
'Kameralar her yerde'
Tutuklu Aileleri ile Dayanışma Derneği (TUAD) Başkanı Recep Belek, cezaevlerindeki keyfi uygulamaların ve hak ihlallerinin üst boyutlara ulaştığını ve uygulamaların 12 Eylül askeri darbesi sürecini arattığını söyledi. Cezaevlerinde kötü muamelenin tutsakların yemeklerine böcek atılmasına kadar vardığını belirten Belek, "Tutsaklar özellikle Edirne F Tipi Cezaevi'nde yemeklere böcek, saç gibi cisimler atıldığını aktardılar. Son süreçte keyfi aramalar sıkça yapılıyor ve bu aramalar sırasında fiziki müdahaleler de olmuş" dedi. "En önemlisi de hasta tutsaklarla ilgili yaklaşım. Doktorların tedavi konusunda yetersiz kaldığı yerde başka hastaneye sevk edilmesi gerekirken, tutsak cezaevine tekrar sevk ediliyor" diyen Belek, cezaevlerinde tutsakların yaşam alanlarına kameralar konulmasına ilişkin de, "Önceden kameralar havalandırmalara konuluyordu. Şimdi hücrelerin içini görecek şekilde hatta banyolara kadar konulduğu belirtiliyor" dedi. Belek, tüm bu insanlık dışı, keyfi uygulamalara karşı demokratik haklarını kullanarak alanlarda olduklarını belirterek, tecrit, izolasyon ve baskılara karşı tutsakların da içeride çeşitli protesto eylemlerine gidebileceği uyarısında bulundu.
'Hukuki bir dayanağı yok'
İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu üyesi Sevim Kalman da, "Mahpusların yaşam alanlarına kameralar koymak psikolojik işkencedir" diyerek, kamera yerleştirmenin insanların kişiliğine doğrudan bir saldırı olduğunu ifade etti. Uygulamanın hukuki bir dayanağı da bulunmadığına dikkat çeken Kalman, "Uygulamaya karşı çıkan mahpuslara ise cezalar verilmek isteniyor. Uygulama kabul edilemez. Bazen tutsakların odalarını dahi görebilecek şekilde ayarlandığı yönünde bilgiler geliyor. Bu psikolojik bir işkence ve baskı yöntemidir" diye konuştu. Uygulamanın tutsaklar üzerinde baskı kurduğu için çeşitli sorunlara yol açabileceğini belirten Kalman, "Bir insanın 24 saat izlendiği hissiyle yaşaması sağlıklı bir durum değil" dedi.