Doksanlardan bu yana cumhuriyetin demokratikleşmesinde temel iki toplumsal kesimin belirleyici rol oynadığı bilinmektedir; Kürtler ve Aleviler. Bu emekçilerin, kadınların ve gençlerin demokratikleşmedeki görev ve sorumluluklarını ortadan kaldırmıyor. Demokrasi mücadelesinde halk ve inanç kimliklerinin rolünün de çok önemli olduğunu gösteriyor.

2 Temmuz Sivas Katliamı, devletin Alevilerle Kürtlerin birleşmesinden duyduğu korkunun eseriydi. Bu, Kürtlerle yan yana gelen Alevilere ilk ve en büyük faşist saldırı olarak tarihe geçmiştir. Kürtlerin ve Alevilerin ortak hareket etmesinin yol açtığı başarı, 7 Haziran seçimlerinde faşist Erdoğan'ı iktidardan alaşağı etmede etkili oldu. Demek ki Kürt ve Alevi toplumunun asgari düzeyde de olsa yan yana gelmesi faşizmi yenecek gücü açığa çıkarabiliyor. Faşistlerde bu nedenden ötürü bu iki kesimin aynı cephede buluşmalarını başta CHP olmak üzere değişik yol ve yöntemlerle engellemek istiyor.

24 Haziran seçimleri gündem olur olmaz Türkiye'de en çok tartışılan konu bir kez daha Kürt ve Alevi oylarının HDP’de birleşmesi oldu. HDP, siyasi çizgi itibarıyla zaten halkların ve inançların partisidir. Bu ilkesini Halkların Demokratik Partisi adıyla çok açık zaten ortaya koymuştur. HDP milletvekilli aday listesiyle bu çizgisinden taviz vermediğini bir kez daha göstermiş oldu. Faşizmin bu listeyi engellemek için bir sürü bahane ileri sürerek saldıracağını tahmin etmiştik.

Demokratik Alevi örgütlemesinden tanıdığımız, Alevilere hizmetlerinden ötürü Aleviler tarafından bilinen ve sevilen Turgut Öker’in milletvekili adaylığı iptal edildi. Yine Kürdistan kamuoyunca bilinen ve sevilen şahsiyetlerden İdris Baluken, Musa Farisoğulları ve Tayip Temel gibi adayların adaylıkları iptal edildi. Bu adayların adaylıklarının iptal edilmesi ne tesadüfü ne de YSK’nin inisiyatifi ile olmuştur. Erdoğan-Bahçeli faşizminin HDP listesine saldırısı, tıpkı geçmişte olduğu gibi yine Kürt Alevi birliğini hedef alan olukça planlı ve hesaplı bir saldırı olmuştur.

Erdoğan Türkiyesinde adayların iptali nasıl oluyor? Önce faşist Erdoğan'ın sarayında genel bir konsept belirlenmiştir. Bu konseptin ana hedefi faşizmi kurumsallaştıracak seçim sonuçlarını elde etmeye odaklıdır. Akabinde hedefleri önündeki temel engelleri tespit etmişler. Faşizmi tam kurumsallaştırıp derinleştirmek için önce Erdoğan'ın seçim kazanması gerekiyor. Konsept icabı sırf Erdoğan kazansın diye kanun adı altında binbir hileyi yasallaştırdılar. Allah göstermesin Erdoğan seçildi diyelim, bu faşizmin zaferini ilan etmesine yetmeyecek. AKP'nin de mecliste çoğunluğu sağlaması gerekiyor. AKP'nin meclis çoğunluğu önündeki başlıca engelse HDP’dir.

HDP engellini aşmak için tespit ettikleri yolsa onu baraj altında bırakmaktır. Yapılan saldırılardan bununda, birincisi ittifaklarını dağıtarak bu olmazsa zayıflatarak, ikincisi oylarını çalarak yapmayı planladıklarını çıkarabiliyoruz. Belirlenmiş konseptin pratikleşmesi için perde arkası görev her zaman olduğu gibi yine MİT’e verilmiştir. MİT, YSK’nın belirlenmiş bu konsepte uygun karar alması için buraya gönderdiği belgelerde hangi adayın isminin yanına ‘engellenmeli’ türünde ibare koymuşsa, YSK’da ‘Osmanlı’da oyun çok’ taktiği ile adaylıklarını iptal etmiştir.

Adaylıkları iptal edilmiş isimlere baktığımızda ne görüyoruz? Sayın Öker’in adaylığının iptali Alevilerin HDP çatısı altında siyaset yapmasına bir saldırıdır. Adaylıkları iptal edilmiş Kürdistanlı vekil adaylara baktığımızda da Sünni gelenekten gelmiş de olsalar HDP içinde Alevileri en iyi anlayan, sol ve demokratik eğilim sahibi adayların doğrudan hedef alındığını görüyoruz. Kuşkusuz bu cümlelerle HDP listesindeki diğer adayların hedef seçilmediklerini demek istemiyoruz. Örneğin HDP ile ittifak görüşmeleri yapan ve KDP çizgisine yakın Kuzeyli Kürt partilerin son anda üstelik aldığımız duyumlara göre HDP yönetiminin gelen tüm önerilerini kabul etmesine rağmen ittifaktan vazgeçmeleri de, HDP'nin baraj altında bırakılması ve aynı zamanda vekil listesine bir saldırı olarak düşünülmelidir. Bu partilerden Kürt vekillerin çıkmasını kim ya da hangi güç engelledi? Kürt partilerin dağınıklığı AKP’yi güçlendirir. Ben bunun da TC ile bağlantılı bir şey olabileceğini düşünüyorum. Demek ki AKP bir de Kürtlerin kendi içinde daha güçlü birlik kurmasından çok korkuyor. Bu da demek oluyor ki Kürt birliği için çalışan adaylarda bir biçimde hedeftirler.

Adaylıkları iptal edilmiş isimler üzerinden HDP’ye dönük konseptin bir ayağı deşifre olmuştur. Faşistlerin saldırdıkları yer en çok korktukları yerdir. Kürt Alevi oylarının birleşmesinden ve Alevilerin HDP içinde kendi kimlikleriyle siyaset yapmasından korkmuşlar. O zaman Aleviler her zamandan daha çok HDP demelidir. Onlar bir Öker’i mi engellediler Aleviler iki, üç daha fazla Öker’lerini meclise göndermelidir. Avrupa'daki Aleviler bir birini ikna ederek bunu yapabilirler. Başta Öker olmak üzere diğer Alevi temsilciler biraz daha ağırlığını koyarlarsa Erdoğan ve Bahçeli’yi Turgut Öker’i engellediklerine pişman edebilirler.

İkincisi, Kürt kamuoyunun tanıdığı ve sevdiği isimlere saldırılmıştır. O zaman Kürtler buna cevapsız kalmamalıdır. Üçüncüsü, Kürt partilerinin HDP ile birleşmesine saldırılmıştır. Ben bu konudaki kanaatimi de paylaşmak istiyorum. Ben KDP çizgisindeki partilerin Kürt birliği anlamına gelen ittifaktan çekilmesini AKP adına Mehdi Eker’in yaptığına inanıyorum. Daha doğrusu kanaatim bu yönlü. Bu adam derin devletin adamı, Erdoğan'ın güvendiklerindendir. Madem Kürt birliğini ve ittifakını engellemiştir o zaman Amed halkı da bu adamı sandığa gömmelidir.

Cihan EREN