Twiter hesabından "Roboskî’nin yıldönümü kutlu olsun" deyip, ırkçı saldırılarla dolu duygularını büyük bir densizlikle açıklayan hakeme, Türkiye Futbol Federasyonu sadece altı aylık hak mahrumiyeti uygulamayı kararlaştırdı. Yaptığı, bu zihniyete onay vermek oldu yani.

Türkiye’de bu zihniyet yer bulduğu müddetçe, ne barış ne kardeşlik gelişir.
Kürdistan’da insan hayatına hala çok ucuz yaklaşılıyor. Kürt’ün aç açıkta kalması, haksızlığa uğraması, zindanlarda çürümesi, işkencelerden geçirilmesi, öldürülmesi oldukça olağan görülüyor. Kürdistan’dan bombardıman haberleri, katliam, tutuklama haberleri çok normal karşılanıyor. Kürtler için adeta kader biliniyor.
Bu yüzden de Kürdistan’da işlenen günahlar, günahtan sayılmıyor. Başka yerde işlenen bu günahlar büyük cezalarla karşılanırken, Kürdistan’da işlenen günahlar çok normal görülüyor. Ya hiç cezalandırılmıyor ya da sırf ayıp olmasın, usul yerini bulsun diye komik cezalar veriliyor.
Türkiye’nin son yıllardaki en büyük vahşeti olarak tarihe geçen Roboskî Katliamı’nın iki yıla sarkan soruşturması takipsizlikle sonuçlandı. Takipsizlik kararını alan askeri savcıdaki zihniyet ile twitter hesabından densizce açıklamalarda bulunan futbol hakeminin taşıdığı zihniyet, nasıl da besliyor birbirini!
Tüm Türkiye’nin bu kararı alan zihniyetten büyük utanç duyması, kabul etmemesi gerekirdi. Ama bu olmadığı için densiz hakem de söylüyor utanmadan söyleyeceğini.  
Bu karara sadece Kürdistan’ın, Kürtlerin ve dostlarının tepki göstermesi, geri kalanın tepkisiz ve sessiz kalması oldukça acı verici. Vicdan yoksunu bir tablo ile karşı karşıya olduğunu görmek, toplumun kendi içinde de ayrışan duygulara yol açıyor. Kürt toplumunun Türkiye’nin demok­ratikleşmesi yönünde verdiği çabanın bu şekilde karşılık buluyor olması, elbette ruhsal ve duygusal bir zorlanma yaratıyor.
Otuz dört gencecik taptaze canlı beden, gecenin bir vakti bomba parçalarının soğuk ve parçalayıcı gerçeğine çarpıyor. Ömürleri o yollarda geçtiği için beklemiyorlar böyle kanlı bir vahşeti. Nereden bilsinler ki devletin çıkarları söz konusu olduğunda en olmaz denilen vahşetlerin gerçekleşebileceğini. Ne yaşları ne deneyim ve tecrübeleri yetiyordu bunu bilmeye.
Artık biliyorlar ama bu defa onlar yok maalesef.
Devletin ve hükümetin çıkarınaydı bu katliam elbette. Devlet deyince akan sular durur ya hani; devlet deyince akan yaşamlar da duruyor işte. Devletin çıkarlarını her şeyin üstünde tutan zihniyettir Roboskî’de otuz dört sivil, savunmasız, gencecik canı paramparça eden. Devletin topraklarını, egemenliğini koruma adına… Devlet topraklarına, devlet çıkarlarına, devletin egemenliğine kurban edilen onca taptaze insan…
Çokça söylenir ya hani; “devletin varlığı, toplumun varlığını korumak içindir” diye. Oysa günümüzde hakim olan devlet anlayışının bunun tam tersi olduğu gerçeği, bir kez daha ıspatladı kendisini. Bal gibi de toplum kurban ediliyor devletin "büyüklüğüne" ve "yüceliğine."
Devlet aygıtı ve demokrasinin birbirinin zıddı olduğu, birbiriyle çelişik yapılar ve doğalar olduğu, bir kez daha ıspatlanmış oldu Roboskî ile. Toplumsal sorunların çözümünü devletli ve devletçi formüllerde gören herkesin, Roboskî vahşetinden büyük dersler çıkarması gerekir. Devlet, kimin olursa olsun, iktidarcı doğası, onu toplumla savaştırıp durur. Toplumun demokrasi ve özgürlük dolu doğası ise başının üzerinde sallanıp duran devlet yumruğuna karşı sürekli bir savunma içinde oluyor.
Aklı olgun insanlar bunu bilir. Toplumsuz devletlerin olmadığını herhalde herkes bilir. Ama insanlık tarihinin en uzun dönemlerini, toplumların devletsiz geçirdiğini, devletsiz yaşadığını herkes bilmeyebilir. Bundan da anlaşılıyor ki, devlete muhtaç olan toplumlar değil, toplumlara muhtaç olan devletlerdir. Roboskî’de at sırtında, traktör römorkunda ayağı birbirine dolanan açıktaki insan cesetlerini izlerken, yüreği biraz vicdanla dolan her insan, toplumun devletsiz, doğal demokratik ve özgür hallerini, eminim ki iç geçirerek özlemiştir. Bu özlemin gerçekleşmesi ise asla zor değildir. Toplumsal bellekteki demokratik ve özgür yaşanmışlıkların güncellenmesi için, iktidar ve devlet aygıtı karşısında biraz cesaret, Roboskîleri önlemenin tek çaresidir.
Yoksa bütün devletli, iktidarlı zamanlar ve mekanlar, topluma hep yeni Roboskî’leri yaşatır. Ama yine de Roboskî günahkarlarına, günahlarının bedeli ödettirilmelidir bir an önce.