‘Kürdistan Tarihi“ndeki gezintimize bu haftada yoğun olarak devam ediyoruz. 28 Ağustos 1963 tarihinde Kürdistan’ın Güney’inde 45 gün devam edecek olan ünlü Çiyayê Metîna savaşı başladı. Baas rejimi askeri kampanyasının en şiddetlisini Metîna dağına yöneltti. Bunun sebebi ise peşmerge üslerini ele geçirmek ve kurtarılmış topraklardaki Kürt kuvvetlerini ikiye bölerek aralarındaki irtibatı kesmekti. Bu nedenle Irak ordusu, Suriye Baas rejiminin Yermuk taburu ve cahş’lardan oluşan 40.000 kişilik sömürgeci soykırım güçleri uçak, tank birliklerinin desteğinde Metîna Dağı’nın önlerine geldi. Peşmerge birliklerinin sayısı ise 1000 kadardı. Peşmerge güçleri vur kaç taktikleri, baskınlarla sömürgeci güçleri yıpratıyordu. Savaşın 45. gününde Çiyayê Metîna’nın yarısını ele geçiren sömürgeci güçler oldukça yorgun düşmüş, ancak durumdan memnundular. Berwari’ye doğru yol alıyorlardı. İsa Suwar komutasındaki peşmerge güçleri geceleyin ani baskın yaparak sömürgeci güçleri darmadağın ettiler. Yermuk taburundan geriye bir birlik kalmış, Irak ordusu ve caşlar da 1000’den fazla ölü ve binlerce yaralı ve esir bırakarak geri çekilmişlerdi. Sekiz saat süren baskında 2 top, cephane, çadır, battaniye ve erzak da ganimet olarak kalmıştı.

***

28 Ağustos 1998 tarihinde PKK G.Başkanı sayın Öcalan Medya Tv’de yaptığı bir tele konferans ile 3. kez tek taraflı ateşkes ilan etti. Ateşkesin 1 Eylül Dünya Barış Gününde yürürlüğe gireceğini açıkladı. 3. kez ilan edilen ateşkesin arka planına bakacak olursak; TSK PKK ile diyaloğa geçmek istemiş, bu nedenle de HADEP PM üyesi Av.Selim Okçuoğlu’nu aracı kılmıştı. Bursa cezaevinde PKK üst düzey yöneticileri Sabri Ok ve Muzaffer Ayata ile görüşen arabulucu TSK’nin istemlerini onlara bildiriyor, onlar da zulalarındaki cep telefonu ile PKK lideri Öcalan’ı bilgilendiriyorlardı.

Bu görüşmeler 1997 yılının ortalarında başlayıp 1998 yılının Ağustos ayına kadar devam etti. TSK’nin tek şartı „TC toprak bütünlüğü, sınırları, resmi dili ve bayrağı kabul edilsin, onun dışındaki sorunlar tartışılır ve çözülür“ idi. PKK lideri görüşme talep edenlerin samimi olup olmadıkları konusunda şüpheli idi. Öcalan’la görüşmek üzere Avrupa’ya giden aracı Öcalan ile telefonla görüştü. Ayrıca TSK’yi temsilen bir albay da dönemin PKK avrupa sorumlusu ile görüşmüştü. TSK sivil istihbaratın sürece katılmasını istemiyor bu nedenlede 28 Şubat döneminde dinleme yapan Bülent Orakçıoğlu’nu görevden alınıyordu. Öcalan kuşkularında haklı idi, TSK yine görüşmeleri her zaman olduğu gibi zamana yayıp Öcalan’ın Ortadoğu’dan çıkartmak ya da teslim almak istiyordu. Nitekim olaylar öyle gelişti. Onbeş gün sonra KKK Org. Attila Ateş Suriye sınırında yaptığı açıklama ile „uluslararası komplo sürecini” başlatmış oldu.

***

28 Ağustos 1995 tarihinde Özgür Politika Avrupa’da günlük olarak yayınlanmaya başlandı. Kurucuları arasında daha sonra gerilla saflarına katılıp şehit düşen Enver Polat(Selçuk Şahan) ve Sinan Cemgil Kahraman da vardı. 2007 yılına kadar yayınına devam eden gazete, Almanya İçişleri Bakanlığının talebi ile yasaklandı, ancak Almanya İdare Mahkemesi bu kararı yanlış bularak ortadan kaldırıldı.

***

29 Ağustos 1988 tarihinde Basa güçlerinin baskısından kaçan Güney Kürdistanlılar, Kuzey Kurdistan hudutlarına dayandılar. TC hudutlarını açarak bunların bir kısmını Kızıltepe ve Muş’ta oluşturulan kamplara yerleştirdi. Kürtlerin devletleri, herhangi bir uluslararası statüleri olmadığı ve TC mevzuatında Kürtlere sığınma hakkı tanınmadığı için bu kamplarda yaşayan Kürtlere mülteci statüsü tanınmadı. 1991 yılında 1.Körfez savaşı sonrasında 36 paralelin üstünde oluşturulan güvenlikli bölge ile bu mülteciler ülkelerine geri döndüler.

***

29 Ağustos 1995 tarihinde Yeni Politika gazetesi muhabiri Seyfettin Tepe polisler tarafından vurularak şehit Kürt gazetecileri arsına katıldı. Seyfettin daha önce kaçırılıp infaz edilen Ferhat Tepe’nin amcasının oğlu idi.

***

30 Ağustos 1969 tarihinde DDKO’nun düzenlediği miting ile Dersim’de Pir sultan Abdal piyesinin sahneye konması sırasında çıkan olaylar protesto edildi. 30 Ağustos nedeniyle TSK tarafından yapılan fener alayının SBF geçişi sırasında Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının “Ordu-Millet elele milli cephede“ sloganına miting nedeni ile İstanbul’dan gelen Kürt öğrenciler „Doğuya Özgürlük“, “Eşitlik istiyoruz” sloganları ile cevap verdiler. Kürt öğrencilerin sloganları Deniz Gezmiş ve arkadaşları tarafından alkışlarla  karşılandı.