Cinsiyet eşitsizliği derinleşti

Kadın Haberleri —

30 Haziran 2022 Perşembe - 18:30

.

.

  • İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı üzerinden bir 1 yıl geçti. Bir yılda 310 kadın katledildi. 206 kadın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Yargıda cezasızlık arttı. Kadınların ortak mücadelesi ise büyüdü.

Bir gece yarısı faşist Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın feshettiği İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı 1 Temmuz 2021 yılında yürürlüğe girdi. 

“Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olarak bilinen İstanbul Sözleşmesinin üzerinden 1 yıl geçti. 

İstanbul Sözleşmesi’nin feshi ardından geçen bir yıllık süreci Zemo Ağgöz Mezopotamya Ajansı’na yazdı. Ağgöz, “Geçen bir yıl içinde, kadınlar sözleşmeden vazgeçmeyeceklerini haykırmak adına alanları, adliyeleri ve sokakları hiç terk etmedi” dedi. Zemo Ağgöz’ün hazırlamış olduğu dosyadan bazı başlar şöyle:

1 yılda neler oldu? 

“Kadınların bir yıldır dinmeyen öfkesine karşın sözleşmeden çekilme kararını “Bizim yasalarımız şiddeti önlemeye yeterli” diyerek savunan iktidar yetkililerinin tersine çok sayıda kadın katledildi, devlet kurumlarında şiddet, mobbing arttı, “iyi hal indirimi” adı altında ödüllendirilen faillerin “pişmanlıktan” yararlanmasının önü Meclis’e getirilen yasayla güvence altına alındı. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği giderek arttı, kadın düşmanı politikalarını sürdüren iktidar tarafından '”makbul kadın” yaratma çabasıyla topluma pompalanan erkek egemen kadın düşmanı politik söylem, kadın, LGBTİ+ ve çocuklara yönelik şiddet, katliam, tecavüz olarak yaşamda karşılık buldu.

310 kadın katledildi

Sözleşmeden çekilme kararının yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 2021 tarihinden bu yana Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve JINNEWS’in derlediği verilere göre, 310 kadın erkekler tarafından katledildi. Birçok kadını ateşli silahla katleden failler, verilere göre kadınları çocuklarıyla birlikte katletti.

206 şüpheli ölüm 

Şüpheli kadın ölümlerinde ciddi artış yaşandı. Kadınların çoğu için “yüksekten düştü”, “intihar etti” denilerek, şüpheli ölümlerin üstü kapatıldı. KCDP ve JINNEWS’in hazırladığı raporlarına göre bu dönemde 206 kadın şüpheli bir şekilde öldü.

Uzaklaştırma kararı uygulanmadı

İstanbul Sözleşmesi doğrultusunda çıkarılan 6284 sayılı Ailenin Korunmasına ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında alınan uzaklaştırma kararları da çekilme kararının ardından uygulanmadığı için kadınları korumadı. Basına ve raporlara yansıdığı kadarıyla geçen bir yıl içinde 25 kadın uzaklaştırma ya da koruma kararı aldırdığı erkek tarafından katledildi. 6 kadın, uzaklaştırma kararları bittiği gün katledildi.

Şikayet mercileri ise bu süreçte görevlerini yerine getirmedi. 13 kadın, şikayet ettiği erkekler tarafından katledildi. 

Serbest bırakılan failler katletti

İstanbul Sözleşmesi, faillerin serbest bırakılması durumunda kadına ya da aileye haber verilmesi gerektiğini belirtiyor. Sözleşmenin bu maddesi uygulanmadığı gibi çekilme kararının ardından adli sicil kaydı olan faillerin çoğu, tahliye edildikten sonra kadınları katletti. 6 kadın “pandemi tedbirleri” gerekçesiyle cezaevinden izinli olarak çıkan erkekler tarafından katledildi. 2 kadın ise yakın bir zamanda tahliye edilen erkekler tarafından katledildi.

Üniformalı şiddet ve katliam arttı

Sözleşmeden çekilme kararının üzerinden geçen bir yıllık süreçte başta Kürt kentleri olmak üzere kadınlara yönelik asker, polis ve korucuların cinsel şiddet, tecavüz ve katliamları arttı. 2 kadın, boşandığı, evli ya da birlikte olduğu emekli polis tarafından, 2 kadın polis tarafından, 1 kadın evli olduğu bekçi tarafından, 1 kadın evli olduğu eski uzman çavuş, 1 kadın özel harekat polisi tarafından ve 1 kadın ise sözleşmeli asker tarafından katledildi. 

Üniformalı failler, cezasızlıkla ödüllendirildi. İpek Er’e tecavüz edip ölümüne sebep olan uzman çavuş Musa Orhan’a 10 yıl ceza verildi ama tutuklanmadı. Van’da 2 çocuğa cinsel saldırıda bulunan uzman çavuş Talip Korcan hakkında “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan başlatılan yargılamada “kovuşturmaya yer yok” kararı verildi ve davanın ilk duruşmasında tahliye edildi.

Cezasızlıktan güç alan asker, polis, bekçi ve korucular, Kürt illerinde kadınları darp etmekten, saldırmaktan geri durmadı. Son olarak 20 Haziran’da Van’ın Başkale ilçesine bağlı Xaşkan Mahallesi'nde onlarca asker tarafından dakikalarca havaya ateş açılıp, kadınlar darp edildi, ölümle tehdit edildi. Polisin kadınlara yönelik şiddeti sokaklarda ses çıkaran kadın eylemlerine de yansıdı. Çoğu eylemde kadınlar, polisler tarafından tacize uğradı, darp edildi.

Katiller, iktidara teşekkür etti

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı kadına yönelik şiddet, tecavüz ve katletme suçu işleyen failleri memnun etti. Pınar Gültekin’i diri diri yakan katil Cemal Metin Avcı, Muğla 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, “mağdur” olduğunu savunarak, “İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesi iyi oldu”  savunmasını yaptı ve iktidara teşekkür etti. 

Kadına yönelik suçlarda cezasızlık arttı

Çekilme kararının yürürlüğe girmesinin ardından geçen bir yıllık süreçte, yargı makamlarından failleri ödüllendiren kararlar ardı ardına geldi. Sözleşmeden çekilme kararının ardından basına yansıdığı kadarıyla 5 kadın-çocuk katliamı ve tecavüz davasında sanıklar beraat etti. 2 davada sanıklar tahliye oldu. Failler yargılandıkları yerel mahkemelerde “iyi hal indirimi” alarak cezasızlıkla ödüllendirdi. 9 faile “iyi hal” ya da “haksız tahrik indirimi” verildi.

Mücadele hedef alındı 

Faillere uygulanan cezasızlık politikalarına karşı sesini çıkaran kadınlar ve kadın örgütleri, sözleşmeden çekilme kararının ardından hedef haline getirildi ve defalarca saldırıya uğradı. Eskişehir’de LGBTİQ+’ları hedef alan, öldürülmesi, recm edilmesi ve yakılması çağrılarını içeren broşürler dağıtıldı. Diyarbakır’da aralarında Rosa Kadın Derneği üyelerinin de bulunan 24 kadın, evlerine baskın yapılarak gözaltına alındı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği’ne “kapatma davası” açıldı.

Kadınlar iktidar tarafından hedef alındı

Sözleşmeden çekilme kararıyla birlikte var olan toplumsal cinsiyet eşitsizliği derinleşti ve başta eğitim kurumları olmak üzere birçok yerde açık açık kadınlar ve kız çocuklarının özgürlükleri hedef alındı. 

İmam Hatip Liselerinde verilen ders kitaplarında, “Ev işi yapmak kadınların görevidir”, “Evin hanımı kocasına karşı saygılı davranmalı, iffet ve namusunu korumalı” şeklinde ifadeler yer aldı.  

Çekilme kararı ardından iktidarda hem sözleşme ve hem de kadını hedef alan sözlemler arttı. Sözleşme için “gündemimizden çıkardık” diyen Erdoğan, bir konuşmasında ise “Kim İstanbul Sözleşmesi ile başlayan cümle kurarsa en başta kadınlarımız tepki göstermelidir” dedi. Erdoğan, Afganistan’da yönetimi ele geçiren kadın düşmanı Taliban için,  “Türkiye’nin Taliban’ın inancıyla ters bir yanı yok” dedi. Erdoğan, ayrıca yazdığı şarkı sözleri gerekçesiyle Sezen Aksu’yu hedef alarak, “yeri geldiğinde dilini koparmak bizim görevimizdir” şeklinde açıklama yaptı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise, kadın katliamlarına dair verileri paylaşırken, “Bu yılı sayı olarak geçen yılın üstünde kapatacağımız anlaşılıyor” dedi. Ayrıca çıkarılan 4., 5. ve 6. yargı paketleriyle kadın hakları gasp edildi.

Kadınlar yine ‘İstanbul Sözleşmesi bizim’ diyecek

Sözleşmeden çekilme tartışmalarının başladığı günden bu yana sokakları terk etmeyen kadınlar, “İstanbul sözleşmesi bizim” demekten vazgeçmedi. Her yerde eylem geçen kadınlar ortak mücadeleyle alanları doldu. Çekilme kararına karşı Danıştay’da 200’den fazla dava açtı. Danıştay’da görülen duruşmalarda bir araya gelen kadınlar, mahkeme heyetine de “Danıştay tarihinde ilk defa bu kadar kalabalık bir salonla karşı karşıyayız” dedirtti.

Yarın yani 1 Temmuz günü Türkiye’nin dört bir yanında alanları dolduracak olan kadınların ortak mesajı ise, bir kez daha “İstanbul Sözleşmesi bizim” olacak. 

HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.