Gebze Kapalı Kadın Cezaevi’nde tutulan Aslı Calıhan’ın annesi Zeynep Calıhan, kızıyla yaptığı görüşmede koğuşlara baskın düzenlendiğini belirterek, “Çevik kuvvet, polis, asker, jandarma, özel tim, hep birlikte baskın yapmışlar” dedi.

Aslı Calıhan, ailesiyle yaptığı görüşmede, cezaevinde kendilerine kötü muamelede bulunduğunu ve siyasi tutuklu birçok koğuşa baskınların gerçekleştiğini ifade etti. Cezaevine kızı Aslı Calıhan önceki gün görüşüne giden Zeynep Calıhan, kızının kendisine “Buradaki birçok siyasi tutukluların bulunduğu koğuşa çevik kuvvet, polis, asker, jandarma, özel tim, hep birlikte baskın yapmışlar” dediğini aktardı.

Kürtçe günlükler de alındı

 Baskında Kürtçe öğrenme günlüklerinin dahi alındığını belirten anne Calıhan, şöyle devam etti: “Kızım bana bir arkadaşları Kürtçe elma yazmış diye onu bile almışlar. Havalandırmada taşların arasında küçük bir yeşillik çıkmış, onu yolmuşlar. Yatak yorgan, her şeyi dağıtmışlar. Ne aradıklarını da bilmiyorlarmış. Tekrar satmak için cezaevi kantininden alınmış radyoyu bile götürmüşler. Koğuşta yataklardan tutun en ufak şeye kadar, her şeyi dağıtmışlar. Baskından sonra da ‘aradığımızı bulamadık’ demişler. Biz bu durumu kabul etmiyoruz, sonuna kadar çocuklarımızın yanındayız. Onlara bir zarar gelmesini istemiyoruz. Çocuklarımızın zulüm görmesini kabul etmeyiz.”

 

KOCAELİ

 
 

Bakırköy Cezaevi’nde devlet şiddeti

 

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde B/6 Koğuşu’nda kalan Esin Kavruk’tan Adli Tıp Kurumu’na vermek için DNA örneği almak iddiasıyla polisler tarafından baskın düzenlenmişti. Kadın tutuklulara yönelik şiddetin yaşandığı baskına tepkiler devam ediyor. Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde şiddete maruz bırakılan tutsaklardan Hülya Gerçek’in annesi Mercan Gerçek ve Hatice Duman’ın yeğeni Hasan Duman, yaşananlara karşı birlikte mücadele edeceklerini ifade etti.

 Mercan Gerçek, 28 Kasım günü koğuşu basan gardiyan ve polislerin kadın tutsakları darp etmesinin, erkek devlet şiddetinin kanıtı olduğunu vurguladı. Dayatılan hukuksuz uygulamalara karşı birçok kez cezaevi önünde açıklama yapmak istediklerini, ancak buna izin verilmediğini ifade eden Gerçek, “Yapmak istediğimiz açıklama sırasında çok kez polis tarafından şiddete maruz bırakıldık. Dışarıda kadına dönük şiddet, cezaevlerinde daha fazla sistematikleştirilerek uygulanıyor. Bizler kadın tutsaklara dönük saldırıların AKP zihniyetinin temsili olduğunu biliyoruz. Bu zihniyet son buluncaya dek tutsaklarla mücadele etmeye devam edeceğiz. Yaşanan hak ihlallerinin takipçisi olacağız” dedi.

Saçlarından tutularak sürükendi

 Geçen hafta kapalı görüşte kızıyla görüştüğünü dile getiren Gerçek, şunları söyledi: “Kızımın ve arkadaşlarının sağlık durumları, maruz kaldıkları şiddet nedeniyle iyi değildi. Biz aileler üzülmeyelim diye maruz kaldıklarını çok aktarmıyorlar. Ancak maruz kaldıkları şiddetin büyüklüğünü görmek mümkündü. Kadın tutsaklardan birinin rahim bölgesine tekme atılmış. Bu nedenle yürümekte zorlanıyor. Yine kadınların saçlarından çekip, sürükleyerek şiddet uygulamışlar. Kadın tutsaklara dönük bu yaklaşım ve uygulamalar tutsak yakınlarına da uygulanıyor. Cezaevi görüşlerinde çıplak arama dayatılıyor. Hakaretlere maruz kalıyoruz. Tüm bu uygulamalar tutsak yakınlarını cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini anlamamıza yetiyor. Bakırköy’de ciddi hak ihlalleri yaşanıyor. Yaşanan hak ihlallerinin takipçisi olacağız. Tutsak kadınlarla ortak mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz.”

AYM kararı da tanınmıyor

 Hatice Duman’ın yeğeni Hasan Duman ise halasının 17 yıldır tutsak olduğunu hatırlattı. Halasının Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde (DGM) yargılanarak müebbet hapis cezasına çarpıldığını aktaran Duman, “Anayasa Mahkemesi DGM’lerde yargılandığı için ‘adil yargılama hakkı ihlal edildi’ diyerek, yeniden yargılanmasını istedi. Duman’ı yargılayan mahkeme tekrar müebbet verdi. Ardından AYM 6 Aralık’ta tekrardan ‘adil yargılama hakkı ihlal edildi’ kararı verdi. AYM kararını tanımayan bir durum var ortada” dedi.

Halası gibi birçok suçsuz insanın işkence altında ifadesi alınıp, yüksek cezaları çarpıldığının altını çizen Duman, adil yargılama taleplerini yineledi. Duman, “Hukuksuzca Esin Kavruk’tan istenen bir DNA testi gerekçe gösterilerek, baskın yapıldı. Yapılan baskın aileyi psikolojik olarak çok etkiledi. Baskında tutuklular çok ciddi bir şekilde darp edildi. Bu biz tutuklu aileleri için çok zor bir durum. Maalesef ki; biz bu konuda çok yıprandık” şeklinde konuştu.

 Cezaevinde baskın yapıldıktan sonra halasının görüşüne henüz gidemediğini kaydeden Duman, şunları belirtti: “Baskından sonra ancak telefonla görüşebildim. Hatice kendisinin iyi olduğunu darp edilen diğer arkadaşları için kaygılandığını söyledi. Özellikle Esin Kavruk’un sağlık durumu için kaygılandığını aktardı. Görüşe giden diğer ailelerden aldığım bilgilere göre bazı tutuklular baskın sonrasında ciddi sağlık sorunları yaşıyormuş. Biz aileler, bu baskınların devam edeceğini ve yakınlarımıza karşı hak ihlallerinin artacağından kaygılanıyoruz. Devlet yetkilileri bir şey yapacaksa hukuk çerçevesinde yapmalı. Tutukluların aileleri olarak bu baskınları kabul etmiyoruz. Her şey hak ve hukuk çerçevesinde olsun.”

 
 

‘Kürt ve Kürdistan’a ceza

Elazığ 1 Nolu Cezaevi’ndeki tutsakların not defterleri içerisinde “Kürt” ve “Kürdistan” kelimeleri geçtiği için toplatılıp disiplin cezaları verildi.

Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalan hasta tutuklu Necmettin Sonyacı, Mezopotamya Ajansı’na (MA) gönderdiği mektupta yaşadıkları hak ihlallerini hakkında bilgiler verdi.

Gönderdiği mektubunda tutsak yakınları tarafından gönderilen kitapların cezaevi idaresi tarafından kısıtlı olarak kendilerine verildiğini aktaran Sonyacı, tuttukları notlarda “Kürt” ve “Kürdistan” kelimeleri geçtiği için ise defterlerinin toplatılıp, disiplin cezaları verildiğini kaydetti.

Sonyacı, maruz kaldıkları bazı hak ihlallerini şöyle sıraladı:

  • Hiçbir spor ve etkinlik hakkından yararlanamıyoruz.
  • Meslek kazandırma ve diğer sosyal faaliyetlere katılamıyoruz.
  • Sohbet hakkı haftada 4 saat olması gerekirken, bizler ancak ayda 45 dakika o da spora çıkarılmayıp, sohbete çıkarılıyoruz.
  • Kantin fiyatları çok fahiş ama çeşit bakımından çok fakirdir.
  • Yazınsal çalışmalarımızda yapılan yorum, değerlendirme, analiz ve anlatılar nedeniyle defterlerimize el konulmakta ve orantısız disiplin cezaları verilmektedir. Kitap çalışması, makale, şiir, şarkı ve inceleme-araştırma yazılarımız içerisinde Kürt ve Kürdistan kavramları geçiyor diye el konuluyor. Roman ve anılarımızda kendi başımızdan geçenleri yani bizatihi yaşadıklarımızı yazıyoruz ve anıtlaştırıyoruz. Kürt Tarihi, Kürt Sosyolojisi veya 50 yıldır yaşanan düşük yoğunluklu savaş konusunda analiz ve tespitler çeşitli kitaplardan alıntılar yapılmış diye defter, yazı ve notlarımız suç kapsamında değerlendiriliyor. Bu nedenle sırf defterlerdeki düşüncelerimizden dolayı disiplin cezalarına maruz kalıyoruz.
  • Revire 15 günde bir çıkartılıyoruz. Yani hasta olan bir kişi 15 güne kadar ölmezse doktoru bulabilir. Hastane sevkleri ise aylarca sürüyor bazen. Hastaneye gittiğimizde kollarımızdaki kelepçeler çıkarılmadığı için birçok arkadaşımız muayene olmadan geri geliyor. Ring arabalarında beklemek de cabası.