HAMDULLAH KESEN / MA / ADANA

 

18 aylık tutukluluk sürecinde sistematik hak ihlallerine maruz kaldığını ifade eden Özgür Toplum Dergisi çalışanı Fahrettin Kılıç, “Keyfi uygulamalarla tutsaklar ceza içinde cezayı yaşadı. İnsan hayatının hiçe sayıldığı bir ortamı gördüm” dedi.

Özgür Toplum Dergisi çalışanı Fahrettin Kılıç, 31 Mart 2017’de tutuklanarak önce Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’ne ardından Tarsus 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü. 18 Eylül’de Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 3. duruşmasında tahliye edilen Kılıç, cezaevinde ciddi hak ihlalleriyle karşılaştığını dile getirdi.

Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde ilk girişte çıplak aramaya maruz kaldığını anlatan Kılıç, “Aramadan sonra gardiyan bana, ‘aktife mi, bağımsıza mı?’ deyip gelenleri bağımsıza yönlendiriyordu. Gelenlere, ‘aktiflere giderseniz mahkemeleriniz etkilenir. Disiplin cezaları alırsınız. Ailenizle görüşemezsiniz’ gibi söylemlerde bulunuyorlardı” şeklinde konuştu.

 

Sistematik baskı

9 ay kaldığı Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde cezaevi idaresinin tutuklular üzerinde sistematik baskı oluşturduğunu kaydeden Kılıç, “Arama adı altında koğuşlarımız basılıp eşyalarımız dağıtılıyordu. Kitaplarımıza el konulup keyfi olarak yasak getiriliyordu. 3 kişilik odalarda 4 kişi kalınıyordu. Tahliye olan arkadaşlarımızın eşyalarına el konulup depoya konuluyordu. Cezaevi idaresi provokatif hareketlerde bulunuyordu. Sosyal haklardan mahrum bırakılıyorduk. Bazı gardiyanlar ve askerlerce mahkeme ve hastane gidişlerinde darp ediliyorduk. Hak ihlallerine karşı çıktığımız için yoğun disiplin soruşturmalarına maruz kalıyorduk. Cezaevinde ceza içinde bir ceza yaşadığımı ifade edebilirim” diye konuştu.

Tarsus daha da beterdi

 26 Aralık’ta 39 tutukluyla beraber Tarsus 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildiğini aktaran Kılıç, cezaevi girişinde çıplak arama dayatmasına maruz kaldıklarını; ancak kabul etmediklerini kaydetti. Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşadıklarını Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerinin yüksek dozajı olarak değerlendiren Kılıç, hak ihlallerini şöyle sıraladı: “Ayakta askeri nizam sayım vermemiz dayatılıyordu. Radyo ve iç çamaşırı gibi eşyalarımız bize verilmiyordu. Sosyal aktivitelere çıkarılmıyorduk. Kitap sınırlandırılması vardı. Açık ve kapalı görüşlerimiz 35 dakika ile sınırlandırılıyordu. Eşyalarımız bize verilmiyordu. Koridorda duvar dibinde tek sıra halinde yürüme dayatılıyordu. Şarkı söylediğimiz için hakkımızda disiplin soruşturması açıldı ve iki ay iletişim cezası verildi. Arkadaşlar revire geç çıkarılıyordu ve ilaçları da geç veriliyordu. Hastaneye yapılan sevkler de aylarca erteleniyordu. Sevki olan bazı arkadaşlara da kelepçeli muayene dayatması yapıldığı için tedavi olmadan geri geliyorlardı. İç posta uygulaması yoktu. Odada bulunan arkadaşlarla toplu fotoğraf çekilmeye izin verilmiyordu. Bazı odalarda kapasitenin üzerinde arkadaş kalıyordu. Keyif uygulamalarla tutsaklar ceza içinde cezayı yaşadı. İnsan hayatının hiçe sayıldığı bir ortamı gördüm. Bununla ilgili de zaten savcılığa suç duyurusunda bulundum.”