Açlık grevindeki herkes maske ile geldi görüşe. Kız kardeşim bana, ‘Biz her zaman direnen bir halktık, her zaman kazandık, yine kazanacağız. Ölüm orucundaki arkadaşlarımız 14 Temmuz ruhu ile direniyor. Her şey çok güzel olacak’ dedi.

w Biz Bakırköy’de direnen annelerle, avukat ve milletvekillerimizle birlikte her gün orada olacağız. Kaybedecek bir şeyimiz yok. Artık bir saniyenin önemi var. Kendine insanım diyen herkes bu direnişe ses değil çığlık olmalıdır.

PERVİN YERLİKAYA

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nin hem içinde hem de dışında direniş devam ediyor. Cezaevinde süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlayan ilk grup içerisinde yer alan ve direnişi 145. güne giren Esma Başkale’nin ablası Melek Başkale ise Bakırköy Cezaevi önünde anneler ve tutsak yakınlarının sürdürdüğü direnişte yerini alıyor.

Hafta boyunca cezaevi önündeki direnişte yer alan, Bakırköy Cezaevi’nde kardeşi ve diğer açlık grevi eylemcileriyle görüşen Melek Başkale ile içerideki ve dışarıdaki direnişe ilişkin konuştuk. “Gözaltına alınıyoruz, hakarete uğruyoruz, darp ediliyoruz. Ancak bunlar bizi yıldıramaz. Her gün cezaevi önünde olacağız. 5 dakika da olsa, bir dakika da olsa bu eylemi yapacağız” diyerek kararlılığını dile getirirken, “Herkes bu direnişe ses değil çığlık olmalıdır” çağrısında bulundu.

Kaybedecek başka bir şeyimiz yok

Pazartesi günü görüşe gittikleri zaman cezaevi önünde nöbet tutan annelere polisin saldırdığını hatırlatan Melek, saldırı ve baskıların rutinleştiğini aktardı. Melek, o güne dair şunları anlattı: “Ben görüşe gitmek için kapıya doğru gidince polis bana ‘Yine mi sen? Hayırdır, elini kolunu sallaya sallaya nereye gidiyorsun?’ dedi. GBT kontrolü yaptı. Her taraf polis ablukası altındaydı. Eylemdeki tutuklu arkadaşlar Bakırköy’de yaptığımız nöbet eyleminden çok moral aldıklarını söylediler. ‘Annelerin direnişi bizleri onore etti, direnişinizi daha da yükseltmenizi bekliyoruz’ dediler. Biz tutsak yakınları olarak koşullar ne olursa olsun sonuna kadar direneceğiz. Gözaltına da alsalar, darp da etseler, ölümden öte bir şey yok. Bizim kardeşlerimiz, çocuklarımız ölüme yürüyor ve kaybedecek başka bir şeyimiz yok.

   

‘İnancımız yüksek, kazanacağız’

Biz görüşe gittiğimizde Sayın Öcalan ile görüşme olduğu haberini aldık, hepimizin sevinçten gözleri doldu. Kız kardeşimin tansiyonu yükseldi, eli ayağı titremeye başladı. Çok heyecanlanmıştı, sevinçten ağladı. Ölüm orucundaki Nesrin Akgül bize, ‘Hemen umutlanmayın; Önderlik üzerindeki tecrit kalkana, Önderliğin koşulları iyileştirilmeyinceye kadar eylemimizden vazgeçmeyeceğiz. Sonu ölüm de olsa sonuna kadar direneceğiz’ dedi. Ölüm orucundaki Şükran Aydın’ın ailesi de Almanya’dan gelmişti.

Açlık grevindeki herkes maske ile geldi görüş alanına. Kız kardeşim bana, ‘Biz her zaman direnen bir halktık, her zaman kazandık ve yine kazanacağız. Yine bedeller ödeyeceğiz ama kazanacağımıza inancımız yüksektir. Ölüm orucundaki arkadaşlarımız 14 Temmuz ruhu ile direniyor ve bu bize güç katıyor. Her şey çok güzel olacak, biz inanıyoruz’ dedi.”

Herkes bu direnişte yer almalı

Gebze Cezaevi’ne de arkadaşının görüşüne gittiğini belirten Melek Başkale, orada da girişte GBT kontrollerinin yapıldığını dile getirdi. Gebze Cezaevi’nde ölüm orucu eylemcileriyle görüşme sansının olduğunu belirten Melek şunları aktardı: “Gebze Cezaevi’ne görüşe gittiğim de ölüm orucunda olan Ardıl Çeşme, Aslı Doğan ve diğer tutsaklar da görüşe çıktı.  Görüş yeri çok gürültülü oluyor ve eylemdeki arkadaşlar sese karşı çok hassas olmuşlardı. Yürümekte çok zorluk çekiyorlardı. Bütün eylemcilerin talepleri ortak ve değişen bir şey yok onlar için. Eylemdeki arkadaşlar, ‘Gebze’deki, Bakırköy’deki, Amed’deki ve annelerin yaptığı her direnişin kendilerine çok güç verdiğini ve annelerin yalnız bırakılmamasını istediler. Ayrıca bu direnişin sadece Kürt halkına ait olmadığını ve kendine demokrat, aydın ve duyarlıyım, insanım diyen herkesin bu direnişe destek vermesi gerektiğini belirttiler. Sayın Öcalan ile yapılan görüşmenin kendilerini mutlu ettiğini ancak yeterli olmadığını, bu yüzden eylemlerinin taleplerin karşılanıncaya kadar devam edeceklerini belirttiler.”

Baskılara rağmen direneceğiz

Sürekli polis saldırısı altında olsalar da eylemlerini sürdürmekte kararlı olduklarını belirten Melek Başkale, şunları dile getirdi: “Bizler gözaltına alınıyoruz, darp ediliyoruz, hakarete uğruyoruz ama bunlar bizi yıldıramaz. Bence biz tutsak yakınları olarak geç bile kaldık. Cezaevindekiler ‘Öcalan ile yapılan görüşmenin annelerin direnişiyle baskı oluşmasından kaynaklı oluştuğunu’ söylediler. Bizler Bakırköy’de direnen anneler ile birlikte avukat ve milletvekillerimizle birlikte her gün orada olacağız. Bakırköy Cezaevi’nin etrafı abluka altına alınmış durumda ve bu yüzden cezaevinin önüne gidemiyoruz, oraya yakın bir yerde toplanıyoruz. Bizleri gözaltına aldıklarında 3 kadın polis, ağızlara alınmayacak küfürler ettiler, darp ettiler. Polisler bize ‘Bizim annelerimiz evde oturuyor, siz neye, kime güveniyorsunuz?’ diye ithamlarda bulunuyorlar. Bizlere plastik mermi sıktılar ve bunun içinde gaz fişeği vardı. Annelerimiz çok kötü oldu. Ama şunu herkes çok iyi bilsin ki, bizim de kaybedecek bir şeyimiz yok. Artık bir saniyenin bile önemi var. Biz her gün Bakırköy cezaevinin önünde olacağız. Kararlıyız,  inançlıyız ve zafere ulaşacağız. AP,  CPT bu annelerin çığlığını duysun, bunun başka bir yolu yok. Kendine insanım diyen herkes bu direnişe ses değil çığlık olmalıdır.”