşüyor.
Çatışmalardan Rusya ve Türkiye memnun
Heyet Tahrir Şam çeteleriyle diğer gruplar arasındaki çatışmalar İstanbul’da yapılan Putin ve Erdoğan arasındaki görüşmede planlanma olasılığı yüksek. Özellikle Efrîn sınırında yoğunlaşan çatışmalar Türk gözlem noktalarına çok yakın olmasına karşın her hangi bir müdahalede bulunmuyor. Rusya ise çatışmaların başından beri süreci yakından takip ediyor. Daha önceki radikal grupların tasfiyesi üzerine Türkiye ile yapılan anlaşmalara uygun bir pozisyon almış durumda. Türkiye çatışmaları dengeli bir şekilde sürmesini kendi çıkarına görüyor. Çatışmalardan Türkiye ve Rusya memnun.
Heyet Tahrir Şam alan genişletmeye çalışıyor
Heyet Tahrir Şam Kuzey İdlib ile Halep’in batısında ilerlerken, Türkiye destekli gruplar, İdlib’in güneyinde Heyet Tahrir Şam’dan bir çok yeri almış durumda. Bölgedeki çatışmalar yoğun bir şekilde sürdüğünden, el değiştirmeler yaşanıyor. Özellikle Halep ve Efrîn sınırındaki bütün bölgeyi ele geçiren HTŞ, şimdi Efrîn içlerine doğru ilerlemeye çalışıyor.
İdlib’in tamamını ele geçirmeye yönelik olarak HTŞ’nin başlattığı bu saldırılarda alanını genişletiyor. HTŞ’nin alanını genişletmesi bölgedeki Rusya ve Türkiye anlaşmasına bir katkı olarak değerlendirebilir. Rusya HTŞ’i terörist bir grup olarak görüyor ve İdlib’e bir saldırısı gerekçesi yapabilir.
Efrîn ve İdlib arasında artık HTŞ var
HTŞ için önemli olan Efrîn ile İdlib arasındaki geçiş hattını ele geçirmek. Büyük ölçüde bunu başardı. HTŞ açısından bu bölgenin ele geçirilmesi önemli. Buradan doğrudan Efrîn’i işgal eden Türkiye destekli gruplar üzerinde ciddi bir baskı uygulayabilecek. Efrîn köylerine saldırılarla bu baskısını artırmak istiyor.
Rusya Türkiye’nin isteğiyle hava saldırıları yapabilir
Rusya, Suriye’nin diğer bölgelerindeki grupların İdlib’e geçirilmesinde temel bakış açısı, bu grupların burada bir biriyle çatıştırmaktı. Şimdi olan bu. Bu açıdan İdlib’teki grupların kendi aralarında çatışmaları Rusya için bulunmaz nimettir. Tabii Rusya’nın ortakları olan Suriye rejimi ve İran’da bu durumu kendileri için bir fırsata çevirme derdinde. Bunun için Rusya bu çatışma sürdüğü sürece duruma çok fazla müdahil olma niyetinde değil. Belki Türkiye’nin isteğiyle zaman zaman bazı hava saldırılarıyla bir dengeleme yapmak isteyecek.
Bu da çatışmayı daha da derinleştirmeye yönelik olabilir.
HTŞ pazarlık masasında kendisi olmak istiyor
Heyet Tahrir Şam, İdlib üzerinde yürütülecek pazarlıklarda kendisi olmak istiyor. Türkiye üzerinden yürütülen pazarlıkların kendisinin tasfiyesi üzerine şekillendiğinin farkında. Özellikle son bir yılda yapılan suikastlarda komuta kademesinde onlarca kayıp verdi. Heyet Tahrir Şam (HTŞ) bunun, MİT tarafından örgütlenen gruplar üzerinden yapıldığının farkında. HTŞ bölgedeki diğer grupları ya tasfiye etmek, ya da Türk devletinin işgali altındaki Efrîn bölgesine sürmek istiyor. HTŞ alan hakimiyetini artırarak bölge üzerinde yapılan pazarlıklarda etkili bir güç olmak istiyor. Ama bu ters tepebilir. Rusya ve kendisine bağlı güçlerin böyle bir durumu kendi lehlerine çevirip, dünyada terör örgütü olarak görülen HTŞ’nin hakimiyetinde bulunan alanlara saldırabilir. Bu olasılık gittikçe artıyor.
HTŞ ve Türk devletinin ilişkileri çetrefili
HTŞ bölgede Türk devletiyle iki ortak gibi ilişkilenmek istiyor. Ama Türk devletinin HTŞ’i diğer gruplar gibi tamamen kendi emir komuta sistemine almak istiyor. Bu açıdan son günlerdeki çatışmalar aslında Türk devletinin bölgeden Kürtlere ve diğer Kuzey ve Doğu Suriye halklarına yönelik saldırı hazırlıklarını kendisi açısından bir fırsat olarak değerlendirdi. Bu fırsatı da iyi kullandı.
Çatışmalar yayılabilir
Türk devleti İdlib’de durumu öngörmüş ki, öncesinde Efrîn ve işgal ettiği diğer bölgelerde kendisinin emir komuta sistemine girmeyen grupları tasfiye etti. Bununla İdlib’e müdahale zeminini güçlendirdi. Ama çatışmalar özellikle Efrîn bölgesinde yoğunlaşabilir. Ki, şimdiden bu konuda birçok veri var. Rusya kazananı görmek isteyecektir.
Çatışmalarda kazanan kim olursa, zayıflayacak. Bu durum Rusya ve müttefiklerinin İdlib’e saldırması için ciddi bir zemin oluşturacak. Türkiye ise bu çatışmayı kontrol altına almaya çalışacak. Fazla yayılmasını da engellemeye çalışacak. HTŞ’i de kendi emir komutası altına girmeye zorlayacak.