Spartacus, MÖ 73-71'de Roma'yı titretti; dokuz Roma ordusunu yenilgiye uğrattı. Kaybedecek çok az şeyi olan onbinlerce köle ve köylü O'na katıldı. Tarihin bütün dönemlerinden günümüze kadar süregelen bir efsaneye dönüştü. Öyle ki; O'nun adını taşıyan örgüt kuruldu, romanlar yazıldı, operalar sahnelendi, filmler ve diziler çekildi.
Karl Marx, Engels'e yazdığı bir mektupta, Spartacus'ü kahramanlarından biri saymış; O'nun için "büyük bir general, asil bir karakter, antik proletaryanın gerçek temsilcisi" demişti. I. Dünya Savaşı'nda Alman Sosyal Demokrat Partisi'nden ayrılan Alman komünistleri, Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht önderliğinde "Spartakusbund" adıyla örgütlendiler. 1918 Alman devrimci hareketi sırasında çok aktif olan organizasyon, daha sonra Alman Komünist Partisi oldu. İlhamını Spartacus'ten alanlar sadece Alman Komünistler değildi elbette. İngiliz yazar Arthur Koestler'in Spartacus İsyanı'nı konu alan romanı yalnız kölelerin isyanını anlatırken; bir yandan da 20. yüzyıl başındaki Avrupa soluyla paralellikler kuruyordu. Bu efsane ismi romanlaştıran bir diğer isim ise ABD'li Howard Fast'tir. Fast, romanını o dönem baskıcı McCarthy yasaları nedeniyle hiçbir yayınevi kabul etmediği için kendi olanaklarıyla bastırmıştı. Çok popüler olan roman, 1960'taki filme de ilham kaynağı olmuştu.
Spartacus'ü anlatan, O'nun mücadelesini beyaz perdeye yansıtmaya çalışan birçok film yapılmıştır. Fakat bunlardan en önemlisi kuşkusuz Stanley Kubrick'in 1960'da çektiği film olmaktadır. Film uzun yıllar etkisini sürdürmüş, kendi döneminde ise oldukça başarılı bir iş ortaya koymuştu. Özellikle filmde, "Spartacus hanginiz?" sorusuna bütün esirlerin tek tek ayağa kalkarak "Spartacus benim!" diye cevap verişi, sinema tarihinin en etkili sahnelerinden biri olarak kabul görmektedir.
Spartacus kimdir?
Spartacus gerçek, tarihi bir kişiliktir. Ben-Hur veya Russell Crowe'un canlandırdığı "Maximus" gibi diğer Hollywood kahramanlarının aksine, Spartacus gerçekten Roma döneminde yaşamış, savaşmış ve ölmüştür! Gerçek hikaye günümüzün popüler ikonuyla hem benzerlikler hem de önemli farklılıklar içerir.
Spartacus antik dünyanın, belki de tarihin en ünlü köle isyanının lideriydi. MÖ 73-71 yılları arasında ayaklanan, çoğu kaçak kölelerden oluşan bir orduya önderlik ederek, Roma taşrasının geniş bölgelerini kontrol etti. Asiler, yönetimi hiç beklemediği bir anda gafil avladılar ve iki yıl boyunca çok başarılı oldular. Dokuz Roma ordusunu yendiler ve özellikle İtalya'nın güneyinde pek çok zengin malikaneyi yağmaladılar. Romalılar Akdeniz'in iki ucundaki savaşlarla meşguldü; ama sonunda yeni ordular toplayarak Spartacus ve yandaşlarını büyük bir hezimete uğrattılar.
Bu olay Geç Roma Cumhuriyeti döneminde oldu. Geç Roma Cumhuriyeti, antik dünyanın Julius Caesar ve Cicero gibi en ünlü kişilerinin yaşadığı zamanlardı. Ancak ne yazık ki Spartacus ve asi yandaşlarıyla ilgili çok az belge bulunmaktadır. Bunun için edebi kaynakların parçalarından ve arkeolojik verileri inceleyerek hikayeyi oluşturmak gerekir. Netice itibariyle de şöyle bir resim ortaya çıkar: Spartacus ne Romalı ne de köle olarak doğmuştu.
Bugünkü Balkanlar'da -antik Trakya'da- özgür bir insan olarak dünyaya geldi. Antik Trakya bütüncül bir bölge değildi. Birbirleriyle akraba halklar ve kabilelerden oluşuyordu. Spartacus'ün hangi Trakyalı kabileye mensup olduğu, Trakya'nın hangi bölgesinde doğduğu bilinmiyor. Spartacus, Roma'nın düşmanı olarak şöhret kazandıysa da Roma'nın müttefiki olarak ortaya çıkmıştı! Roma lejyonlarıyla birlikte savaşan müttefik birlik olan Auxilia'da hizmet etmişti. Romalılar, Makedonya'daki Trakyalı kabilelerle sürekli sınır savaşları yapıyordu. Az sayıda Trakyalı da ya komşularından nefret ettikleri için isteyerek ya da Romalılar onların topraklarını zaten ele geçirdiği için istemeyerek, Roma ordusuna destek oluyorlardı.
Çoğu Trakyalı Auxilia savaşçısı gibi Spartacus de Roma'ya süvari veya hafif piyade olarak hizmet etmişti ve bu sınıflar Trakyalıların uzmanlık alanıydı. Trakyalılar ayrıca baskın yapmakta, gece savaşmakta ve akıncılıkta gösterdikleri taktikleriyle tanınırlardı. Sonraki stratejik başarılarını göz önüne aldığımızda, Spartacus'ün Romalıların yanında savaşırken bir subay olması ihtimali yüksekti. Ama olaylar Spartacus'ün aleyhine gelişti. Trakya'da Roma'lıların müttefikiyken, sonradan Capua'da bir köle ve bir gladyatör olarak ortaya çıkmıştı! Peki, bu nasıl olmuştu?
Kölelik ve gladyatörlük dönemi
Spartacus hakkında yayımlanan birçok kaynağın tıkandığı-çatıştığı ve birbirinden farklılıklar arz ettiği temel nokta da Romalıların ittifakı olan ve onlarla birlikte savaşan Spartacus'ün nasıl köle ve gladyatör olduğudur. Bu konuda çeşitli görüşler ve farklı izahatlar yapılmaktadır.
Bazı kaynaklara göre Spartacus, köle olarak Romalılara gönderilmişti. Bu durumda Spartacus, Romalı bir gladyatör işletmecisi tarafından satın alınmış ve yetiştirilmişti. Farklı bir kaynak ise onun haksız yere gladyatör yapıldığına değinmekle yetinir. Sonuçta Spartacus hem köle hem de gladyatör olmuştu! Spartacus, Napoli yakınlarında eski bir kent olan Capua'da gladyatör olarak yetiştirilmişti. Capua kenti o zamanın gladyatör okullarının başkentiydi. İri yarı bir adam olan Spartacus, burada bir "Murmillo" olarak yetiştirilmişti. Murmillo, Roma lejyonerinin standart silahı olan bir kalkan ve "gladius" denilen uzun, düz bir kılıç kullanan ağır siklet bir gladyatördü.
Batiatus veya Vatia adında bir adam tarafından yönetilen barakalarda birkaç yüz gladyatörle birlikte yaşardı. Koşullar hapishane benzeriydi; ama gladyatörlerin eşleriyle yaşamalarına izin veriliyordu. Spartacus de kendisi gibi Trakyalı olan ama ismi bugüne ulaşmayan karısıyla birlikte yaşadı.
MÖ 73 baharında, Spartacus ve 74 gladyatör barakalardan dışarı çıktılar. Aslında ayaklanmaya 200 gladyatör katılacaktı ama planları açığa çıkmıştı.
İsyanın başlangıcı ve sonuçları
İsyancıların elinde silah olarak yalnızca mutfak bıçakları ve et pişirmekte kullanılan şişler vardı. Ama muhafızları etkisiz hale getirerek kaçmayı başarabilmişlerdi. Spartacus'ün niye ayaklandığı sorusunun cevabını, haksız yere/uzun süre yaşaması, aşağılayıcı bir mesleğe mahkum edilmesi oluşturuyordu. Bunlardan dolayı da Romalılardan nefret ediyor, özgürlüğü seviyordu.
Eğitimli bir asker olarak, gladyatör arkadaşlarının çoğu gibi nasıl savaşılacağını biliyordu. Tüm bunların yanında karısının da Spartacus'ü isyana teşvik ettiği rivayetler arasında bulunmaktadır. Spartacus'ün karısı özgürlük ve şarap tanrısı Dionysus kültünün takipçisiydi. Yazılanlara göre Spartacus'ün karısı transa giriyor, geleceği gördüğünü iddia ediyor, kehanetlerde bulunuyordu. Herhalde Dionysus'un Spartacus'e büyük/müthiş işler yapmak için görev verdiğine inanıyordu. Dionysus o dönemlerde hem Trakya'da hem de İtalya'nın güneyinde sevilen bir Tanrı olduğu için Spartacus'ün eşinin mesajı, onun yandaş kazanmasında etkili olmuştur şüphesiz.
Ama Dionysus, O'na bu görevi vermemiş olsa bile İtalya'daki kölelerin çoğunun isyana katılmak için nedenleri vardı. Spartacus, Roma köle ticaretinin altın çağında yaşamıştı. Romalılar her yıl binlerce özgür insanı köle yapıyordu; kölelerin çoğu da Anatolia ve Ortadoğu'dan geliyordu. İtalya'da 1-1,5 milyon köle vardı; bu da o zamanlar İtalya nüfusunun beşte biri ediyordu.
Kölelerin çoğu İtalya'da tarla işçisi ve çoban olarak hizmet veriyordu. Köleler o kadar ucuzdu ki, Romalıların onlara iyi davranmaları için herhangi bir neden yoktu! Her an gözden çıkarabilirlerdi. Kaybedecek çok az şeyi olduğunu düşünen çoğu köle, Spartacus İsyanı'na katıldı. Az sayıda özgür ama yoksul köylü de onlarla birlikte savaşmaya karar vermişti. Spartacus'ün altmış bine yakın asker-savaşçı topladığı tahmin edilmektedir. Bilinmeyen sayıda kadın ve çocuk da bu asi orduya katılmıştı. Trakyalı, Germen ve Kelt (hem Galya, hem Balkanlar'dan) olmak üzere ortaya uluslar arası bir asiler topluluğu çıkmıştı.
Özgürlük ve intikam için savaştılar. Yine bu savaşın ganimetlerini de birbirleriyle paylaştılar. Fakat en büyük hataları ise köleliği kaldırmak istemeyişleri oldu. Özgürlüğü ve Roma düşmanlığını kendilerine yapılanlar doğrultusunda ele aldılar. Var olan düzeni değiştirmekten ziyade kendi durumlarını değiştirmeyi esas aldılar. Bundan dolayı da insanların köleleştirilmesine itiraz etmiyorlardı. Hatta yakaladıkları Romalıları köleleştirmekten de geri kalmadılar. Sadece kendi özgürlüklerini istiyorlardı.
Yine de Spartacus, insanları kendine hayran bırakabilmeyi başarmıştı. Aslan payını kendine ayırmıyor, ganimetleri eşit olarak paylaşıyordu. Kazançtan çok görev ve disipline vurgu yapıyor; savaşta bunların üzerinde daha çok durmaya çalışıyordu. Sivilleri savaşın vahşetinden korumaya çalışmıştı. Bazı Romalılar bile korkmalarına rağmen Spartacus'ü istemeye istemeye de olsa onaylamıştı.
İsyanın olduğu dönemlerde Romalıların İtalya'daki isyancılarla başa çıkacak bir ordusu yoktu. Askerleri İspanya'daki asi Sertorius'a karşı, Anadolu ve Balkanlar'da da Mithridates'e karşı savaşıyordu. Roma derhal yeni asker topladı; ama bu acemiler Spartacus ve tecrübeli savaşçılarla başa çıkacak düzeyde değildi. Yazılanlara göre bazı Romalı askerler savaş alanında karşılarında gladyatörleri gördüklerinde korkuyla kaçıyordu. Roma bu dönemde yenilgi üzerine yenilgi yaşıyordu.
Zafer tatlıydı; ama Spartacus durumun fazla uzun sürmeyeceğini anlamıştı. Roma, bir köle ordusunun İtalya'da uzun süre yaşamasına izin vermeyecekti. Adamlarına henüz vakit varken kuzeye, Alplere doğru çekilmeyi önermişti Spartacus. Ama adamları onun bu akıllıca tavsiyesine uymadılar. Yağmalayarak yaşayabileceklerini sanıyorlardı. Üstelik dağlardan ve iç bölgelerdeki zorlu yolculuklardan da korkuyorlardı.
Sonunda daha önce nice muharebelere girmiş tecrübeli Romalı Pretor Marcus Licinius Crassus'a yeni bir ordu kurma görevi verilmişti. Crassus'un usta asker toplamak için gerekli ilişkileri ve onlara ödeme yapmak için kişisel serveti vardı. Çok sert ve disiplinli bir komutan olarak adamlarını Spartacus'ten daha fazla korkutmayı başarmıştı! Bunun üzerine de Crassus'un yeni ordusu, asileri yenmeye başlamıştı. Aynı zamanda Roma, dışarıdan da birlikler çağırmaya başlamıştı.
Crassus, Napoli yakınlarındaki bir savaşta Spartacus ve adamlarını yenmişti. Rivayetlere göre bu savaştan canlı çıkan altı bin asi, Capua ile Roma arasındaki yolda çarmıha gerilmişti. Ancak Hollywood filmlerinin aksine Spartacus, bu çarmıha gerilenlerin arasında değildi. Savaş sırasında ölmüştü Spartacus ve cesedi asla bulunamamıştı. Ama efsanesi yaşamaya devam etti.
CEVAHİR ÖMÜRCAN: Kaybedecek bir şeyi olmayanların lideri SPARTACUS