Çukurca’da 36 gerillanın katledildiği operasyon alanında inceleme yapan heyette yer alan Alman milletvekili Jan Van Aken, „Kazan Vadisi’nde kimyasal kullanıldığı yönünde ciddi şüphelerimiz var“ dedi.
Hakkari’nin Çukurca İlçesi’nde 22-24 Ekim tarihinde gerçekleşen operasyonda gerillaların kimyasal silahlar da kullanılarak katledildiği yönündeki iddiaları araştırmak için Türkiye’ye giden heyet, önce gerilla cenazelerinin bulunduğu Malatya’da ardından operasyon bölgesi Kazan Vadisi’nde incelemede bulundu. Heyet içerisinde yer alan Federal Alman Parlamenteri Dış İlişkiler Komisyonu üyesi aynı zamanda Birleşmiş Milletler’de biyolojik/kimyasal silahlar konusunda 2 yıl uzman olarak çalış an Milletvekili Aken, operasyon alanında olay günü öldüğü sanılan köpek leşi ve yaşamını yitiren HPG’li bir kadına ait bir tutam saçtan aldıkları numuneler üzerinde inceleme yapacaklarını söyledi. Bölgeden aldıkları numuneleri uzman bir heyetle paylaşacaklarını ifade eden Aken, „Çok küçük bir umut da olsa ne pahasına olursa olsun ve maliyeti ne olursa olsun bunu araştıracağız“ diyerek ön incelemenin yaklaşık 2 hafta sürebileceğini dile getirdi. Hazırlayacakları raporu da kamuoyu ile paylaşacaklarını ifade etti.

Üstü örtülüyor
Operasyon ve gerilla cenazelerindeki izler ile devlet yetkililerinin yaklaşımlarının kimyasal iddiaları yönündeki şüpheleri güçlendirdiğini belirten Alman milletvekili, morgdaki gerilla cenazelerini görmelerine izin vermeyen Malatya Cumhuriyet Savcısı’nın tavrına anlam veremediklerini belirterek, şöyle konuştu: „Yabancı bir heyetin gelip morgdaki cenazeleri görmesini hoş karşılamayabilirler. Bu durumu anlayabiliyorum. Ancak beni en fazla düşündüren cenazelere doğru düzgün otopsi yapılmaması, yapılan yarım yamalak otopsi sonuçlarının da ailelerle paylaşılmaması. Eğer ben devlet olsaydım, kimyasal silah kullanılmadığı konusunda kendimden emin olsaydım, bu tür iddiaların araştırılması için bütün olanakları sağlardım.“ Aken, Türkiye’nin uluslararası bir heyetin inceleme yapması için gerekli olanakları sağlamasını istedi.

Kimyasal izleri güçlü
„Türkiye’nin kimyasal silahları olduğunu biliyoruz, teknik açıdan da bu ispatlanmış, askeriye de bunların kullanmasına izin vermiş. Cenazeler üzerinde de bunların izleri var“ diyen Aken, „5 nedenden ötürü Türkiye’yi takip ediyorum ve şüpheleniyorum“ diyerek görüşünü destekleyen olay ve olguları şöyle sıraladı:
- Türkiye’nin 99 yılında PKK’lilere karşı kimyasal kullandığı ortaya çıktı. Almanya’da bir enstitü söz konusu çatışmada kullanılan bomba üzerinde inceleme yaptı ve CS gazının kullanıldığını tespit etti. Bu gaz yakıcı bir gazdır. Askerin kullanmaması gereken kimyasal bir gazdır.
- Türkiye kimi bombaların içini gazlarla doldurmuş. İngiltere’de Bradford Üniversitesi tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’nin ürettiği bombalarda gaz kullandığı tespitine yer veriliyor. Bunlar normal kullanılan gazlar değil, 8 kilometre havada uçarak etki yaratabiliyor ve kullanımı kesinlikle yasaktır. Maden Kimya Enstitüsü Kurumu (MKEK) tarafından üretiliyor. 27-30 Eylül 2005’de Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’nda (İDEF) Yivli Setli Havan Gözyaşartıcı CS MKE MOD 251 ismi ile bu havan sergilendi. Bradford Üniversitesi de raporunda fotoğrafları ile buna yer verdi. Yani bu tür silahların olduğunu biliyoruz.
- 2009 yılında yaşamını yitiren PKK’lilerin fotoğraflarını Hamburg Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bir pataloğa gösterdik. O doktor fotoğraflardan yola çıkarak kimyasal kullanıldığı tahminini yüzde yüz belirtebileceklerini söyledi. Fotoğraflarda PKK’lilerin bedenleri yanmıştı, ancak saç ve kıllar olduğu gibi duruyordu. Eğer yanma ateş sonucu olsaydı o saç ve kıllar da yanardı, ama böyle bir şey yoktu.
-  Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in kamuoyuna yansıyan video konuşmaları da kimyasal kullanıldığını doğruluyor. Videoda kimyasal kullanımına izin verildiği belgeli.
- 25 Şubat 1986 tarihli dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Necdet Öztorun’un altında imzası bulunan ve 23 Temmuz 1989 tarihinde İkibine Doğru Dergisi’nde yayınlanan „İç Güvenlik Eğitim Klavuzu“ konulu hizmete özel belgede, biyolojik ve kimyasal silahların kullanılabileceği şeklindeki beyanları oldu. Bu belgenin yayınlanması ardından bugüne kadar Türk Hükümeti’nin herhangi bir açıklama yapılmadı. Acaba halen bu belgenin geçerliliği var mı, biyolojik ve kimyasal silahların kullanılması konusu halen geçerliliğini koruyor mu?

ABDURRAHMAN GÖK - DİHA/AMED