“Çıkmazlar’ın olduğu kavşakta ölüm oruçları başlar.”
Doğru bir yaklaşım mı bilmiyorum ama, bir zamanların ölüm oruçları, “yaşamak için mücadelenin başlangıcı oldu” hipotezini kendime daha yakın buldum.
Çok eskilerde, “ölüm oruçları” yoktu.
“Suizid” vardı.
Antik çağda “Trajedya” ve “Epik”de Suizid’i (kendini öldürme) gerçekleştirenler “kahraman” olarak kutsanmışlar.
Ve aynı dönemde Eflatun ve sonra da Çiçero, dini nedenlerden dolayı “kendini öldürme”yi reddetmişler.
Ama ölüm her dönemde, “çaresizlikten korkulan” bir “kader/son” olarak durmuş.
Cesaret sahibi bir insan “çaresizlikten care” bulmuş ve:
Yunan feylezofu Epikuros (M.Ö. 341 - 270), 2300 yıl önce söylemiş:
“Ölümden korkmanız gerekmez; ölüm geldiğinde, siz artık yoksunuz.
Ve 2300 yılda dini, sosyal ve politik motifli birçok “yaşama kıyma” eylemi gerçekleşmiş.
Ve 2300 yıl sonra, caddelerinde 30 yıldan beri adam ketledilen Diyarbekir’de, Akif Yılmaz 30 yıl önce Epiküros’a yakın sözlere imza atmış:
“Dayaktan, korkudan değil; esaret altında olmaktan korkuyorum.”
Sanki Epiküros’un “ölümden korkmayın” sözünü, “esaret altında olmaktan korkuyorum”a tercüme etmiş.
Yıl 1982/Temmuz 14. Yer: Diyerbekir.
Konuşan M. Hayri Durmuş: “Kayıtsız şartsız ölüm orucuna” başlamış.
28 gün sonra 12 Eylül’de son nefesini vermiş.
Kemal Pir gittikten üç gün sonra…
Sonra, önce hapishanelerdekiler, “ölerek yaşamak” değil, direnerek yaşamaya başlamışlar.
O dönemdeki literatürü hep okuyup, neden ölüm orucuna gidildiğini anlamaya çalıştım.
Binbaşı Esat Oktay Yıldıran’ın kendisini “Tanrı” yerine koyduğu o mekanda, Kemal Pir: “Sen tanrı değilsin” demiş.
Kemal’dan 2300 yıl önce Epikürus Yuanistan’da:
“Tanrılardan korkmanız gerekmez” demiş.
Kemal Pir:
“Biz yaşamı uğruna ölecek kadar seviyoruz” derken, Binbaşı Esad’ın onu öldürmek kudretini elinden almış: Bu Tanrı’dan korkmayan Pir’in tanrıyı işlevsiz kılması gibi “yüksek perdede bir hesaplaşma” olmuştu.
Binbaşı Esad’ın tanrılık katında tek yenilgisi, “ölüm oruçlarıyla” başlatılmıştı.
Ve, Epiküros’dan 2300 yıl sonra aynı sahne yeniden kuruluyor.
İngiliz basınının “İkinci Atatürk”e terfi ettirdiği ve son anlatımlardan “Postmodern Tanrı Erdoğan” olarak göğe çıkarılan Türk Başbakanı, kendisine biat etmeyenlere karşı bir Fil gibi durup, onlara ezilecek “Bit” olduklarını kanıksatmak istediği bu kritik dönemde, ölüm orucu yeniden başladı.
Eskiden tanrılardan korkmadıklarını ispatlayanların geleneği devam ediyor.
Bir çığlık yükseliyor.
Tanrı “yukarıda” duruyor.
O’nun öldürme yetkisini “sıfırlayanlar”ı yaratan bir “Tanrı” olmaktan başka bir selahiyetinin bulunmadığını biliyor ve duyuyorum.
Şimdilerde sahnede Binbaşı Esad var;
Epiküros;
Bir de ondan 2300 yıl sonraki devamı M. Hayri Durmuş.
Darısı “Postmodern Binbaşı Esad”ın başına.
Çıkmazda ölüm oruçları