Sağlık, hukuk ve insan hakları örgütleri, koronavirüs salgınının oluşturduğu risk dolayısıyla tutsakların adli kontrol şartıyla serbest bırakılmalarını istedi.
Kapasitesini 60 bin aşarak 300 binden fazla tutsağın bulunduğu Türk cezaevlerinde, baskıların yanı sıra tedavi bekleyen hasta ve yaşlıların da durumuna dikkat çeken sivil toplum örgütleri, giderek yayılan koronavirüs salgınından dolayı hükümete ortak çağrıda bulundu.
Ceza İnfaz Sistemleri Sivil Toplum Derneği (CİSST), İnsan Hakları Derneği ( İHD), Diş Hekimleri Odası, İstanbul Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Hak İnisiyatifi Derneği yönetici ve temsilcileri, dün İHD İstanbul Şube binasında basın toplantısında düzenledi. Hazırlanan basın metnini kurumlar adına İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ekmez okudu.
Cezaevlerinin kişisel alan ve hijyenin bulunmadığı kapalı kurumlar olduğunu hatırlatan Ekmez, yoğun ve hareketli nüfusla, özellikleri ve organizasyonu bu tür salgınların yayılması için oldukça elverişli ortamlar olduğunu vurguladı. Bu gibi kapalı kurumlarda virüsün yayılmasının ne kadar ciddi problemler yaratabileceğinin halihazırda İtalya ve İran cezaevlerinde de görüldüğüne dikkat çeken Ekmez, ilgili kamu kurum ve kuruluşların gerekli önlemleri almaları gerektiğinin altını çizdi. Ekmez, acilen alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:
Ücretsiz temizlik malzemeleri
- Mahpusların sağlıklarının korunabilmesi, bulundukları alan ve kendi kişisel temizliklerini sağlayabilmeleri için acilen temizlik malzemelerinin kendilerine ücretsiz verilmesi sağlanarak parası olmayan mahpusların da temizlik ürünlerine erişimi sağlanmalıdır.
- Hapishanelerdeki banyo, tuvalet gibi ortak alanların her gün dezenfekte edilmesi,
- Mahpusların yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmesinin sağlanması, vitamin takviyesi yapılması,
Cezalarının ertelenmesi
- Risk grubunda ve kişisel hijyenlerini sağlamakta yetersiz olan kronik hasta, engelli, yaşlı, çocuklu, hamile mahpusların adli kontrol yoluyla cezalarının ertelenmesi gündeme alınmalı aksi takdirde bu mahpusların kalabalık koğuşlar yerine kapasitesi ve hijyen koşulları uygun ortamlarda tutulmasının sağlanması,
Hasta tutsakların çıkarılması
- İnfaz kanunun 16. Maddesi uyarınca sağlık sebebiyle infaz ertelemeye başvurmuş olan hasta mahpusların dosyalarının hızla incelenmesi ve acilen hapishane dışında tedavi olanaklarının sağlanması,
- Sağlık Bakanlığı ve Türk Tabipleri Birliği’nin önerileri ve uyarıları dikkate alınarak hapishanelerde görev yapan tüm personelin bilgilendirilmesi, atılması gerekli olan adımların ve uyulması gerekli olan kuralların belirlenmesi, mahpusların iletişim araçlarına erişimlerindeki kısıt dikkate alınarak ilgili personel tarafından bu bilgilerin paylaşılması,
- Kurumda düzenli ve yeterli sayıda sağlık personelinin bulunması (sayının arttırılması),
- Tüm mahpus, hapishane çalışanı ve mahpus yakınlarından olası belirtiler gösteren kişilerin testlerinin hızlı ve güvenilir şekilde yapılabilmesi için gerekli önlemlerin alınması,
Görüş hakkını ihlal etmeden
- Görüşlerin yapıldığı alanlarda mahpusların görüş haklarını ihlal etmeyecek şekilde hızla önlemlerin artırılması ve alanların sıklıkla dezenfekte edilmesi, mahpusların yakınlarıyla haberleşebilmesi için imkanların arttırılması,
- Hapishanelere yakın yerlerde bulunan hastanelerde ve mahpuslara sağlık hizmeti verilen sağlık kurumlarında uygun - yeterli sağlık hizmeti verilebilmesi için gerekli önlemlerin alınması,
- Mahpusların sağlık kurumlarına ve hastanelere ring araçlarıyla değil; daha hijyenik ve sağlığa uygun araçlarla taşınması,
- Sağlık gerekçesiyle alınacak önlemlerin mahpusların temel haklarını ihlal etmeyecek şekilde uygulanmasına özen gösterilmesi.
Açıklamanın ardından söz alan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ise hasta tutsakların bu koşullarda serbest bırakılması ve bağımsız heyetlerin bu sürece dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.
Acil adım atın
Açık ve kapalı cezaevlerinde 2 hafta boyunca görüşler ertelenmesi kararı alan bakanlık, gardiyan ve askerlerin tutuklular ile temasına ilişkin ise hala önlem almadı. Günde iki vardiya çalışan ve bu süre içerisinde dışarıda bir çok yerle temas eden asker ve gardiyanların buna rağmen sabah sayımı, sevk, havalandırmaya çıkarma gibi bir çok işlemi gerçekleştirdikleri sırada virüse ilişkin herhangi bir önlem almadığı ve bununla tutuklarının yaşamını tehlikeye atıldığı bildirildi.
MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) Eşbaşkanı Mehmet Temizyüz de bu duruma işaret ettiği dünkü açıklamasında, koronavirüs tehlikesine karşı acil önlem alma çağrısında bulundu. Temizyüz, “Aralarında durumu kritik olan ve yaşı ilerlemiş olan hasta tutsaklar virüse yakalandığı zaman yaşama şansları zor olur. Zaten zor durumda olan hasta tutsaklar bir de virüs tehlikesi ile karşı karşıya kalmış durumda. Hükümet bu konuda hiç beklemeden tahliye işlemlerine başlamalı. Hızla yayılan bu virüse karşı tutsaklar evlerinde ya da hastaneler de tedavi altına alınabilirler” dedi.
Virüse karşı cezaevlerinde yeteri kadar önlem alınmadığına dikkat çeken Temizyüz, iki haftalık görüş yasağını krizin fırsata çevrilmesi olarak yorumladı. Ailelerinin derin endişe ile derneklerine başvuruda bulunduğunu kaydeden Temizyüz, “Bir an önce Meclis’in devreye girmesi ve kamuoyunun kaygısı giderici önlemler alınması gerekmektedir. Önlemler kapsamında tüm tutsakların bir an önce gerekirse adli denetimle serbest bırakılmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.
Görüş sınırlamasına tepki
Adalet Bakanlığı tarafından alınan kararla görüşlere sınırlama getirilmesinin dışında şu ana kadar cezaevlerine dair başka bir tedbir alınmış değil. İHD Hapishane Komisyonu Üyesi Mehmet Acettin, salgının cezaevlerine yayılması durumda büyük bir vahşetin yaşanacağı uyarısında bulundu. Acettin, bu nedenle Adalet Bakanlığı’nın cezaevlerine ilişkin ”önlem alıyoruz” şeklindeki açıklamalara güven duymadıklarını, cezaevlerinin gerçekliği göz önünde bulundurulduğunda görüş kısıtlaması kararının tutsakların “ölüme terk edilmesi” anlamı taşıdığını ifade etti.
Halen su kotası var
Ceza Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Sağlık Ağı çalışanı Jiyan Ay da kendilerine ulaşan bilgilerin Adalet Bakanlığı’nı yalanladığını söyledi. Ay, mahpusların ya aynı koğuşa alındığını, aynı koğuşa alınmayanlar ise yemek saatlerinde yemekhanede birlikte yemek yediğini kaydetti. Ay, “Bu bir toplum sağlığı durumudur. Bu anlamda cezaevlerinde acilen tedbirlerin alınması gerekiyor. Hijyenin salgını önleyen bir etken olduğu bilindiği halde çoğu cezaevinde halen bir su kotası mevcut. Halen birçok mahpus maddi durumu olmadığı için temizlik malzemesi tedarik edemiyor. Çok basit ama salgın için önem arz eden bu problemlerin bir an önce çözüme kavuşması gerekiyor” dedi.
Koşullar böyleyken sadece görüşlerin sınırlandırılmasını eleştiren Ay, şunları belirtti: “Gerçek anlamda bir önlem almak gerekiyor ama hiçbir şey yapılmış değil. Çünkü kapalı bir alan, dışarıdaki herhangi bir birey bu kadar tedirgin olduysa mahpuslar ve yakınları kat be kat tedirgin olabilir.”
HABER MERKEZİ
Ağbaba: Acil önlem alınmalı
CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Kovid-19 virüsünün cezaevleri için tehlike oluşturduğunu belirterek, buna ilişkin acil önlemler alınması gerektiğini bildirdi.
Ağbaba, yazılı açıklamasında, cezaevlerinin özellikle son 10 yıldır içinden çıkılmaz bir hal aldığını, siyasi iktidarın da çözüm için ciddi bir politika üretmek niyetinde olmadığını söyledi. Virüsünün, en çok tehlike arz ettiği yerlerin başında cezaevlerinin geldiğine dikkat çeken Ağbaba, ”Koronavirüsün cezaevlerinde çıkması ihtimali, hiçbirimizin düşünmek istemeyeceği derecede, çok ciddi sonuçlara, ölümlü vakalara yol açabilir. Özellikle hastalar, yaşlılar, çocuklu anneler büyük risk altındadır” dedi.
Adalet Bakanlığı’nın son açıkladığı verilere göre, Türkiye’deki 355 cezaevinde toplam 282 bin 703 mahkum ve tutuklu bulunduğunu anımsatan Ağbaba, resmi rakamlara göre bile cezaevlerinin kapasitelerinden yüzde 22 fazla mahkumu barındırdığını belirtti. Hapishanelerde son belirlenen rakamlara göre, 459’u ağır olmak üzere bin 333 hasta bulunduğunu aktaran Ağbaba, birçoğu kronik hastalıklara sahip hasta mahkumların virüse maruz kalmaları halinde, art arda ölümlerin gelmesinin kaçınılmaz olacağını ifade etti.
Suçu ne olursa olsun tutuklu ve hükümlülerin, sağlıklarının, can güvenliklerinin devlet güvencesi altında olduğunun yasalarla kabul edildiğini bildiren Veli Ağbaba, şunları kaydetti: ”Hapishanelerdeki her birey hapishane dışındakilere eş bir sağlık hizmetinden yararlanma ve önleyici korunma hakkına sahiptir. Normal koşullarda dahi sağlığa erişimi birçok engele uğrayan mahkum ve tutukluların pandemik bir bulaşıcı hastalığa karşı cezaevi ortamında nasıl korunacağı soru işaretidir. Acilen ve vakit geçirmeden bazı önlemler alınmalıdır;
- Hasta mahkumlar biran önce tahliye edilerek, gerekirse cezasının kalanını ev hapsinde geçirmelidir.
- Çocuklu annelere istisnasız ceza ertelemesi yapılmalıdır.
- Yaşlı ya da başkasının bakımına muhtaç derecede düşkün durumdaki mahkumlar, tahliye edilmelidir.
- Kasten yaralama, öldürme, uyuşturucu satışı ve ticareti, cinsel istismar ve tecavüz nedeniyle tutuklu bulunanların dışındaki tutuklular, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmalıdır.
- Cezaevlerindeki her mahkuma kişisel hijyenini sağlayabilecek miktarda hijyen ve tıbbi malzeme ücretsiz olarak verilmelidir.
- Koğuşların hijyenik temizliği sağlanmalı, koğuş temizliği için ayrıca malzeme dağıtılmalıdır.
Gergerlioğlu: Tahliyeler başlamalı
HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, tahliye süreçlerinin başlamasını ve genel affın gündeme gelmesini istedi.
HDP Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyon üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, cezaevleriyle ilgili olası riskleri değerlendirdi. Normal koşullarda cezaevlerinde durumun çok kötü olduğunu belirten Gergerlioğlu, koşullara dair şunları söyledi: “Kapasite fazlalığı var. Cezaevlerinde kalabalıktan dolayı yaşam son derece sıkıntılı. 15 kişilik koğuşlarda 40 kişinin kaldığı oluyor. Kadınlar açısından büyük sıkıntı oluyor. 8-10 kişilik bir yerde 21 kişi kalabiliyor. İnsani büyük sıkıntılar oluşturuyor. İaşe sıkıntıları var. Kalabalıktan dolayı iki kişilik yemeği 6 kişiye verdikleri oluyor. Bu da insanların bağışıklık sisteminde önemli düşüşlere yol açıyor. Koronavirüs salgınında bağışıklık sistemi düşük olanlar büyük risk altında. Son aylarda bazı cezaevlerinde uyuz salgını oldu. Koronavirüs cezaevlerine eğer girerse kırar geçer. Çünkü sağlık sevklerinde büyük sorunlar var. İnsanlar revire çıkmada bile büyük sorunlar yaşıyor, doktor yetersizliği var.”
Cezaevlerinde test yapılmıyor
Cezaevlerinde geç sevkten dolayı geç teşhis edilen hastalıklar ve buna bağlı ölümlerin yaşandığını hatırlatan Gergerlioğlu, başka virüsten dolayı tahliyelerin olduğunu hatırlattı. Türkiye’de bu yönlü adımların atılmadığına işaret eden Gergerlioğlu, herhangi bir koronavirüs şüphesinde acilen testlerin ve sevklerin yapılması koşullarının cezaevinde olmadığını belirtti. Gergerlioğlu, “Zaten cezaevi dışındaki insanlar bile bu konuda yetersiz bir hizmet alıyor. Türkiye’de vakaların çok olmadığı söyleniyor. Cezaevleri böyle bir hizmetten yararlanamıyor. Normal sağlık hizmetlerini alamıyorken, koronavirüs testinden faydalanmaları mümkün değil. Şu anda test yapıldığını duymadım. Zaten bu konuda önemli gecikmeler oluyor” dedi.
Genel af gündeme gelmeli
Ziyaret yasağının yetersiz bir önlem olduğunu ve gereken önlemlerin alınmadığını belirten Gergerlioğlu, alınması gereken önlemlere dair şunları söyledi: “Cezaevlerine bu bulaşmaz demek son derece cahilce bir yaklaşım. Eğer ki bulaştığı zaman salgın bir şekilde koğuşlarda korumasız durumdaki insanlar bu hastalıktan yoğun bir şekilde etkilenebilir. Çocuklu anneler, hamile kadınlar, lohusa kadınlar, yaşlı ve hasta mahpuslar var. Biz biliyoruz ki bu kişilerin çoğu siyasi tutsak olarak içeride bulunuyor. Genel af, ceza indiriminin gündeme gelmesi gerekiyor. Bizim tekliflerimiz var, en azından bir yıl infaz ertelemesi olsun.En azından tutuklu yargılananların tutuksuz yargılanması gerekiyor, her kişi için gerekli ki burada öncelikli olan riski gruplarıdır. Önemli bir tahliye sürecinin olması gerekiyor.”