
Osmaniye Cezaevi'ndeki ihlallere karşı ancak tutsakların 50 günlük açlık grevi ardından harekete geçebilen Adalet Bakanlığı ise cezaevlerinden yükselen çığlığı görmezden geliyor.
Adalet Bakanlığı'nın 2011 Aralık ayı verilerine göre cezaevlerinde 128 bin 604 tutsak var. Cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 106'ya ulaştı. Şubat 2012 tarihi itibariyle cezaevlerindeki ağır hasta tutuklu ve hükümlü sayısı 469. Sadece bu yıl içinde Adalet Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı ve Adli Tıp'ın görmezden geldiği 3 hasta tutsak hayatını kaybetti. Bu tablo karşısında Adalet Bakanlığı'nın tek çözümü 2017 yılına kadar 90 bin 935 kişilik yeni kapasite oluşturmak.
Cezaevleri alarm veriyor
Pozantı'da Kürt çocuklarına yönelik tecavüz vakası, Osmaniye'de 12 Eylül dönemi uygulamaların açığa çıkmasıyla Türkiye cezaevlerindeki kötü muamele ve işkence kısmen görünür olsa da yaşanan ciddi sorunlara karşı Adalet Bakanlığı ve hükümet sessizliğini koruyor. Son olarak Hatay E Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki ihlallere ilişkin basına yansıyan haberler nedeniyle Meclis İnsan Hakları Komisyonu cezaevinde inceleme başlatacağını duyursa da daha bir çok cezaevinde benzer sorunlar yaşanıyor. Sadece dün 4 ayrı cezaevinden ihlal haberleri geldi.
Gardiyanlar kolunu kırdı
Erzurum H Tipi Cezaevi'nden, Tekirdağ F Tipi'ne sürgün edilen PKK'li tutsak İskender Karaman'ın, sürgün edildiği Tekirdağ Cezaevi girişinde çıplak aramaya karşı çıktığı için sol kolunun gardiyanlar tarafından kırıldığı belirtildi. 14 yıldır tutuklu bulunan Karaman, yazı yazarken sol elini kullandığının bilindiği için sol kolunun kırıldığını belirterek, "Revire de götürülmedim, bir krem verilerek geçiştirildi" dedi. Sevk boyunca da askerlerin sözlü ve fiziki şiddetine maruz kaldığını aktaran Karaman, "40 saat boyunca su vermediler, havalandırmayı açmadılar, ihtiyaçlarımızı karşılamamıza izin vermediler" dedi.
Ölümle tehdit ediliyorum
Hatay M Tipi Cezaevi'nde tutulan Fırat Can, keyfi olarak sürekli hücre cezasına çarptırıldığını ve ölümle tehdit edildiğini bildirdi. Bir yıldır "örgüt yöneticisi" suçlamasıyla tutuklu bulunan Can'ın babası Ali Can, telefonla görüştüğü oğlunun koğuşta daha önceden bulunan bir delik yüzünden disiplin cezasına çarptırıldığını aktardı. Oğluna iki haftayı aşkın süre önce gönderdiği paranın verilmediğini kaydeden Can, "Oğlum 'sizi burada yaşatmayacağız' denilerek tehdit edildiğini söyledi" diye konuştu. Oğlunun yaşamından endişe ettiğini söyleyen Baba Can, "Bir insan cezaevinde devlete emanet olması gerekirken, saldırılara maruz kalıyor. Ne dağda yaşatıyorlar ne cezaevinde, biz şimdi ne yapalım?" diye sordu. Oğlunun 1 yıl içinde 2 kez mahkemeye çıkartıldığını anlatan baba, Kürtçe savunma talebi nedeniyle savunma yapmasına da izin verilmediğini aktardı.
Her an cenazemiz çıkabilir
Antalya L Tipi Cezaevi’nde ise tutuklu Recep Motor annesi aracılığıyla "Burada bize her gün işkence yapıyorlar. Buradan cenazemiz çıkabilir" dedi. Anne Sevda Motor cezaevi yönetiminden şikayetçi oldu. 22 yaşındaki oğlunun yaklaşık 4 yıl önce polise molotofkokteyli attığı gerekçesiyle 'örgüt üyeliği' suçlamasıyla 14 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldığını belirten anne, "Adana Kürkçüler F Tipi'nden 2 ay önce Antalya'ya gönderildi. Oğlumun görüşüne gittim, çok korkuyordu" diyerek şunları anlattı: "Bana 'bize sürekli işkence yapıyorlar, sayımda askeri yöntemleri uyguluyorlar, görüş hakkımız keyfi gerekçelerle engelleniyor. Çok korkuyorum, bir gün buradan cenazemiz çıkabilir."
Bozuk gıda yönetimi
Mardin E Tipi kapalı Cezaevi’nde ise bir ay içerisinde iki defa gıda zehirlenmesi vakası yaşandı. Son olarak 22 Nisan'da 800 tutsak akşam verilen patates yemeğinden zehirlendi. Gıda zehirlenmesinin ardından tutsakların yemek boykotu yaptığı öğrenilirken, aileler yakınlarının durumu hakkında açıklama yapılmasını istiyor. Cezaevlerindeki tutsaklar ile görüşen avukatlar, 3 hafta önce de tutsakların tavuktan zehirlendiğini belirterek şunları söyledi: "Tarihi geçmiş gıdalar kullanılıyor. En önemlisi ise özellikle siyasi tutuklu ve hükümlülere verilen yemeklerin içerisinden kurt, böcek, poşet ve tırnak parçası gibi bir çok cismin de çıktığı aktarıldı. Tutukluların bize aktardığına göre Başgardiyan ile görüşülmüş. Ancak Başgardiyan kendilerine, 'yemekler o kadar kaynıyor, kurdu nasıl fark edebildiniz' diyerek alay etmiş. Tutsaklar zehirlenme vakalarına rağmen idare tarafından keyfi ve bilinçli olarak bu gıdaların kullanılmaya devam ettiğini ifade etti."
HABER MERKEZİ