9 Ekim insanlık, tüm ezilenler, halklar, devrimciler ve Kürtler için tarihin en acı günlerinden biridir. Biliniyor ki 9 Ekim 1998 tarihi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan şahsında Kürt Özgürlük Hareketi’ne ve halkların geleceğine karşı gerçekleştirilen komplonun fiili olarak başlangıç tarihidir. Ve tarihe bakıldığında görülecektir ki bugün öyle bilinçsizce seçilmemiştir. 9 Ekim Uluslararası Komplosu’ndan tam 31 yıl önce 9 Ekim 1967’de enternasyonalist devrimci, gerilla lideri Ernesto Che Guevara ABD istihbaratı CIA’nin çeşitli komplolarıyla yakalanmış ve katledilmişdir.

Kürt Halk Önderi Öcalan İmralı Sürecinde yaptığı değerlendirmelerinde 9 Ekim Komplosu’nun amacının oldu bittiye getirerek imha edilmesi olduğunu ifade etmiştir.
Arjantinli doktor Ernesto Guevara bir macarecı olarak başladığı Latin Amerika turunda devrimcilikle buluşmuş bir devrim ve gerilla lideri olarak Küba Devrimin gerçekleşmesinde önemli rol oynamıştır. Kübalılardan Che birader lakabını alan Guevara gerillalık ve Küba devriminin simgesi haline gelmiştir. Küba Devrimi esnasında hep ön saflarda savaşa katılmış devrim gerçekleştikten sonra da Küba’nın yeniden yapılandırılmasında önemli görevler üstlenmiştir. Bir süre az gelişmiş ülkelere gezintiler yapmış buralarda sömürülen halkları ve emperyalistleri yakından gözlemlemiştir. Latin Amerika ülkelerine giderek buradaki halkların örgütlendirilmesi ve gerilla mücadelesinin başlatılması gerektiğine karar vermiş, 1965 Eylül’ünde bilinmeyen diyarlara doğru yola çıkmıştır. Che Guevara 8 Ekim 1967’de Bolivya’daki gerilla kampında bir muhbirin ispiyonu sonrası kuşatılır. Che yaralı olarak yakalanır ve daha sonra verilen emirle öldürülür. Guevara’nın cenazesine çatışmada öldü süsü verilerek resimleri basına servis edilmiştir. Che’nin cenazesinden bir CIA ajanı tarafından alınan kişisel eşyalarından bazıları halen CIA’de sergilenmektedir.
Ernesto Che Guevera gerilla ve devrimci lider olarak efsaneleşmiştir ve sosyalizm ve insanlık tarihine mal olmuştur. Che’nin emperyalizm yerli işbirlikçileri aracılığıyla katledilmesi Latin Amerika’da gelişip yayılmaya başlayan devrimci-sosyalist mücadeleye büyük darbe vurmuştur.
Che’nin ölümünden birkaç yıl sonra Türkiye’li devrimci gençlerde halkların kurtuluşunu gerila da görmüştür. Ama Denizler, Yusuflar, Mahirler gibi devrimci Önderler katledilerek bu plan daha baştan yenilgiye uğratılmıştır.
Fakat Che’ye düzenlenen bu komplodan 31 yıl sonra yine 9 Ekim günü başlatılan uluslararası komployla imha edilmesi planlanan, Kürt Halk Önderi Öcalan Kürdistan’da gerillalığı başlatarak Türkiye içlerine kadar yaymayı başaran kişidir. Kürt Halk Önderi 1924’ten itibaren emperyalizm icadı olan ağır inkar ve imha siyaseti altında inletilen Kürdistan’da Che’nin, Mahir ve Denizlerin miraslarını sahiplenmiş ve sosyalist ve devrimci PKK’yi kurmuştur. NATO-Gladyo Komplosu olan 12 Eylül 1980 darbesine rağmen PKK’yi ayakta tutmuş ve gerillalığı geliştirmiştir. Bu bile bile Che’nin can düşmanı olduğu emperyalizme vurulan büyük bir darbedir. Sonraki yıllarda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ve kurduğu Kürdistan Özgürlük Hareketinin karşısında sadece bir NATO üyesi olan Türkiye ordusu değil tüm
NATO savaşmıştır. Tüm NATO Komploları, savaşları ve Kürt işbirlikçilerinin saldırılarına karşın Öcalan PKK’yi ve Kürt Özgürlük Mücadelesini Kürdistan’ın dört parçasına yaymış, siyasallaştırmış ve Kürt Halkının diriliş devrimini yaratmıştır.
Che’den sonra devrimci hareketlere önemli darbe vuran ABD öncülüklü emperyalist sistem Sovyet Sosyalist Sisteminin dağılması ardından Ortadoğu’ya müdahale ederek Yeni Dünya Düzeni adı altında dünya ve Ortadoğu’yu kendi çıkarlarına göre yeniden dizayn sürecine girmiştir. Bu nedenle Körfez Savaşı başlatılmış ve Balkanlarda savaşlar geliştirilmiş Yugoslavya dağıtılmıştır.
Bölge halkları ve insanlık için alternatif konumu görülen Kürt Özgürlük Hareketi ise bu planların önünde engel olmaktan çıkarılmak istenmiştir. Bundan dolayı 1992-1995-1998 vb gerila güçlerine NATO’nun tüm teknik gücüyle, Kürt işbirlikçilerinin de filen katıldığı büyük ezme operayonları düzenlenmiştir.
Tüm bunlara rağmen PKK ve gerilla yenilgiye uğratılamamış gittikçe yayılmaya devam etmiştir. Fakat savaşta bir pata durumunda kalındığını ve PKK’nin de stratejik anlamda değişime gitmesi gerektiğini düşünen Kürt Halk Önderi diyalog ve müzakere ile çözüme gitmeyi tercih etmiştir. Bu çerçeve’de 93’ten başlayarak tek taraflı ateşkesler ilan etmiş siyasal çözümün kapısını aralamak istemiştir. Fakat tüm bu ateşkesler NATO-Gladyo güçlerince boşa çıkarılmıştır. Emperyalizm Kürt sorunun barışçıl demokratik çözümünü ve Türkiye’nin demokratikleştirilerek özgürlüklerinin önünün açılmasını kendi çıkarlarına görmemiştir.
İşte yine böyle bir ateşkes süreci olan 1 Eylül 98 ateşkes sürecinde komplonun startı verilmiştir. Suriye tehdit edilmiş Suriye’nin sıkıştırılması için Mısır devreye sokulmuştur. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması için herşey planlanmıştır. Dağlara çıkışı planlayan Kürt Halk Önderi barış yolunu aralamak için Avrupa’ya çıkmıştır. PKK lideri bu 4 aylık süreçte Yunanistan, Rusya, İtalya vb. devletler arasında gidip gelmiş, tüm sözlere karşın tüm kapılar kendisine kapanmıştır. Kendi deyimiyle sahte dostluklar ve kapitalist modernitenin buz gibi çıkar dünyasıyla yüz yüze kalmıştır. PKK lideri Kenya’da özel bir uçakla kaçırılarak idam edilmesi amacıyla Türkiye’ye teslim edilmiştir.
Kürt Halk Önderi yakalandığı ilk andan itibaren Uluslararası Komplo’nun oyunlarını bozmaya çalışmış ve 9 Ekim Komplosuyla hedeflenen kendi şahsında bir halkın imhası planını ve ondan sonraki tüm planları boşa çıkarmıştır. Bu gün halen Kürt Halk Önderine karşı çok yönlü saldırılar geliştirilse de PKK lideri ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin yürüttüğü liderlik konumu ve muhataplığı kendilerince de inkar edilemeyecek düzeydedir.
9 Ekim Uluslararası Komplosunun 16. yılına girdiğimiz bu günlerde Kürt Halk Önderi Öcalan ve Kürt Halkının geleceğine dönük komplo ve saldırılar çeşitlenerek daha ince bir siyasetle sürdürülmektedir. Emperyalizm ve jandarması Türkiye Devleti bu gün Che gibi tüm dünyaya mal olan bu büyük Önderi her şekilde etkisizleştirmenin peşindedir ve üzerindeki tecrit durumu 14 yıldır sürmektedir. Bununla hedeflenen Kürt Halk Önderi’nin Kürtler üzerindeki inkar ve imha siyasetinin sürdürülmesi, emperyalizm icazetli Kürt modelinin devreye konularak Türkiye gibi ona da emperyalizmin jandarmalığını yaptırmaktır. Yani Kürt Halk Önderi’nin kapitalist modernite’nin alternatifi olarak geliştirdiği demokratik modernite paradigmasının yenilgiye uğratılmasıdır.
 Tüm Kürtlerin ve tüm devrimci güçlerin bu gerçeği görerek Che ve Öcalan şahsında hedef alınan insanlık ve sosyalizm değerlerini sahiplenmesi gereklidir. Bu gün Kürt Halk Önderi Öcalan’ın özgürleştirilmesi ve Kürtler üzerindeki imha ve inkar siyasetinin kaldırılmasını sağlamak üzere yürütülecek mücadele Türkiye toplumlarını özgürleştirerek, sosyalist değerlerle buluşturacak yegane mücadeledir.