
Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan siyasi tutukluların yasak, baskı ve kötü uygulamalara karşı devam ettirdikleri süresiz dönüşümsüz açlık grevi 18. gününe girdi. Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi üyelerinden Avukat Şule Recepoğlu, talepleri kabul edilmezse açlık grevlerini büyüterek sürdüreceklerini söyledi.
Şakran Cezaevi’ndeki süresiz dönüşümsüz açlık grevi 26. gününe girdi. Van’ın yanı sıra Sincan Kadın, Edirne, Antalya ve Edirne’de de grev devam ediyor. Cuma günü PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, tüm tutsakların bir aylık açlık grevine gireceklerini duyurdu. Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde yasak, baskı ve eşkenceye karşı başlatılan süresiz dönüşümsüz açlık grevi 18. gününe girdi. Tutsaklarla görüşen Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi üyesi Avukat Şule Recepoğlu, daha önce Edirne Cezaevi ile ilgili bir çok rapor hazırladıklarını ve yaşanan hak ihlallerini dile getirdiklerini hatırlatarak, son süreçte artık işkence boyutuna vardığını söyledi.
Başvurular sonuçsuz kalıyor

Defalarca cezaevi idaresine, mahkemeye ve Adalet Bakanlığı’na başvurduklarını hatırlatan Recepoğlu, ancak dilekçe ve başvurulara bir cevap alamadıklarını dile getirdi. Bunun üzerine avukatlara ve cezaevlerindeki hak ihlalleri ile ilgilenen STK’lere mektuplar yazdıklarını kaydeden Recepoğlu, bu mektuplara da el konulduğunu ve bilgilendirilmediklerini vurguladı.
Son çare açlık grevi
Tutsakların zun bir süredir seslerini dışarıya duyuramadığını ve en son çare olarak açlık grevine girdiklerini ifade eden Recepoğlu, “Eğer biz bu uygulamalara bu şekilde karşılık vermezsek, tüm tutsakları tek tipleştirmeye doğru götürecekler ve bunu yaparken de insanlık onuruyla bağdaşmayan, işkenceye varan uygulamaları getirirler” dediklerini aktardı. Recepoğlu’nun anlatımına göre şunları yaşanıyor:
Kitap ve mektuplar verilmiyor
İnfaz Koruma Müdürü’nün tayin ettiği kişiler tarafından kitap ve mektuplara el konuluyor. Son bir ay içerisinde ne dışarıya mektup gönderildi ne de gelen mektuplar verildi.
İkinci parmak izi
Son süreçte parmak izi uygulaması getirildi ama nedeni beyan edilmedi. Her cezaevine giren kişinin parmak izi alınıyor ve fotoğraf çekimi yapılıyor ama Adalet Bakanlığı‘ndan gelen genelge üzerine idare tarafından tekrar alınmak isteniyor. Keyfi bir uygulama ya da işkence için bir bahanedir.
Tek tip kıyafete doğru
Parmak izi işlemine karşı çıkmak isteyen tutsaklara şunu yapıyorlar; Revire ya da hastaneye gitmek isteyenleri ‘seninle müdür görüşmek istiyor’ denilerek, zorla parmak izi işlemine götürüyorlar. Götürürken işkence yapılıyor. Bunlar arasında hasta tutsaklar var ve hastalık türüne göre işkence ediliyor.
* Mesela bel fıtığı olan Nusret Kaya’nın beline baskı yapılarak yerlerde sürüklendi ve beli darp edildi.
* Astım hastası Muhammed Sait Kulu, diyaframından sıkılarak parmak izi alınmaya çalışıldı, yerlerde sürüklendi; astım krizine girip acilen hastaneye götürüldü.
* Elleri yanık Necdet Ayna’nın parmak izinin alınmayacağı biliniyor ama buna rağmen zorla parmak izi alınmaya çalışıldı; parmaklarındaki ince deri soyularak kanatıldı.
* Odası basılıp işkenceyle parmak izi alınanlar var.
Tek tip kıyafete doğru
Tutsakların kıyafetleri kendilerine ulaştırılmıyor, temel ihtiyaç malzemeleri verilmiyor, kişisel eşyaları ortadan kayboluyor. Bunların hesabı verilmiyor, idare başvuruları ciddiye almıyor. Tutsaklara yakında tek tip kıyafete bile geçileceğini söyleniyor.
Üretimlerine el konuluyor
Sadece mektup ve kitap ile yayın akışı engellenmekle yetinilmiyor, tutsakların kendi üretimleri de gasp ediliyor. Tutsakların yazdıkları kitap taslaklarına, makale ve öykülerine el konuluyor.
Süngerli odada işkence
Sayımlar artık işkenceye dönüştürüldü. Daha önceden asker ve gardiyanlar eşliğindeki koğuş aramaları şimdi gardiyanlar tarafından ve keyiflerince yapılıyor. Ani baskın ve el koymalara karşı çıkanlar darp ediliyor, hatta bazıları götürülüp süngerli odada işkenceye maruz bırakılıyor. Artık bu seanslara ikinci ve üçüncü müdürler de katılıyor. Süngerli odada işkence yapılan tutsaklar hakkında soruşturma açılıyor; ‘kapılara masa ile barikat kurmak istendiği’ gerekçesi yazılarak, ileriye dönük katliam hazırlığı yapılıyor.
Edirne’de netice alınmadı
Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi üyesi Avukat Şule Recepoğlu, bir kaç heyetle cezaevi müdürü ile görüştüklerini, tutsak ailelerinin başvuru yaptıklarını ancak şimdiye kadar sonuç alamadıklarını söyledi: “Tutsaklar da bütün bunların son bulması için bedenlerini açlığa yatırdı ve çözüm bulunmamasını halinde büyütüleceğini vurguluyor.”
Tekirdağ’da da aynı sorun
Aynı sorunların Tekirdağ Cezaevi’nde de yaşandağını kaydeden Recepoğlu, şunları anlattı: “Sorunlar katlanarak büyüyor. Avukat görüşleri yapılamıyor, iletişim yolları tamamen kapalı. Sağlık raporları ve Adli Tıp raporlarının kendilerine ulaşmıyor, yapılan teşhisler yanlış, ilaçlar yanlış. Kelepçeli muayene dayatılıyor, doktorlar gardiyan veya jandarma gibi davranıyor. Tedavinin yapılmaması için bütün olanaklar seferber ediliyor.”
Savaştan işkence ekibine
Çorum L Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Kürdistan’daki savaşta yaralı kurtulan asker ve polislerden bir işkence ekibine mesai yaptırılıyor.
Çorum L Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki siyasi tutsak İdris Özdemir, ailesi ile cezaevinde yaptığı görüş sırasında yaşanan hak ihlallerini aktardı. Tutsaklar tek kişilik hücrelerde haftalardır tutuluyor, taleplerine kulak verilmiyor. Sürekli ölüm tehdidi altındalar.
Çocuklarımızın yarısı yoktu
Oğlunu Çankırı’dan Çorum’a sevk edilmesinin ardından ilk defa görebildiğini söyleyen Özdemir, “Uzun zaman kendisinden haber alamadık. Önce telefonla bize ulaştı, Çorum’a sürgün edildiğini söyledi. Sonra Çorum’da görüşüne gittim, hücredeydiler. İlk gördüğümde oğlumu tanıyamadım. İşkence izleri de duruyordu. Benim gibi Aydın’dan gelen bir anne de kapının açılmasıyla birlikte çığlık atmaya başladı. O da oğlunu tanıyamadı. Çocuklarımızın yarısı yoktu ortada. Hepsini hücrede tutuyorlardı” diye konuştu.
Özel bir ekip salınıyor
Cezaevinde oluşturulan ve “dayak ekibi” olarak adlandırılan bir grubun olduğunun aktarıldığını belirten Özdemir, söz konusu ekibin daha önce Kürt kentlerindeki çatışmalarda yaralanan asker ve polislerden oluşturulduğunu, bu özel ekibin işkence yaptığını aktardı. Özdemir, ekibin sürekli hakaretler ettiğini, hücreleri bastığını ve tutsaklara işkence yaptığını söyledi.
Orda da açlık grevi başlıyor
Tutsakların banyo yapamadığını, banyo için götürüldüklerinde ise bir kaç dakikada sulların kapatıldığını ifade eden Özdemir, tutsakların açlık grevine hazırlandığını, çünkü bedenlerini ortaya koymaktan başka yol kalmadığını vurguladı.
DAİŞ’li tutukluya hassasiyet

Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi üyeleri, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için bu hafta da Ankara’da Yüksel Caddesi’nde 136. kez bir araya geldi.
İnisiyatif adına konuşan Sihan Aydın Kaya, devletin kendi koruması altındaki tutsaklara karşı bu düşmanca ve rehin alma tutumunu izah etmesi gerektiğini söyledi.
Birkaç gün önce Beyoğlu’nda 8 kişinin yaşamını yitirdiği eylem ile ilgili yargılanan DAİŞ üyesinin sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildiğini hatırlatan Kaya, “Anlıyoruz ki, DAİŞ’liye uygulanan adalet, siyasi mahpuslar için geçerli değil mevcut hukukta” dedi.
“Sincan Kadın Hapishanesi’nde ve diğer açlık grevi olan hapishanelerdeki tutsakların durumları ile ilgili gerekli olan tedbirler alınmalıdır” diyen Kaya, taleplerinin dinlenmesi gerektiğini, aksi takdirde gittikçe çoğalacak ve ölümle sonuçlanacak bir sürecin önüne geçilmesi gerektiği uyarısında bulundu. Kaya, “Açlık grevi sürecinde kontrolleri yapılmalı, tecride uğramamalı, vitaminleri verilmeli ve durumları hakkında bilgilendirme yapılmalıdır” dedi.