Cezaevlerini direniş alanına çevirdiler
Kadın Haberleri —

Zeytin Satıcı
- Cezaevleri ne bedenlerini ne de düşüncelerini esir aldı. Baskı ve tecride rağmen mücadeleleriyle duruşlarından asla taviz vermediler. 7 yıllık tutsaklığının ardından tahliye edilen Zeytin Satıcı, Kürt kadınlarının cezaevlerinde de mücadeleyi sürdürdüğünü belirtti.
1981 yılında, Colemêrg’in (Hakkari) Şemzînan (Şemdinli) ilçesine bağlı Katûne (Yukarı Kayalar) köyünde doğan Zeytin Satıcı, 2017 yılında Mêrdîn’de (Mardin) gözaltına alınarak tutuklandı. Satıcı’ya “devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” ile “örgüt üyeliği” iddialarıyla 7 yıl hapis cezası verildi. İlk olarak Mêrdîn’de tutsak edildi, daha sonra Kocaeli Kandıra 1 No’lu Cezaevi'ne sürgün edildi. 7 yıldır tutsak kalan Satıcı, 6 ay önce tahliye edilmesi gerekirken İdare ve Gözlem Kurulu’nun raporu gerekçe gösterilerek infazı ertelendi.
Tüm kadınlara ilham veren ve önceki gün Kocaeli Cezaevi'nden tahliye edilen Zeytin Satıcı, cezaevini kadın yaşam felsefesiyle mücadele alanına dönüştüren hikayesini Jinnews’lepaylaştı.
Birer mücadele alanı
Cezaevi koşulları ve tecrit politikalarına rağmen direnişin kadınlar eliyle nasıl örüldüğünü ele alarak sözlerine başlayan Satıcı, “Cezaevinin anlamı bireyler ve toplum için iradedir. Cezaevlerini bu temelde ele almak gerek. Bu sistemi kabul etmeyen ve özgürlük için halkların kardeşliği ve birliği için mücadele ederek cezaevi bu şekilde inşa edilir ve inşa edildi. Cezaevi bu temelde iradeye sahip bir yerdir” dedi.
Toplumdan uzak tutularak “sıradanlaştırılmaya” çalışılsa da cezaevlerinin yaşanabilecek bir yer olmadığını söyleyen Satıcı, “Fakat biz bu cezaevlerini yaşam alanlarına dönüştürüyoruz. Çünkü birlik ve mücadele için çabalayan anlamını katıyoruz. Bu sebepten dolayı da bizler cezaevlerini birer mücadele ve direniş alanına çevirdik” vurgusunu yaptı.
Özgürlük sadece fiziki değildir!
Cezaevlerindeki kadın tutsakların nasıl bir mücadele vereceği ve nasıl bir direnişe sahip olacağını da gösterdiklerini paylaşan Satıcı, “Kadınlar, bu sisteme karşı hangi temelde bir mücadele sürdürüleceğini de gösteriyor. Kendin olmak yani daha güçlü ve geniş bir direniş doğuruyor. Biz bu şekilde ele alıyor ve yaşamımızı idame ediyoruz. Çünkü sistem irade sahibi bir kadına saldırıyor, bunun için de cezaevlerine koyuyor. Ama tam tersi kadınlar cezaevlerinde çok güçlü ve direniş mücadelesini büyüterek içerden çıkıyor. Bu temelde birbirine bağlanma o güçlü bağ ve birbirine sahip çıkma ruhu da giderek büyüyor. Bunun içindir ki cezaevi bizim için sadece fizikidir. Bizim fikrimizi, düşüncemizi, ideolojimizi hapsetmiyor. Buna güçleri yetmiyor. Tam aksi bu sisteme karşı nefretimiz ve mücadelemiz daha da büyüyor ve güçlü oluyor. Bundan dolayı özgürlüğü sadece fiziki olarak ele almıyoruz. Onun öncesinde beynimiz ve ideolojimiz bizim irademizdir” sözleriyle cezaevlerini direniş alanlarına dönüştürdüklerini anlattı.
Küllerinden doğuyorlar
“Kendi külümüzden yeniden doğuyoruz” vurgusunu yapan Satıcı, “Cezaevleri, iradeyi kırma yöntemleriyle yüz yüze. Fakat bizler bu algıyı yıkıyor ve direnişi örüyoruz. Cezaevlerinde anneler, farklı kesimler, çocuklar var. Cezaevlerindeki çocuklar da direniş ve kadın mücadelesiyle büyüyor. Sistem kendini toplum üzerinden var etmeye çalışıyor. Fakat bizler de bu sisteme karşı topluma örnek, direnişi gösteriyor ve örüyoruz” ifadelerini kullandı.
Kürt kadınının duruşu
Kadın tutsakların cezaevlerinde bir inancı olduğunu kaydeden Satıcı, “Yaşama olan bir felsefemiz var. Bu felsefeyle hareket ettiğimiz zaman, yaşamı ve inancı direnişle büyütüyoruz. Biz birimizi camdan gördüğümüzde sanki tüm dünya bizimmiş gibi hissediyoruz. Her insan yaşamı yaşamsallaştırmalı. Bir Kürt kadının duruşudur cezaevinde mücadeleyi sürdürmek” ifadeleriyle Kürt kadınların mücadelelerinden asla vazgeçmeyeceğinin altını çizdi. JINNEWS/KOCAELİ













