Kürtler tarih boyunca hiçbir boyunduruk altında kalmayı kabul etmeyen ve kendi topraklarında özgürce yaşamayı seçmiş bir halktır. Bunun için de birçok bedel vermiştir. Şimdi Türk devletinin AKP’li iktidar yapısı, Kürtleri tekrar sömürgeleştirmek, Kürdistan’ı Türk yurdu haline getirmek için seferler düzenliyor. Kentleri kuşatıyor, halka diz çöktürmeyi hedefliyor. Kürtler ise direniyor. Diz çökmüyor.
Tarihten zulüm ve zalimlikten başka bir şey öğrenmeyen Türk egemenler, Kürdistan halkı üzerinde vahşet uygulayarak kendilerini var edeceklerini sanıyor.
Ama Kürtlerin yazılı tarihi çok gelişkin olmasa da toplumsal hafızaları güçlüdür. Geçmişte parçalı, yerel olan toplumsal hafıza son 40 yılda kolektif bir karakter kazanmış ve PKK öncülüğünde oluşan Kürt tarih ve toplum bilinci yeni bir durum ortaya çıkarmıştır.
"Tarih günümüzde, biz tarihin başlangıcında gizliyiz" özdeyişi ile karakter kazanan bu tarih ve toplum bilinci Kürdistan’daki hiçbir şeyin unutulamayacağını da gösteriyor.
Çok fazla detaya girmeye gerek yok Kürdistan’daki devlet vahşetine karşı, Kürt halkının varlık savaşını vermek özgür kalmak için ihtiyaç duyduğu bir duyguyu Nuri Dersimi yıllar önce kaleme almış ve seslendirmiştir.
Nuri Dersimi’nin "Kürt Gençliğine Vasiyeti" bugün Cizre, Sur, Silopi’de olan bitenin anlaşılması ve içinde bulunmamız gereken duruşun nasıl olmasını gerektiriyor… İşte Nuri Dersimi’nin Kürt gençlerine çağrısı… Cizre, Sur, Silopi, Sultan Irmak, Taybet Ana, Ekin Wan ve diğerlerini de düşünerek okuyalım…
"… Kürt genci.. Ey Kürt genci..
Ey asırların zulmünü istikrar eden civanmert milletin oğlu, beni dinle!
…
Kürdün fırtına ve kasırgalarla dolu dünkü ve bu günkü hayatının, maruz kaldığı felaketlerin ve çektiği ıstırapların sebep ve menşeini aramak, tarihin cilvelerini intibah gözleriyle tetkik etmek hepimizin borcudur.
Varlığını korumak, benliğini muhafaza etmek için, hiçbir millet bizim kadar uzun ve sürekli savaşlar yapmamıştır. Uzun tarihimiz boyunca, hiçbir kuvvet bize mağlubiyet itirafı yaptıramamıştır. Kürt alnı, Kürt yurdunun haşmetli zirveleri gibi, daima yüksek kalmış ve hiçbir fatihin önünde eğilmemiştir. Kürt hayatiyetinin hakikati, bugününde şaşmaz hakikatidir. Çünkü, Kürt ölüm kalım cidalını terk etmemiş, mağlubiyet itirafında bulunmamış, dünya milletleri saflarında silinmeye karar vermiş, yaşamak isteyen ve yaşamak için ölmesini bilen bir millettir.
Ey Kürt oğlu, ey Kürt kızı, dünya bu kararından haberdar olmalıdır!
Yaşamak isteyen her varlık dövüşmelidir!
Dünya üzerinde bir yeri olmak isteyen her millet çarpışmalıdır!
…
Bugün de, yaşamak için dövüşmek gerek, kaçınmak ölmektir.
Biz, ölmek istemeyen bir milletiz. Kürt, yaşamaya karar vermiştir ve yaşayacaktır.
Uzun tarihimiz boyunca birçok ırklar, milletler ve devletler Kürdü öldürmeye çalışmışlar, onu hayat hakkından mahrum etmeye azmetmişler, fakat muvaffak olamamışlardır. Doğudan, batıdan, güneyden ve kuzeyden gelen cihangir akınları, Kürt dağlarının eteklerinde kırılmış, Kürt azmi karşısında parçalanmıştır.
…
Hiçbir milletin tarihi bizimki kanlı olmamıştır. Hiçbir milletin yurdu bizimki kadar istila dalgalarına uğramamıştır. Hiçbir millet bizim kadar mütemadi dövüşmemiştir.
…
Yurdundan uzak, yad ellerde kalbi milli ıstıraplarla sızlayan, Kürdün istiklal ve hürriyet güneşinin doğumuna teşne ruhu alevlenen derbeder bir Kürdün, intikam gününün mahşerini senin bükülmez pazularından ümit eden Dersimli bir Kürt çocuğunun sana yalnız sana müteveccih feryadına kulak ver!
Ben sana, senin namus ve şerefini lekelememek için vatanın yalçın kayaları, müthiş uçurumları üzerinden kendilerini halaskar ölümün kucağına atan binlerce gelin ve kızlarımızın feryadını inliyorum!
Ben sana, senin hala bu gün bile, namert düşmenin kapısında esaret altında yaşayan, her gün, her an damla damla ölen, milliyeti, dili ve mukaddesatı tahkir edilen köle Kürtlerin derin feryadını ağlıyorum…
…
Onların sana, bir tek kelimede tekasüf eden, amansız amir ve kah-har bir vasiyeti var:
İntikam!
İntikam!
Kürt namusuna sürülen lekeyi temizlemek için.
İntikam!
Süngülenen yüzbinlerce Kürt yavrularının feryadını dindirmek için.
İntikam!
Girdaplara atılan, ateşlerde yakılan gelin ve kızlarımızın Kürdistan afakında uğuldayan eninlerini teskin için.
İntikam!
Darağaçlarının altında ölümü kahramanca selamlayan, "yaşasın hür ve müstakil Kürdistan!" diye haykırarak şehadet tacını giyen binlerce vatan kurbanlarının gayelerini tahakkuk ettirmek için.
İntikam!
…
"Medeniyet" denilen kahpenin peşine sığınarak bize uluyan köpekleri susturmak için.
İntikam! İntikam! İntikam!
Şehitlerimizin kanlı cesetleri üzerinde kanla, gözyaşlarıyla yazılı vasiyetname işte bu bir tek kelimedir!
Namusu olan her fert, sinesinde Kürt kalbi çırpınan her insan, damarlarında Kürt kanı cevelan eden her genç bu vasiyetnameyi unutmamalıdır. Onu infaz edinceye kadar uyumamalı, rahat etmemeli ve çalışmalıdır!…"