Kısa bir süre önce gerçekleşen CHP 35. Olağan Kurultayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığını yeniledi ancak Parti Meclisi’nde istediği sonuca ulaşmasına olur vermedi. 104 kişilik bir anahtar liste ile delegeden bunların içinden 52 ismi seçmelerini isteyen Kılıçdaroğlu’nun listesi gerçek anlamda parti içi muhalefet denmese de liste dışı kalanlar tarafından delindi. Kılıçdaroğlu bu anlamda kurultaydan galip çıkamadı. Ancak PM listesinde dikkat çekici bir sonuç ortaya çıktı. O da Kılıçdaroğlu’nun partinin geleceği için önemli misyonlar biçtiği anlaşılan Selin Sayek Böke’nin 691 oy alarak en yüksek oyla PM’ye girmesi oldu. 

Böke, Kılıçdaroğlu’nun listesini delenlerle destekleyenlerin ortak noktası olarak CHP’nin gelecek tahayyülünde tarafların üzerinde en azından şimdilik uzlaştığı bir isim artık. Genel Başkan’ın listesinin delinmesi ile çok farklı fikirlere sahip isimlerin bir araya geldiği yeni PM’de tüm çevrelerin oyunu alan Böke’nin bir çok isme oranla çok daha etkili olabileceği konuşuluyor.

Çok sayıda delegenin Kılıçdaroğlu’nun listesindeki birçok ismi çizerken Böke’ye oy vermeleri parti içerisinde özellikle ulusalcı kanadın dillendirdiği “Böke CHP tabanından gelmiyor dışardan atandı” eleştirilerine de son noktayı koymuş gibi görünüyor. PM’nin ardından MYK’da da hem ekonomiden sorumlu genel başkan yardımcılığı hem de parti sözcülüğü görevine getirilen Böke’nin Genel Başkan tarafından öne çıkartıldığı açık. Böke, CHP’nin önümüzdeki dönemde tabi tutulacağı liberalizasyonda önemli bir isim olarak çok daha öne çıkacak.

Bu arada CHP içerisinde Kılıçdaroğlu’na yakın kaynaklardan edindiğim bir başka bilgi Kılıçdaroğlu’nun Böke’nin yanı sıra Manisa Milletvekili Özgür Özel’i de CHP’nin geleceği için önemli bir figür olarak gördüğü yönünde. Öyle ki Kılıçdaroğlu son iki seçim sürecinde de parti adına televizyon programlarında Böke ve Özel’in görünmesi için çok ısrarcı olmuş.

Bu konuda bir başka ayrıntı da kısa süre sonra toplanması beklenen tüzük ve program kurultaylarına ilişkin. Mart’ta olması beklenen kurultayın zaman darlığı nedeniyle bahar sonu yaz başı gibi toplanmasının daha büyük bir olasılık olduğu söyleniyor. Özellikle illerde kurulacak tüzük komisyonlarında bir takım değişiklik önerilerinin uzun boylu tartışılması isteniyor. Bunlar arasında en dikkat çekici olan ise CHP için de eş başkanlığın uygun olup olamayacağı. Parti içerisinden ve dışından partiye yakın bazı çevrelerin “HDP’nin uyguladığı bu sistemi alarak kopya çekmiş gibi görünme” endişesi bir yana bırakılırsa, Kılıçdaroğlu ve ekibinin bu önerinin etraflıca tartışılıp illerden görüş alınmasını istediği söyleniyor. Yine buna bağlı olarak 2019 seçimleri için bu seçenekle seçime gitme olasılığı tartışılıyor. Burada da bir kez daha Böke ve Özel’in isimlerine dikkat çekiliyor.

Tüzük ve program kurultayı CHP’de Deniz Baykal etkisinin son kırıntılarını temizleme fırsatı olarak da görülüyor. Kılıçdaroğlu hem programın hem de tüzüğün hantal idari yapısını değiştirip dilini daha anlaşılır bir hale getirmek istiyor. Bu yolla son şekli Deniz Baykal döneminde verilen tüzük ve programdan Baykal etkisini tamamen kaldıracak. Böylelikle CHP’de Baykal ve temsil ettiği dönem kesin bir biçimde sonlanacak.


2018’de olağan kurultay var

Yasal zorunluluk gereği siyasi partilerin olağan kurultaylarını iki yılda bir yapmaları gerekiyor. Bir sonraki olağan kurultayını 2018’de yapması gereken CHP, 2019’da -eğer bir trafik kazası olmazsa- yapılacak üç seçime de bu kongreden çıkacak yönetimle girecek. 

Gerçek anlamda bir seçimler yılı olacak 2019’da yerel ve genel seçimlerin yanı sıra cumhurbaşkanlığı seçimi için de sandık kurulacak. Şimdiden bir şey söylemek zor olsa da bir yılda üç seçimin yapılmasının zorlukları düşünülürse bu üçlüden ikisinin birleştirilmesi muhtemel görünüyor. Buna göre de milletvekili genel seçimleri ile cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turunun birlikte yapılması büyük bir olasılık. Bu durumda 2018’de toplanacak parti genel kurulunda genel başkanlığı devretmesi durumunda Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin 2019 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı olmasına da kesin gözüyle bakılıyor. 


CHP’de Atatürk vakası

CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok’un makam odasından Atatürk posterini indirdiği iddiası soruşturmalara konu olacak kadar büyüdü. Edindiğim bilgilere göre olayı basına, Altıok’un Ankara’ya geldiğinde evinde de kaldığı yakın arkadaşı Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka sızdırıyor. Olay da poster indirme değil. CHP kulislerinde konuşulduğuna göre olay şöyle gerçekleşiyor: TBMM halkla ilişkiler bölümündeki makam odasına birkaç milletvekili ile dostça sohbet eden Altıok CHP’nin Kemalizm ile ilişkisi üzerine bir eleştiri yaparak en azından belli başlıklara daha mesafeli olunabileceğini söylüyor. O sırada odada bulunanlar arasındaki Nazlıaka meclis kulisine giderek buradaki gazetecilere adını vermediği bir CHP genel başkan yardımcısının odasından Atatürk’ün resmini indirmeyi düşündüğünü söylüyor. Tartışma da böyle başlıyor. Ardından daha ileri giderek TBMM’de görev yapan “acar gazetecilerin” aklına bu “ihaneti” yapacak ilk isim olarak eski genel başkan yardımcısı Sezgin Tanrıkulu geliyor. Sadece CHP yönetimi değil CHP’yi izleyen gazetecilerin de parti yönetiminde görev alan Kürt'e “güveni” tam buradan da o anlaşılıyor.