
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, dün ANF’de yayınlanan uzun ve kapsamlı söyleşisinde, Türk devletinin Bakurê Kurdistan’da şehirleri yakıp yıkarak, katliamlar gerçekleştirmesinin, ideolojik ve siyasi olarak bitmişliğinin, çürümüşlüğünün ifadesi olduğunu söyledi.
Öcalan’ın Türk devletine ve AKP iktidarına şans tanıyarak çıkmazdan kurtarmak istediğini ama Türk tarafının bu basirette olmadığını, çözüm iradesi göstermediğini kaydeden Bayık, Ortadoğu’nun çekim merkezi olacak bir Türkiye olma yerine, tamamen Kürt halkının özgürlük mücadelesini şiddetle ezerek bütün bölgedeki gericilerden daha gerici bir güç olmanın tercih edildiğini belirtti. Bayık, çıkmaza giren, Türkiye’nin ağır sorunlarına ideolojik ve siyasi olarak çözüm bulamayan, tıkanmış bir Türk devletine karşı mücadele vermek zorunda kaldıklarını vurguladı.
Özel savaş devleti
Erdoğan’ın, Davutoğlu’nun bağırarak, çağırarak kazanacağı hiçbir şeyin olmadığını; Osmanlı’nın ve Cumhuriyet’in ilk yıllarının bile gerisine düşüldüğünü ifade eden Bayık, “Kürt halkına, Alevilere ve Türkiye’deki her türlü farklı toplumsal kesimlere karşı da bir savaş açılmıştır. Kendisini sürekli krizler içinde tutmaktadır. Dolayısıyla da bir özel savaş devleti haline gelmiş bulunmaktadır” dedi.
Bu maceracılığın geleceği yok
Şu anda Erdoğan ve Davutoğlu bağırıp çağırmasının güçlü olmalarından kaynaklanmadığını belirten Bayık, “Türkiye çok tehlikeli, riskli bir süreçtedir; tam bir maceracılık peşindedir. Bu maceracılık bir politik/ideolojik çıkmazın sonucudur. Kesinlikle geleceği ve başarısı yoktur. Her türlü faşist kesimi yanına alıp bir faşist cephe kurarak savaş açmışlardır; kendi ellerindeki şu silahı, bu silahı, şu tekniği kullanarak güya kazanacaklarını sanıyorlar. Kürt düşmanlığı onları içeride ve dışarıda çıkmazda bırakmıştır. Sonu çöküştür” diye konuştu.
Türk devletinin 20. yüzyıldaki düzen gibi uluslarararıs güçlerin desteğini alıp Kürtlere soykırımı tamamlamak istediğini ama bunu sağlayamayacağını kaydeden Bayık, şunları söyledi: “PKK’nin ideolojik, siyasi ve askeri gücü, 15 Şubat kompolosunun gerçekleştiği dönemden daha da etkili hale gelmiştir. PKK’nin mücadele gücü eskiye göre çok arttığı gibi potansiyelleri katbekat artmıştır. Uluslararası komplo Suriye’de gerçekleşmiştir, Suriye’nin geldiği durum ortadadır. Önder Apo Suriye’den çıkarılmış, Rojava’dan çıkarılmış, ama bugün Rojava Devrimi gerçeklemiştir. Bu sadece Rojava’daki Kürtlerin devrimi değildir, bütün Suriye’nin devrimidir.”
Darbe mekaniği devrededir
Öcalan’ın, diyalogdan bir sonuç alınmazsa önüne geçemeyeceği şiddetli bir savaş olacağını; Kürt sorununda adım atmazsanız darbe mekaniği devreye gireceğini söylediğini hatırlatan Cemil Bayık, “Gerçekten de böyle olmuştur. Kürt sorunu çözülmediği için Türkiye’de tekrar darbe gerçekleşmiştir; darbe mekaniği devreye girmiştir. Bugün AKP etrafında ortaya bir faşist cephe çıkmıştır. Bütün şovenist milliyetçiler, Ergenekoncu denenler, Kürt düşmanlarının hepsi AKP etrafında bir ittifak kurmuştur. 1990’lı yıllarda kirli savaşı yürütenler bugün yeniden görevlendirilmiş, Cizre’de, Nusaybin’de, Gever’de, Sur’da, Kürdistan’ın her tarafında bu çeteler kullanılmaktadır. JÖH denilen JİTEM’dir. PÖH denilen, 1990’lı yıllardaki kirli savaşçılardır” şeklinde konuştu.
Hareket ve halkın inisiyatifi
Öcalan’ın bütün gayretine rağmen çözüm geliştirmeyen bir devlet anlayışıyla başkalarının görüşerek sonuç almasının mümkün olmadığını belirten Bayık, “Birilerinin biz hükümetle görüşürüz, şununla, bununla görüşürüz, yeni bir süreç başlatırız, yeni bir şey yaparız gibi yaklaşımları kendini kandırmaktan ibarettir. Biz bu çerçevede Önder Apo’nun yapamadığını biz yapacağız gibi bir yaklaşım içinde değiliz. Artık halkımıza ve bize düşen görev, Türk devletinin bu politikasına karşı mücadele etmek olmaktadır. Önder Apo da zaten savunmalarında ve İmralı’daki görüşmelerinde eğer sonuç çıkmazsa örgüt de, halk da kendi yolunu kendi çizer demiştir ve bu çerçevede Harekete ve halka kendi inisiyatifini kullanma yolunu açmıştır; bu hakkı tanımıştır” dedi.
Kimse kendisini kandırmasın
Öcalan’a yaklaşım değişmeden, Kürt sorununu çözme anlayışı, gerçek anlamda bir müzakere ortaya çıkmadan şu andaki çatışmaların, savaşın duracağını beklemenin doğru olmadığının vurgulayan Bayık, şöyle devam etti: “Çünkü faşist cephe bu savaşı sürdürme kararı almıştır. Mücadeleyle geriletilmeden yeni bir siyasi durum ortaya çıkmayacaktır. Hiç kimse kendini kandırmasın. Sadece toplumu kandırmak, özel savaş gereği, psikolojik savaş gereği istişare meclisi kuracağız, şunlarla görüşeceğiz, bunlarla görüşeceğiz demektedirler. Herkesin de böyle bilmesi gerekiyor.”
Neden savaş ve barış gerekçesi?
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, “Önder Apo’ya yaklaşım savaş ve barış gerekçesidir” tavrının ne anlama geldiğini, niçin söylendiğini şöyle izah etti: “Kürt diyalektiği budur. Kürt önderlerine yaklaşım Kürt’e yaklaşımdır. Kürt’e yaklaşımın değişmesi ancak önderlerine yaklaşımın değişmesiyle mümkündür. Kürt’ün siyasi iradesini tanımayan, ezen tabii ki aynı zamanda Kürt’ün hakkını, hukukunu, varlığını reddetmektedir, yok saymaktadır. Kürt’ün siyasi iradesinin tanınmaması da savaş anlamına gelmektedir. Öcalan’ın özgür ve demokratik koşullarda müzakere yapmadığı, özgürleşmediği bir yerde ne Kürt sorunu çözülür ne de bu mücadele biter. Şêx Said ve arkadaşları niye idam edilmiştir? Seyid Rıza ve arkadaşları niye idam edilmiştir? İhsan Nuri niye çıkmak zorunda kalmıştır? Hepsi de Türk devleti Kürt halkının varlığını tanımadığı, siyasi iradesini ezmek istediği için! Çünkü siyasi iradesi varlığının ifadesidir. Bu açıdan Kürt’ü yok etmek için en başta da ben varım diyenin, biz varız diyenin, bu konuda önderlik yapanın, örgütleyenin, mücadele edenin tasfiye edileceği açıktır.”
Sorun ağır tecrit değil
Öcalan üzerindeki tecrit konusunda ise Bayık, burada sorunun artık ağır tecrit sorunu olmadığını, Kürt halkına yönelik bir soykırım; inkar ve imha politikasıyla şiddetli savaş yürütüldüğüne işaret etti. Bayık, şunları söyledi: “Bu şiddetli savaşı yürüttüğü ortamda önderliği de muhatap almazlar, her türlü baskı kurarak teslim almak isterler. Kürt halkının iradesi kırılmak isteniyor, bunu görmek lazım. Niye şöyle yapılıyor, niye böyle yapılıyor denemez. Nedeni açıktır. Tamamen inkar ve imha politikasıyla bağı var. Şurada ya da burada biri eksiklik yapmış, hata yapmış, onunla ilgili değil. Bu, Erdoğan’ın, Davutoğlu’nu kişiliğiyle de ilgili değil. Kürt halkını tasfiye etme kararı çerçevesinde bütün Kürt düşmanı güçlerle birleşilmiştir. Yapılmak istenen çok karmaşık değildir, nettir. Kürt’ün iradesini kırmak, ezmek; ezme temelinde kültürel soykırım sistemini geliştirmek, tamamlamaktır. Tamamen ezme doğrultusunda bir saldırı vardır, hareket vardır. İmralı’ya kimse gitmeyecek demesinin zaten bir anlamı yok. Bu politikayı izleyen böyle diyecek. Hatta böyle demesine bile gerek yok. Her şey ortada, açık ve nettir.”
Artık o süreçler bitti
Politik esnekliğin, taktik yaklaşımların ve ateşkes yapmanın yanlış olmadığının altını çizen Cemil Bayık, Öcalan’ın bunları demokratik siyasal çözüm için denediğini; Kürt Özgürlük Hareketi’nin buna katıldığını hatırlatarak, şunun altını çizdi: “Ama sonuç alınamadı. Artık o süreçler bitti, artık eskisi gibi yeni bir süreç başlamaz.”
HABER MERKEZİ