ENKS’nin Kürdistan halklarını savunma savaşındaki söylem ve pratiklerini geriye doğru irdelemekte fayda var.
* Temmuz 2015
KDP tandanslı medya, binlerce ENKS pêşmergersinin sınırlarda hazır beklediğini TEV-DEM’den izin çıkması halinde Rojava’ya gireceklerini yazıp duruyor. Bu sayı 2013’te sanırım 5000’di. Bir heyula gibi Kürdistan’ın yüzlerce kilometrelik sınırlarında uçuyor ENKS… 2012 baharında Halep’te rejim yanlısı çeteci bir aile ve sebihalarla birkaç kişilik YPG milisi çarpışmıştı. Efrîn’de, Kobanê‘de BAAS hava kuvvetleri istihbaratıyla da yine birkaç YPG hücresi çatışmıştı, aylar sonra Batı Kürdistan’ın (Rojava) bir ucundan diğerine önce rejime ültimatom verdiler, ardından kimi bölgelerde çatışarak kimi bölgelerde ani baskınlarla rejime el çektirdiler. 2012 kıvılcımı büyüdü, gür bir aleve dönüştü, koca bir kızlı erkekli YPG ordusuna evirildi. ENKS heyulası hala sınırlarda bekleyerek Kürdistan’ı kuruyor. Bizi ENKS masalına inandırmak isteyen üçüncü sınıf propagandacılar da işbaşı yapıyor. Bu yetmiyor, YPG’nin neden ENKS’ye izin vermediğini dikte edip duruyorlar.
YPG neden izin vermiyor?
Şengal, IŞİD barbarları tarafından işgal edilmeden önce HPG, bölgeye kesif amaçlı birkaç gerilla gönderir. (Zira Şengal’e yönelik tehdit siyaseten önceden görülmüş, bu yönlü tedbirlerin alınması zaruri olmuştu. Keşif grubu KDP’ye bağlı güçlerce tutuklanır, PKK bu olayı basından gizler.) Şengal işgal edildiğinde tüm Kürtler şaşkınlık içinde yeni yüzyılın en büyük trajedisini büyük bir travmayla izler. Birileri var ki izleyici olmadı. Dağlardan, Rojava’nın değişik kentlerinden yorgun argın yollara düşüp on binlerce Ezidi Kürt’ü kurtarmak için yaz ortası yollara düştüler. Irak yönetiminden izin istemediler ama Şengal’in sürekli Irak toprağı olduğunu iddia eden KDP’li federe yöneticilere rağmen Êzîdî Kürtlerin tahliyesini büyük bir başarıyla yürüttüler. Sayı olarak tam bilmiyorum ama 200 bin Kürt’ün barbarların saldırısından kurtarılmasından söz ediliyor ki 500-600 gerilla ile bu işi başardılar. Amerika hava yardım ekibini de o dağlara yönlendirip onlarla askeri ilişki kurdular. Böylece Batı’daki “terörist PKK” imajı yerle bir olmaya başladı. “Kürdistan sınırlarının güvenliği Şengal’den başlar” önermesini aklımızda tutalım. ENKS pêşmergeleri bu dönemde neredeler? Hala hazır bekliyorlar, ışınlanacaklar da Kürdistan’da buna uygun teknik ulaşım yok!
* Ocak 2015:
Duhok Anlaşması‘ndan sonra ENKS ile TEV DEM siyasi mutabakat konseyi seçimi yapar. Bu seçimlerde 2 ENKS’li üye TEV-DEM adaylarını destekler. Kurulduğu günden bu yana Kürdistani her kazanıma düşman açıklamalar yapan SMDK (Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu) ENKS’nin isteği üzerine EL PARTI politbüro üyesi Goman Hüseyin ile El Wehde politbüro üyesi Ehmed Ceto SMDK’den ihraç edilir. KDP yanlısı medya bir de bunu ENKS’nin başarısı diye takdim eder. SMDK ne iş yapar? 2012’de Türkiye-Katar destekli bu oluşuma ENKS adeta “okeye yancı” gibi monte edilmiştir. Tek işi PYD ve YPG karşıtı propaganda olan bu örgütün liderleri Hewlêr’de paşa paşa ağırlandıkları sıralarda sevgili Salih Muslim’e Başûr’a giriş yasağı konmuş, Rojava-Başûr arasında hendekler kazılmıştır. Kürtlerin Suriye Kürdistan’inda Kürtçe okullar, dernek, vakıf, siyasi parti açma haklarına her dönem saldıran bu SMDK çetesi bununla yetinmemiş El Nusra-Ahrar us Şam-IŞİD ortaklığının olduğu yıllarda açıkça bu gruplardan yana tavır almıştır. İlginçtir, bu oluşum Kobanê 2012 devriminden sonra kuruldu,(Hewlêr daveti aldı, aynı yıl), devrimin ikinci yılında Serêkaniyê‘nin çetecilerden temizlenmesinden sonra ENKS monte edildi, yine Hewlêr’e davet edildi. 2013 Ekim sonlarında Til Koçer’in YPG tarafından özgürleştirilmesinden sonra SMDK başkanı Ahmet Jarba yine Erbil’e davet ediliyor. Öncesinde Sayın Mesut Barzani ile paralel şekilde Til Kocer hamlesini kınayan açıklamalar yaparlar. Türk basını ikide bir ENKS parti liderleriyle görüşmeler yapar, sürekli Suriye’deki PKK’lilerin zamanı geldiğinde “mağaralarına gönderileceklerini” dillendirirler. Hürriyet ve benzeri gazetelerden bu tip haberlere ulaşmak mümkün.
ENKS’nin talepleri nedir?
* 20 Nisan 2012 tarihinde Suriye Ulusal Konseyi başkanı (daha sonra SMDK üyesi olacak) Burhan Galiyun’un Rûdaw’a verdiği röportajda ENKS’nin talepleri aynen söyle anlatılmış: “Suriye Ulusal Konseyi’ni (SUK) kurduğumuzdan ve birçok Kürt grup ve isimle görüşmeler gerçekleştirdiğimizden bu yana federalizm hakkında konuşmadık. Bu konu, görüşmelerimizin bir parçası olmadı. Suriye’deki durumun Irak’takinden farklı olduğuna inanıyoruz. Kürt partilerin yer aldığı koalisyon ve cephe partilerinde geçtiğimiz on yıl boyunca bu husus bir tartışma konusu olmadı. Bu mesele gündemde olmamakla birlikte Kürtler de bu konuda görüşme talebinde bulunmadılar... “ ENKS’li pısırıklar sadece PYD’ye karşı aslan kesilmiş o yıllarda. Sürekli esip gürlüyorlardı. O dönem de ENKS pêşmergeleri bir heyula gibi dolaşıyordu sınır sınır!
Bir süre sonra Kürt Birlik Partisi genel temsilcisi Baki Yusuf’un ORSAM’a (Ortadogu Stratejik Arastirmalar Merkezi) verdiği röportajdan: “Bu tür bir iç savaşı istemediğimiz gibi göstericileri koruyan bir yapının hazırlanmasının yararlı olacağını düşünüyoruz. Bunun için uluslar arası güçlerin bir araya gelip bir güvenli bölge yaratması yararlı olacaktır. Bu tür bir tampon bölgenin gerçekleştirilmesinde büyük bir ihtimalle en önemli rolü Türkiye oynayacaktır. Irak ve Ürdün gibi devletler bu rolü oynayabilecek durumda değildir. Türkiye ise önemli bir devlettir ve NATO üyesidir. Ben, Suriye Ulusal Konseyi’nin kurucularından birisiyim. Biz iki Konseyin (SUK ve ENKS) uzlaşıp, ortak bir yol haritası ortaya çıkarmasını istiyoruz.“ Türk aklının bugünkü Rojava tutumu 2013’te ENKS partileri tarafından kabul görmüş.
Yakın zamanda YPG Genel Sözcüsü Redur Xelil’in bir beyanatı düştü medyaya: “SUK ile temasımızda, bize YPG ve PYD karşıtı bildirileri SUK içindeki bazı Kürtlerin talebi üstüne yayınladıklarını bildirdiler. Biz bunlara nasıl selam verelim?“
YPG ve PYD karşıtı yapılan açıklamalardan bazıları:
* PYD, BAAS rejimiyle işbirliği içerisinde… (Dönüp tarihe baksalar BAAS rejiminin en büyük baskıyı PYD’ye karşı kullandığını öğrenecekler. BAAS-TC’nin PYD karşıtı anlaşmalarının hala mürekkebi kurumadı.)
* PYD, Arap köylerini yakıyor. (Üstelik bu suçlama Til Hamis ve Til Koçer operasyonlarından sonra ortaya atıldı. Bölgede YPG’nin en büyük bileşeni hangi etnik topluluktan dersiniz? Elbette Arap Sammar aşiretinden… Araplar Kürtlük adına Arap köylerini yakıyormuş sonucu çıkıyor. Bu suçlama kimlere ait? SMDK’ye, yani ENKS’nin ve Sayın Barzani’nin favori Suriye örgütü SMDK’ye… )
ENKS pêşmergeleri bu dönem de hayalet gibi binlerce üyesi ile sınırdan sınıra uçup duruyor. Kürdistan talebi için mi Kürdistan devrimini boğmak için mi bilinmez….
* PYD, BAAS ile gizli işler çeviriyor. (Bu süper tespit de bir dönem PDKS’nin lideri Abdulhakim Başar’a ait. Üstelik 2011 öncesi Qamişlo Newrozlarında BAAS generalleriyle protokolde oturan adam bunları söylüyor.
Kalbinde bir parça Kürt ve Kürdistan duygusu olan her sınıftan, her kesimden her görüşten Kürt’e sormalı: Bu ENKS’yi Rojava yönetimi mi Türkiye yönetimi mi kabul etmeli? YPG dışında Rojava’da bulunan enternasyonal tugay (MLKP dahil), Sanadid ve Şammar güçleri, Süryani askeri meclisinden hangisi böyle düşmanca tutum sergiledi ki bunlar ENKS’nin orada olmasının koşulu diye sunuluyor üçüncü sınıf papağan Rûdawcılarca?
NOT: Süryani Askeri Meclisi ve ona bağlı Sutoro Asayiş, demokratik özerklik koşuluyla YPG’ye ve Kürt asayişine bağlı çalıştıklarını duyurdular. Sootoro ise rejim yanlısı Süryanilerden oluşuyor, NDF’ye bağlı ve zaman zaman YPG ile çatışmalara da giriyor.