
Manchester Üniversitesi Suç Bilimi Bölümü profesörlerinden Rebecca ve Russell Dobash, kadın katliamlarıyla ilgili dünyanın en kapsamlı araştırmasını yaptı. İngiltere cezaevlerinde müebbet hapis cezası alan 200 kadın katili ile görüşmeler yapan çiftin 10 yıllık çalışması, dünyanın en kapsamlı araştırması olarak kabul edildi. Rebecca ve Russell Dobash, görüşmeler sonucunda hazırladıkları araştırmayı "When Men Murder Women (Erkekler Kadınları Öldürdüğünde) isimli kitapta birleştirdi.
Vice News'ten Gazeteci Sophia Rahman'ın sorularını cevaplayan Profesör Russell Dobash kadın katliamlarının altında yatan temel nedenleri ve kadın katliamlarının önüne geçilmesi için toplum olarak yapılması gerekenleri anlattı.
Cinayetler üzerinde yapılan birçok araştırmanın, sadece fail ile maktulün cinsiyeti ve yaşı gibi istatistikleri kapsadığını belirten Dobash, bunun da insanların neden cinayet işlediği sorusuna cevap vermekten uzak olduğunu söyledi, bu sebeple cinayetle ilgili farklı verilerle birlikte faillerin çocuk ve yetişkinlikte yaşadıkları sorunları ve yaşamlarıyla ilgili bilgileri toplayıp, 200 kadın katiliyle röportaj yaptıkları bilgisini aktardı.
Kadının kendine ait olduğunu sanıyor
Dobash, edindikleri bulguları ise şöyle özetledi: "Vakaların ezici çoğunluğunda erkeklerin 'kıskançlık' iddiasıyla eşlerini öldürdüklerini gördük. Bu cinayetler kadının 'yeter artık ben gidiyorum' dediği anda başlıyor. Dosyalarda çıkan sonuç, eşlerini öldüren erkeklerin yüzde 65'inin cinayetten önce eşlerine karşı şiddet uyguladığı ortaya çıkıyor. Genellikle katil kadını istiyor, kendine ait olduğunu sanıyor, onu geri kazanmaya çalışıyor. Çoğu kez tatlı sözleri kullanıyor. En sonunda kadının geri gelmeyeceğinin farkına varıyor ve geri kazanma çabası yok etmeyle sonuçlanıyor. Bizler eşlerini kasıtlı bir biçimde öldüren erkeklerin davalarına baktık. Çocuğunun çocukluğunu ve yetişkinlik dönemlerinin sorunlu olduğunu gördük. Aralarında alkolik ve işsiz olanlar da vardı. Ama sicili olmayan, alkol problemi olmayan ve düzenli olarak çalışanlar da vardı. Bu erkeklerin de eşlerine karşı aynı sahiplik yaklaşımı vardı.Orta sınıf olsun, işçi sınıfı olsun, yaşadığı sorunlar aynı."
Tecavüze direnen kadın hedefleniyor
Prof. Dobash, cinsel saldırı sonucu katledilen kadınlara da değinerek, öldürülen kadınların genellikle erkeğe direnenlerden oluştuğunu söyledi. Tecavüzcü katillerin çok sorunlu bir geçmişleri olduğunu gördüklerini ifade eden Dobash, bu kişilerin genelde alkol kullandığını ve madde bağımlısı olanlardan oluştuğunu kaydetti. Katillerin yaklaşık yüzde 20'sinin ise daha önce cinsel saldırı sonucu mahkum olmuş kişilerden oluştuğunu kaydeden Dobash, sözlerine "Bu da çok endişe verici bir şey. Cinsel saldırıya maruz kalan birçok kadın mahkemeye suç duyurusunda bulunmuş ancak dava tamamlanamamış. Birçok kadın bu nedenle suç duyurusunu geri çekmiş" şeklinde devam etti.
Pişmanlık hissetmiyorlar!
Kadın katilleriyle yaptıkları röportajlarda, erkeklerin kendilerini etkin değil, "'bıçaklandı', 'öldürüldü' şeklinde edilgen olarak gördüklerini, büyük ölçüde pişmanlık hissetmediklerini dile getiren Dobash, bunun son derece rahatsızlık verici olduğunu söyledi.
Toplum ciddiye almaya başladı
Prof. Dobash, 10 yıllık çalışma sonucunda toplumda birtakım değişimler gözlemlendiğini belirterek, şöyle konuştu: "1980'li yıllarda eş cinayeti ve cinsel cinayet hakkında polise eğitim veriyorduk. Orada hakim olan yaklaşım, kadınların giyinişi ya da görünüşünden dolayı 'hak ettiği' ya da 'failin suçu değildi, fail kandırıldı' şeklindeydi. Son on yılda, kurumlarda çocuğa cinsel istismarın açığa çıkarılması, sağ kalan kadınların kamu önünde konuşmasıyla beraber, insanların bu olayların ciddiyetinin farkında olması sağlandı. İnsanlar artık bunun kadın ya da çocuğun hayal ürünü olmadığını görmeye başladı. Suç tutanaklarına göre kadına karşı fiziksel ve cinsel şiddet davalarında başarılı kovuşturmada yüzde 17 artış var. Polis artık öncesine göre daha çok sorumlu tutuluyor. Kadın Hareketi, özellikle Kadın Yardımı, Tecavüz Krizi ve benzer grupların çok fazla etkisi var."
Ne yapmalı?
Prof. Dobash, gazetecinin "Bu cinayetlerin önüne geçmek için toplum olarak neler yapılmalı" şeklindeki sorusuna ise şöyle cevap verdi: "Eşine şiddet uygulayan erkekleri kontrol ve gözetim altına almamız lazım. Cinayeti işleyen erkeklerin cinayetten önce nasıl düşündükleriyle ilgili bir yüzleşme zorlanmaları gerekiyor. İnkar, pişmanlık, empati duyguları üzerinden çalışma yapılmalı. Burada en önemli konu, kadının güvenliği. Kadına şiddet uygulayanların önce gidip bir uzmanla konuşmalarını sağlayan programlar çok önemli. Ayrılmanın nasıl olduğu, bununla nasıl baş edebilecekleri konusu gençlere anlatılmalı. Geçen sene Washington eyaletinde 15 yaşındaki bir genç, kız arkadaşı onu bıraktıktan sonra okula giderek eski kız arkadaşını ve okuldaki bazı çocukları öldürüyor. Asıl sorun, erkek kültüründeki 'sahiplik' yaklaşımı. Bu yaklaşımı kabul etmemeliyiz ve değiştirmeliyiz.