Tunç, Cizrelilerin ‘aç da kalsak bu çetelere karşı topraklarımızı koruyacağız’ dediğini aktararak, özellikle Avrupa’daki halkın da sahiplenmesini gerektiğini vurguladı.

Cizre’deki son durumu Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç’a sorduk.


Cizre’deki son durum nedir?

Cizre’de durum, 22 günlük çatışmalı ortamından sonra sakin diyebiliriz. Hacı Sosur arkadaşın kitlesel bir şekilde defnedilmesinden sonra herkes kendi tarafında. Şu anda meclis ve komün çalışmalarımıza devam ediyoruz. Özellikle sağlık komünleri oluşturmak için toplantılar yapıyoruz. Bunun acısını arkadaşlarımız şehit edildiği zaman gördük. Sağlık komünümüzün tam faaliyeti olmadığı için arkadaşlarımıza gerekli ilk yardım müdahalesini yapamamıştık. 


Demokratik Özerklik kapsamındaki öz yönetimin inşası için pratikte ne gibi çalışmalar var?

Cizre bu konuda diğer il ve ilçelere nazaran altyapısı olduğu için daha iyidir. 2010-2011 yılları arasında 130’a yakın komünümüz vardı. Bu komünler KCK operasyonları adı 8 bin arkadaşımızın tutuklanması ile sekteye uğradı. Biz şimdi ise yayınladığımız deklarasyonla Türkiye Cumhuriyeti’nin sistemini tanımayacağımızı beyan ettik. Cizre’de Demokratik Özerklik sisteminin 9 boyutuyla oturmuş durumda. Hukuk komisyonlarımız var. Cizre’de bulunan hakim ve savcılara kimse gitmiyor. Oraya şikayete gideni halk olarak teşhir edeceğimizi belirttik. Bundan sonra halk olarak kendi yaralarımızı kendimiz saracağız. Hukuk komisyonları, mali ve diğer komisyonlar ayaklarının tümüyle yerli yerine oturduğunu söylemezsek bile Demokratik Özerklik gereklerinin yüzde 50’sinin yerine getirildiğini söyleyebiliriz. Şu an Cizre, örnek bir kent olmaya doğru gidiyor. 


Meclis, komün ve komiyonların işleyişi noktasında bize somut olarak neler aktarabilirsiniz?

Komünler üzerinden komisyonlara gidiyoruz. Gençlik, hukuk, sağlık ve diğer boyutlar üzerinden komisyonlarımızı örgütlüyoruz. Bir de öz savunma boyutu var. Bununla ilgili çalışmalarımız var. Bunlar bazen hendeklerle, bazen de bir ananın kaval çalmasıyla olabiliyor. 

Öz savunma boyutu oturmuş durumda ve devlet de bunun farkında. Özellikle Cizre, Farqîn ve Nusaybin’i bu çalışmalardan dolayı teslim almak istiyor. Cizre’de 90’lı yıllarda köyleri boşaltılan insanlarımızın yerleştiği Sur, Nur, Yafes ve Cudi mahallelerinde çalışmalarımızı tamamlamaya çalışıyoruz. Bu mahalleler öz savunma kontrolünde. Diğer mahallelerde ise çalışmalarımız devam ediyor. Öz yönetim, tüm giriş-çıkışlarıyla, meclisleriyle, tespit ettiğimiz dört evde halkımızın sorunlarını çözmeye ve cevap olmaya çalışıyor. 


Cizre halkının devletle ilişkileri ne durumda? 

Öz savunma, hukuk ve maliye dediğimiz üç boyut çok hassas konular. Bu üç boyutta devlet ile ilişki yüzde 100 kesik, devletin işlevi yok. Devlet de bunun farkında. Geçenlerde bir kişi savcılığa gitmiş. Savcı da “Halk Meclisi’ne git, sorununu zaten orada çözecekler. Dosyan neden burada tozlu raflarda yıllarca beklesin. Gidin orada uzlaştırma komisyonu kısa sürede sizin sorunlarınızı çözsün” demiş. 


Devletin savcısı mı bunu söyleyen?

Tabii tabii, adres bile göstermiş. Evin nerede olduğunu bile söylemiş. “Oraya giderseniz sorununuzu çözebilirsiniz” deyip doğrudan adres vermiş. 

Biz her mahallede hukuk meclisi açmışız. Nasıl ki bir devlette yargıtayı ve alt mahkemeleri varsa biz de komisyonlar şeklinde örgütlendik. Bu komisyonların çözemediği olaylar olursa daha sonra Halk Meclisi Hukuk Komisyonu’na geliyor. Bunlar artık muhakkak burada çözülüyor. Mevcut 4 mahalllenin durumu bu. Diğer mahalleler sorunlarını çözümü için bu 4 mahalleye taşırıyorlar. 


Cizre halkı üzerinde yoğun bir amgargo var. Böylesi yoğun bir ambargo altında halkın sorunları ve ihtiyaçları neler? 

Yafes Mahallesi bir kaç gün önce ablukaya alındı ve bir kaç ev yıkıldı. Biz bir komisyon oluşturduk. Varolan esnaftan dün akşam (20 bin) belli miktarda para topladık. Bütün kapıları, camları, avlularını yaptırıp eski hallerine getirmeye çalıştık. Bu yönden örnek alıncak bir ilçe. Maddi, manevi her türlü sorunlarını çözmeye çalışıyoruz. Biz ilçe yönetimlerimize yıllık 30 bin TL ayırırken, şimdi bakıyoruz ki, buralarda aylık 40-50 bin TL bütçe ayırmak zorunda kalıyoruz. Bazen ambargodan, dolayı gıda sıkıntısı çekiyoruz. Sokağa çıkma yasaklarından dolayı mahallelerde evler tuttuk. Bu evlerden yasaklar zamanında halkımızın gıda ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Biz kendi yaralarımızı kendimiz sarmaya çalışırken, devlet ısrarla bunu kırmak için yöneliyor. Böyle giderse var olan maddi sıkıntılarımızdan dolayı, Avrupa’daki halkımızdan yardım beklenebilir. Cizre’nin Kürdistan’ın kalbi olarak görülmesi ve sahiplenilmesi gerekiyor. Cizre halkı, topraklarını korumak için namusu ve şerefi üzerine and içmiştir. Cizreliler, ‘aç da kalsak bu çetelere karşı topraklarımızı koruyacağız’ diyor. 


RAMAZAN MARANKOZ/HABER MERKEZİ