Dünya Barış Günü’ne beş kala, Meclis başkanı Cemil Çiçek’ten barışa karşı bir atak geldi. AKP'nin meseleyi Kürt açılımından milli kardeşlik projesine getirdiği, sonrasında bundan da vazgeçerek Kürtlere savaşın dışındaki tüm yolları kapadığı gerçeği ortadayken, Cemil Çiçek “Teröre Karşı Ulusal Mutabakat Metni” adı altında yayınladığı, demokrasi ve insan hakları söylemleri ile süslediği bu metnin, bizi “çözüm tartışmaları” ile oyalamasını umuyor… Çiçek’in esasta, bizler tartışa dururken iktidarın Kürtlere ve barışa karşı ulusal mutabakat hamlesini gerçekleştirmesini arzuladığını görmek için, metnin içeriği, bu süslemeler ve hafızalarda kısa bir yolculuk yeter de artar bile.
Zira Çiçek, güya hükümetin tutumuna rağmen ve güya Başbakan yardımcısı Arınç’ın bile tepkisini çeken bu metinle, ”terör” sorununa çözüm bulacağını iddia ediyor. İddia bu ancak metni incelediğinizde göreceğiniz şey, çözümsüzlük üreten eskinin tekrarından başka bir şey olmadığı gibi bazı yönleri ile var olanın bile gerisine düştüğü… Yine Kürt meselesini terör meselesi olarak görme, yine meseleyi devlet çıkarına ortadan kaldırma konusunda uluslararası işbirliği arayışı, yine Kürtlerin siyasi iradelerinin ve taleplerinin göz ardı edilmesi...
Metinde açıkça söylenmesi ile dikkat çeken iki şey var ki bunlar da çözüme hizmet etmiyor. Biri Kürtlere karşı siyasetler üstü bir uzlaşmayı, ikincisi halkın alanlara inerek tepkilerini göstermelerini yani sivil ırkçılığı açıkça teşvik ediyor olması denilebilir. Sorunu milli mesele olarak değerlendiren Çiçek’in bu çabasını, Kürt politikalarında CHP ve MHP ile bile ayrı noktalara düşüyor olmalarına bir çözüm arayışı olarak görmek gerekiyor. Bu partiler üstü ve ulusal mutabakat söyleminin altında yatan tam da bu işbirliğine olan ihtiyaca vurgu yapmak. Sivil örgütler ve vatandaşlara yapılan tepki çağrılarının da bu partilerin tabanlarına yapılan bir çağrı olduğu açık.
Diyor ki Çiçek, bırakın şeriatı cumhuriyeti önce Kürtleri ezmek için bir araya gelin!
Buradan bakınca, metnin barışa katkısına yahut hükümetin bilgisi dışında açıklanmış olup olmadığına ilişkin tartışmalara ehemmiyet vermenin anlamsızlığı daha açık görünüyor. Antep saldırısı ile yaratılan faşizan ruh halini kendisine destek alan Çiçek’in bu aymaz çıkışında en açık desteği, çatlak sesi ile Kürt meselesi yoktur terör meselesi vardır diye söze başlayıp “…artık bu terörün kökü kazınmalı ve Kandil'e Türk bayrağı dikilmeli… eğer Kandil'e bayrak dikecekseniz… Sizlerin arkanızda millet olarak duralım diyoruz." Diyen MHP’li Bahçeli gibilerden aldığına da şüphe yok.
Çiçek’in bu çıkışı, Kürtlere ve barışa karşı ulusal mutabakat arayışında önemli bir adım düşüncesindeyim. Bu güne kadar üstü kapalı olarak yapılan ırkçılığın ve barış düşmanlığının açıktan ve sivilleri de kapsayan bir çerçevede yeniden organizasyonu yapılmaya bir ulusal/faşist cephe yaratılmaya çalışılıyor. Hükümetin bu hamlesini bozacak olansa yine, halkın özgürlük ve barış talepleri doğrultusundaki mücadelesi olacak. Oyun, Kürtlere karşı Türklük ulusal değerleri kullanılarak tezgahlandığından, Kürtlerin direnci yanında “Türk” lerden gelecek tepkinin oyunu bozmada anahtar rol oynayacağı da bir gerçek.
Çiçek’ten 'Kürtlere ve barışa karşı ulusal mutabakat hamlesi'