* “Deniz, Alanya Cezaevi’nde 13 kızın çığlığını duydu ve bunu daha da büyütmek istedi. Benim kızım yolunu çizdi, sonuçlarına da hazır. İnsanlar artık adaletin kalmadığı bu ülkede kendi adaletini kendileri yaratmak istiyor. Deniz hangi kararı vermiş olursa olsun kızımın arkasındayım.”

* Kızının verdiği kararların arkasında hep durduğunu belirten baba Ömer Faruk Karacagil, “Benim kızım ne hırsızdır, ne talancıdır, ne de katildir. Halkın nabzıyla hareket etmektedir. Halkların kardeşliğine inanmaktadır, demokrasiye inanmaktadır, devrime inanmaktadır” dedi.


Gerilla saflarına katılan Ayşe Deniz Karacagil’in annesi Nuray Erçağan, “Kızımın arkasındayım” dedi. Anne Erçağan, “Şimdi Deniz’ler şu anki mücadelenin ve Gezi sürecinde yaşanan isyanın yeterli olmadığını gördüler. Deniz böyle bir karar almış, belki de başarılı olacak” dedi. Baba Ömer Faruk Karacagil de “Bunun yaşanacağı doğaldı” diye konuştu.
Gazetemizin dünkü sayısında yer alan “Kırmızı fularlı kız dağa çıktı” haberi, Türk medyasında da geniş yer aldı. Türk medyası, gerillaya katılan Ayşe Deniz Karacagil’in ailesine ve avukatarlarına ulaşarak, onlardan kızlarının aleyhine, kararını mahkum eden açıklamalar bekledi; ancak gerilladaki adıyla Destan Yörük’ün ailesi, kızlarına yakışan yanıtlar verdi.
Antalya’daki Gezi Parkı protestolarına katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınan Ayşe Deniz Karacagil, 2 Ekim 2013 günü tutuklandı. Polis sorgusunda ‘Taktığı kırmızı renkli fuların sosyalizmi simgelediği’ yönünde sorular yöneltilen Karacagil, 11 Ekim günü Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nden Alanya- Mahmutlar L Tipi Kapalı Cezaevi’ne nakledildi. 4 ay 6 gün tutuklu kalan Karacagil, geçen 6 Şubat’ta tahliye oldu. Ayşe Deniz Karacagil hakkında 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, ‘kamu malına zarar vermek’, ‘kamu görevlisine karşı direnmek’, ‘toplantı gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet’, ‘terör örgütü üyeliği’ ve ‘kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenlemek’ suçlamalarından ve bu suçları birden fazla işlemekten 24 yıldan 98 yıla kadar hapis cezası istendi. Karacagil hakkında ayrıca, Hatay’da yaşamını yitiren Ahmet Atakan’ın ölümünü protesto gösterilerine katılmaktan, 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde de dava açıldı. Tahliyeden sonra tutuksuz yargılanmasına devam edilen Ayşe Deniz Karacagil, son olarak 12 ve 13 Haziran’da görülen duruşmalara katılmadı. Ayşe Deniz Karacagil’in garilla saglarına katıldığına dair haber, gazetemizin dünkü sayısında yer aldı. Bunun üzerine Türk medyası, Gezi direnişi döneminde gündemleştirdiği ‘kırmızı fularlı kız’ Ayşe Deniz Karacagil’in ailesine ulaştı.

Annesi kızını anlattı

Burdur’un Tefenni İlçesi nüfusuna kayıtlı Nuray Erçağan, Deniz’in adını ‘Deniz koydum adını’ türküsünden aldığını belirterek, çok küçük yaşlardan bu yana toplumsal mücadelenin içinde olduğunu hatırlattı. Anne Erçağan, “Biz Deniz’i kendi kararlarını alabilen, ayakta durabilen ve kararlarının sonucunu da yaşamasını katlanmasını bilen bir genç olarak yetiştirmek istedik” dedi. Ayşe Deniz’in 13 yaşında İstanbul’da ‘Gelme Bush’ eylemlerinde ilk kez gözaltına alındığını söyledi.

Battaniyeyi paylaştılar

Olympos’ta bir pansiyonda çalışan anne Nuray Erçağan, kızının, devlet şiddetinin hukuksal boyutuyla da Antalya’da katıldığı Gezi Parkı eylemleriyle tanıştığını kaydetti. “Küçücük bir fular delil olarak gösterildi ve tutuklandı” diyen Nuray Erçağan, kızının tutukluluğun bir bölümünü geçirdiği Alanya Cezaevi’nde PKK’lilerle tanıştığını söyledi. Kızının bu kararı almasında Alanya Cezaevi’ndeki ilk gününde yaşadığı bir olayın da etkili olduğunu söyleyen Nuray Erçağan, o gün yaşananları şöyle anlattı: “Alanya Cezaevi o kadar soğuk ki, üşüyor. Sürgün gittiği için üzerinde 150 lirası yok ve kantinden battaniye alamıyor. PKK’lı koğuş arkadaşı Serhildan, battaniyesini kesiyor ve onunla paylaşıyor. Deniz orada takıldı. Sonrasında da Deniz ezilen halkın 13 kadınıyla orada karşılaştı ve onların tek tek hikayelerini 4 ay 9 gün boyunca dinledi ve kendini onların yerine koydu. Onların savaşına göre, kendi savaşımını, bizim Türk sosyalistlerin yaşandığı savaşı daha basit gördü. Bunların hepsi Deniz’i etkiledi.”
Nuray Erçağan, “Deniz, Alanya Cezaevi’nde 13 kızın çığlığını duydu ve bunu daha da büyütmek istedi” dedi.

Gezi isyanını yeterli görmedi

Ayşe Deniz’in Gezi sürecinde yaşanan isyanı yeterli görmediğini, bir adım ötesini hedeflediğini anlatan anne Nuray Erçağan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi Deniz’ler şu anki mücadelenin ve Gezi sürecinde yaşanan isyanın yeterli olmadığını gördüler. Daha farklı, bir adım ötesini. Adalete inanmıyorlar. Peki çözüm neydi, çözümü kendisi arıyor. Deniz böyle bir karar almış, belki de başarılı olacak.”

Kızım maceracı değil

Kızının romantik biri olduğunu ama asla maceracı olmadığını söyleyen Erçağan, “Ölümü göze almak asla macera değildir. Deniz bir şey yapmak istiyor” dedi. Anne Erçağan, tüm bunları anlatırken gözleri dolsa da ağlamıyor, bağırıp çağırmıyor, ‘Kızımı kandırdılar’ demiyor. Erçağan, soruyor: “Niye ayrılalım, anne ve kızını ayıran bu baskı nedir?”

Ben de korkmuyorum

Anne Erçağan, “Bir gün ölüm haberi gelirse?” sorusuna ise “Ölüm haberi gelirse… Yaşanmadan bilinmez. Ama ilk önce sarı saçlarıyla cenazesinin geldiğini aklıma getirdim. Ölümden Deniz korkmuyorsa ben de korkmuyorum” şeklinde yanıt verdi.

Sonuçlarına da hazır

Nuray Erçağan, kızının arkasında olduğunu tekrarlayarak, şunları vurguladı: “Doğrusunu yanlışını yargılayacak kişi ben değilim. Herkes kendisine bir yol çizer benim kızım da yolunu çizdi, sonuçlarına da hazır. İnsanlar artık adaletin kalmadığı bu ülkede kendi adaletini kendileri yaratmak istiyor. Kızımın hayatından, yaşayacağı zorluklardan kuşku duysam da Ali İsmail Korkmaz’ın sadece yürüyüş hakkını kullandığı için devlet eliyle öldürüldüğü bir ülkede Deniz her nerede olursa olsun onun için korkarım. Deniz hangi kararı vermiş olursa olsun kızımın arkasındayım.“

Babası: Yaşanacağı doğaldı

Isparta’nın Keçiborlu İlçesi nüfusuna kayıtlı olan ve Antalya’da Almanca rehberliği yapan 55 yaşındaki baba Ömer Faruk Karacagil ise şunları söyledi: “Böyle bir şeyin olacağını tabi ki seziyorduk. Bunun yaşanacağı doğaldı. Cezaevinde o güzel insanları tanımış. O insanların ömür boyu hapis cezası aldığını bizzat kendisi gördü.”
Üniversitede Alman Dili Eğitimi bölümünü birinci olarak tamamladığını fakat kendisine düşüncelerini ifade etmesinden dolayı Almanca öğretmenliği yaptırılmadığını, 10 yıl cezaevinde kaldığını anlatan Ömer Faruk Karacagil, sözlerini şöyle sürdürdü: “Güzel bir dünyada, bütün insanların eşit bir ortamda yaşamasından yanayız. Biz doğru bir seçim yaptığımıza inanıyoruz devrimci bir yaşam sürdürmekle. Ne hırsızlardan medet umarız, ne yalancılardan ne de katillerden. Benim kızımın adı Deniz Gezmiş’ten gelirken, Ekin Devrim de Devrim’den gelir. Biz bu ülkenin bereketli olacağına devrim olacağına inandığımız için çocuklarımızı böyle adlandırdık.”

Kızımın arkasındayım

Kızının verdiği kararların arkasında hep durduğunu belirten Ömer Faruk Karacagil, “Ben kızımın her zaman yanındayım çünkü benim kızım ne hırsızdır, ne talancıdır, ne de katildir. Halkın içinde yetişmiştir, halkın nabzıyla hareket etmektedir. Doğru şeyler yaptığına inanıyorum. Halkın hakları mücadelesinde yer almıştır, demokrasi mücadelesi vermektedir. Halkların kardeşliğine inanmaktadır, demokrasiye inanmaktadır, devrime inanmaktadır” dedi.

HABER MERKEZİ