Cizre’yi, Cizre'nin direnişini kim, nasıl anlatabilir ki...

Yüzlerce tank, top, zırhlı araçla, binlerce asker ve polisle abluka altına alınmış, haftalardır kesintisiz bombalanan bir kenttir Cizre... Devletin özel timi, bordo berelisi, SAT komandosu, Özel Hareket polisleri, generalleri, paralı askerleri, korucuları ile kuşatılan Cizre boyun eğmedi, eğmiyor...

Unutulmuyor direnenler... Ancak günlük ölümlerin çetelesi tutulmuyor, gösterilmiyor yaşanan acılar... Murathan Mungan "Unutmadık" şiirinde Kürdistan ülkesindeki acıları dizeleriyle dile getirmişti. Ve şimdi o dizelerle Cizre’yi düşünüyoruz...

"… Orada bir coğrafya yağmalanıyor

Orada gazetelerin ofset baskısı

Orada yeniden yazıyorlar 835 satır

Ve umudunu kaybetmeyen şehirler

Gökyüzünün karanlık kefeniyle örtük

Yıldızların delik deşik ettiği ölüleriz

Adsız ölüleriz

Adları bir coğrafya ile yan yana yazılan

Gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiç birinizi"

Evet, Kürdistan’ın gözbebeğidir Cizre. Direnişlerle anılır. Bilinen en eski ismi ‘Kardu Gazarta'da Kürdistani bir ahenk vardır. Sonra ismi Cizîra Botan, sonra değiştirip adını Ceziretuşşeref demişler. Dicle nehrinin kentin içinde dolanarak geçmesi ile ortaya çıkan görüntüsü ile Arapça adlandırılmış ve "ada" anlamına gelen "cezire" de denilmiştir. Kim hangi ismi verirse versin Cizre onuru, şerefi, özgürlüğü sembolize etmiştir. 

Büyük Tufan’ın sonlandığı, Nuh’un gemisine son durak olmuş, insanlığın kendisini yeniden diriltmek istediği coğrayadır Cizre... Dicle nehrinin bereketi, Cudi Dağı’nın asaleti, Botan’ın kalbi olan Cizre, Mem û Zîn’in aşkının da mekanıdır. Bilgelerinin de mekanıdır, hakikat sahibi inançlı insanların da... Direnenlerin ise kalesi, Kürdistan’ın ise kalbidir Cizre. Boyun eğmez gençleri, kadınları ve bilge insanları vardır.


"…

Aynı kanlı tarih her defasında

Bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatın

Ölüme yakın duran

Bir de on binlerin korosunda haykıran

İntifada intifada intifada

İki güzelliğimiz vardı bizim

Ufkumuzdan inen

Ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz

Birini kurşunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı"

Şimdilerde Cizre denildiğinde kesintisiz serhildan şehri akla gelir. Boyun eğmeyen çocukların kentidir orası. Yakılıp yıkılsa, bombalanıp talan edilse de yoksulluğundan bir halka onur inşa edenlerin memleketidir.

Direne direne kazananların mekanı Cizre... 

"… 

Anda gizlenen zaman

Ateşin avesta dili

Bitkiler, otlar, kökler

Dağlanmış dil, narin rengi

On binlerin dönüştüğü uğuldarken

Doğunun yeni defteri

Topraktan çobanyıldızına değin

Her yer her sey karanlık bir pusuda

Yazının, tekerleğin, tarihin

İlk çocuklarından

Ey büyük mezopotamya

İki bin yıllık gece

Dön geri bak

Kardeşlerim ölüyor kalbimin doğusunda"

Boyun eğmeyen Cizre'nin çocuklarını vurdular. 

Kadınlarını katlettiler. Gençlerini kurşuna dizdiler. Yaşlılarını ölümlere hedef hale getirdiler. 

Ağır yaraladılar Cizre'yi… Yaralı gençleri ölüme terk ettiler... Aç kaldı Cizre, susuz kaldı... Ama direnişinden ödün vermedi. Onurun timsali oldu. Direne direne kazanmanın karşılığından ölümüne direnmenin özgürlük olduğunu biliyorlardı.

Yıkıntılar arasındaydılar. Top ve tank mermilerinin hedefindendeydiler. Bir an olsun ikircikli olmadılar. Gerektiğinde "yaşamı uğruna ölmesini" bilendi Cizre... 

Ve direnenlere umut olandır... Hakikatin kendisidir şimdi...