Hakkari’nin Çukurca ilçesinde 7 Ocak'ta hayatını kaybeden ve cenazeleri günlerce çatışma alanında bekletildikten sonra Malatya’ya getirilip morg yerine mezarlıkta bulunan bir barakaya konulan 1996 doğumlu Metin Baran'ın ailesi, cenazelerini almak için DNA test sonuçlarının açıklanmasını bekliyor. Baran, kendi yaşıtı birçok genç, çocuk gibi cezaeviyle tanıştıktan sonra dağ yolunu seçmiş. 3 Mart 2007 tarihinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın zehirlendiği yönündeki haberler üzerine Adana’nın Seyhan İlçesi'ne bağlı Şakirpaşa Mahallesi’nde düzenlenen kitlesel açıklamaya katıldığı için gözaltına alınan Baran, "örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklandı. Adana Pozantı Cezaevi'nden 21 Haziran 2007’de tahliye edilen Baran, yargılama sonucu 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyasını temyiz için Yargıtay’a gönderdiklerini ve Yargıtay incelemesi sürerken TMK’de yapılan kimi değişiklikler nedeniyle kararın bozulduğunu, yine dosyanın çocuk mahkemesine gönderildiğini belirten Av. Tugay Bek, Adana 3. Çocuk Mahkemesi’nde devam eden davanın 3’ncü yargı paketi olarak bilinen 6352 sayılı yasa değişikliği nedeniyle “kavuşturmanın ertelenmesi” ile sonuçlandığını belirtti.


Korku dolu bir yaşam...

Bu ve buna benzer dava ve süreçlerin gözaltına alınan ya da tutuklanan çocuklarda kendini güvensiz hissetmelerine, polis, devlet, cezaevi gibi kavramların endişelenmelerine neden olduğunu ifade eden Bek, “Gözaltına alınma, polis tarafından dövülme gibi bir korku ve endişe içerisinde yaşıyorlar. Yeni bir yargılama, yeniden cezaevine girme endişesi ya da sürekli polis tarafından baskı altında yaşamaları neticesinde elbette başta toplumsal ve siyasal nedenler olmak üzere bu çocukların dağa çıkmasında etkili oluyor. Yasal düzenlemeler yapılmış olsa da anlaşılan o ki bu amaçlar hasıl olmamış. Yasal düzenlemelere rağmen çocukların dağa çıkması ve gençlerin legal alanda kendilerini güvensiz hissetmesinin önüne geçilebilmiş değil” dedi. Ülke ve toplum açısından gençlerin bu şekilde yaşamını yitirmesinin bir kayıp olduğunu söyleyen Bek, bunun önüne geçilebilmesi için köklü yasal değişikliklere ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Suçlu damgası vuruluyor

Son aylarda gündeme gelen Dersim’in Hozat İlçesi'ndeki fişleme olaylarının sadece oraya özgü bir durum olmadığını, bunun her yerde yapıldığına işaret eden Bek, “Bugün Çukurova'ya da diğer illerde bu tür olaylara katılan çocuk sürekli polisin baskısını üzerlerinde hissediyorlar. Yolda polis ile karşılaştıklarında oradan uzaklaşma ihtiyacı duyuyor. Düzenli bir işte çalışamıyorlar, eğitimlerini sürdüremiyorlar. Öncelikle bu çocuklar üzerinde suçlu muamelesinin kaldırılması gerekiyor" dedi.



METİN İNAN / DİHA/ADANA