Ancak Musa Çitil'in Kürdistan'da işlediği savaş suçları bununla sınırlı değil. Musa Çitil'e yönelik onlarca savaş suçunun içinde Kürdistan'da kadınlara yönelik cinsel işkence davası da var. Şükran Aydın ve Ş.E.'ye yönelik tecavüz davası ve soruşturmasında aklanan Musa Çitil'in tekrar bölgeye atanması ise kaygıları artırıyor.
Şükran Aydın, 1993'ün Mêrdîn’in Dêrik ilçesi Taşıt Köyü'nde gözaltına alınmasının ardından dört günlük gözaltı sürecinde Derik Jandarma Komutanı Musa Çitil'in kendisine tecavüz ettiğini belirterek, Mardin Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Ancak savcılık takipsizlik kararı verdi.
Rapora rağmen cezasız kaldı
1993-1994 yılları arasında gözaltına alınan Ş.E. , Musa Çitil'in karakol komutanı olduğu dönemde bizzat onun talimatıyla akıl almaz cinsel işkence yöntemlerine maruz bırakıldı. Ş.E., yıllarca konuşamamış, sonra ise Almanya'da düzenlenen bir panel sırasında yaşadıklarını avukat Eren Keskin'e anlatmıştı. Yapılan suç duyurusunun ardından başlatılan soruşturma, 'Irza geçme' ve 'Kötü muameleden' Musa Çitil'in de aralarında bulunduğu 405 askerin yargılanmasına dönüşmüş, 2003-2004 arasında Mardin Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava daha sonra 'güvenlik' gerekçesiyle Çorum'a gönderilmişti. Tecavüze ilişkin rapor hazırlanmasına rağmen Musa Çitil'e beraat verilmişti. Bu davada AİHM "etkin soruşturma yürütülmediği" gerekçesiyle Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkum etmişti.
İç hukukta beraat etti!
Şürkan Aydın ve Ş.E 'nin avukatı Eren Keskin, insan hakları savunucularının 90'lı yıllarda Kürdistan'da en çok duyduğu isimlerden birinin Musa Çitil olduğunu söyledi. Çitil'in ismin ilk olarak Şükran Aydın davasında duyulduğunu belirten Keskin, "Şükran Aydın gözaltında tecavüze uğrayan ve bunu ilk açıklayan kadınlardan biriydi. Yıllarca avukat arkadaşlarla birlikte bu dava için uğraştık. Musa Çitil'in ekibin işlediği suç nedeniyle Türkiye AİHM tarafından ceza aldı ama iç hukukta ceza verilmedi" diyerek dava sürecini anlattı.
Akıl almaz işkencelerin komutanı
Ş.E.'ye yönelik cinsel işkenceye değinen Keskin, "1998'de Almanya'da kadına yönelik cinsel şiddetin olduğu bir panelde konuşmacıydım. O sırada bir kadın ben artık dayanamayacağım diyerek yaşadıklarını ağlatmaya başlayarak anlatmaya başladı. Ş.E, '93 ve 94 yıllarında Derik'te gözaltına alındığını, işkence ve tecavüze maruz kaldığını, bir lastiğin içine konularak duvardan duvara fırlatıldığını, ateşe atıldığını' anlattı. Bu işkenceler Musa Çitil ve emrindeki askerler tarafından yapılmıştı" dedi. Keskin, suç duyurusunun ardından Musa Çitil ve 405 asker hakkında dava açıldığını, ardından davanın 'güvenlik' gerekçesiyle davanın Mêrdîn'den Çorum'a taşındığını ve davanın sonuçsuz kaldığını hatırlattı.
Devlet savaşta kararlıyım diyor
Musa Çitil'in işlediği savaş suçlarının kadına yönelik şiddetle sınırlı kalmadığını kaydederek, gözaltında kayıp ve fail meçhul cinayetlerden de sorumlu olduğunu söyleyen Eren Keskin şunları dile getirdi: "İşlediği suçlar nedeniyle 2012 yılında dava açıldı. Ancak henüz Musa Çitil hakkında bir karar verilmedi ve YAŞ'ın verdiği kararla beraat ettirildi. Musa Çitil 90'lı yıllarda savaş suçu işledi. Tecavüzü, cinsel işkenceyi, faili meçhulleri, gözaltında kayıpları bir savaş politikası olarak uyguladı. YAŞ kararıyla birlikte Musa Çitil görev attırılmalarına uğrayarak ve Kürdistan'a gönderilmesi şu anlama geliyor; Kürdistan'a ilişkin savaş politikalarında hiçbir değişiklik yok. Devlet hala savaş suçu işleme eğilimindedir. Kürdistan halkı Musa Çitil'i çok iyi tanıyor. O yüzden ben bu olayı çok fütursuzca buluyorum. Tekrar Kürdistan'da görevlendirilmesi, devletin ‘ben hala savaş kararlılığındayım'ın dışa vurumu anlamına gelmektedir."