Askeri operasyonlar sonucu 100’den fazla kişinin yargısız infaz edildiği, cenazelerin yerlerde sürüklendiği, çıplak bedenlerin teşhir edildiğini hatırlatan AI, "Cizre'de vahşet boyutunda hak ihlali yaşandı" diyerek, çatışmaların yaşandığı yerlere bağımsız ve uluslararası heyetler gönderilerek inceleme yapılmasını istedi. 

Uluslararası Af Örgütü, 2015’i kapsayan yıllık raporunu açıkladı. 160 ülkede insan haklarının mercek altına alındığı rapor, insan hakları durumunun tüm dünyada kötüye gittiğini gösterirken, raporun Türkiye ile ilgili bölümü de ciddi eleştiriler içeriyor. AI Türkiye Sorumlusu Ruhat Sena Akşener ve Kampanyalar Sorumlusu Begüm Başdaş İstanbul’da gerçekleştirilen bir basın toplantısıyla raporun ayrıntılarını kamuoyuna duyurdu. "İnsan haklarının durumu Haziran’daki genel seçimlerin ve Temmuz’da PKK ve TSK arasındaki şiddetin patlak vermesinin ardından ciddi biçimde kötüye gitti" denilen raporda yer alan tespitler ve Türkiye’deki ihlaller özetle şöyle:


Türk güçleri infaz etti

*  Temmuz'da çözüm sürecinin çökmesi ile birlikte hak ihlalleri de arttı. 

*  Yıl sonunda, kentsel alanlarda giderek daha askeri bir boyut kazanan kolluk kuvvetlerinin operasyonları sırasında 100'den fazla insanın öldüğü rapor edildi.

*  Türk güçlerinin aşırı güç kullandığına ve yargısız infaz yaptığına dair çok sayıda rapor mevcut. Kolluk kuvveti operasyonları genellikle, kimi zaman haftalarca süren ve bu süre zarfında bölge sakinlerinin su ve elektriklerinin kesildiği, tıbbi yardıma ya da yiyeceğe erişemedikleri tüm gün süren sokağa çıkma yasakları altında yürütüldü. 


Kürtler ve HDP hedef

*  Solcu ve Kürt yanlısı aktivist ve göstericileri hedef alan İslam Devleti (İD) adlı silahlı grubun ayrı ayrı gerçekleştirdiği intihar saldırıları 139 kişiyi öldürdü.

* HDP bürolarının yanı sıra çoğunlukla Kürtleri ve mallarını hedef alarak Türkiye'de ırkçı saldırılar yapıldı. İçişleri Bakanlığı, iki kişinin hayatını kaybettiğini, 51 kişinin yaralandığını, 69 parti binasının ve 30 ev ile işyerinin zarar gördüğünü bildirdi. HDP, 126'sı kendi bürolarına yönelik olmak üzere 400'den fazla saldırı yapıldığını açıkladı. 


2 binden fazla gözaltı

* Temmuz ayında PKK ve devlet güçleri arasında şiddetin patlak vermesiyle tutuklama dalgaları başladı. Ağustos'un sonuna kadar 2 binden fazla kişinin PKK ile bağlantısı olduğu iddiasıyla gözaltına alındığı tahmin ediliyor.

*  Kasım ayında Diyarbakır Baro Başkanı ve tanınmış insan hakları savunucusu Tahir Elçi, Diyarbakır'da bir basın açıklaması yaptıktan sonra öldürüldü.

*  1 Mayıs gösterileri için art arda üçüncü yıl da izin verilmedi.


Cenazelere de saldırı

* Ocak ayında 12 yaşındaki Nihat Kazanhan Cizre'de bir polis memuru tarafından vurularak öldürüldü.

* Ağustos'ta devlet güçleriyle yaşanan çatışmalardan sonra, kadın PKK üyesi Kevser Eltürk'ün (Ekin Wan) cenazesi çıplak ve tahrip olmuş şekilde sergilendi. 

* Ekim ayında Şırnak ilinde Hacı Lokman Birlik'in cesedinin zırhlı bir polis aracının arkasında sürüklendiğini gösteriyordu. Otopsi raporu Birlik'in 28 kez vurulduğunu belirtti. Yetkililer her iki olaya ilişkin soruşturmaların sürdüğünü ifade etti.


Bağımsız heyetler gönderilmeli 

* Cizre'de sokağa çıkma yasaklarında vahşet boyutunda hak ihlali yaşandı. 

* Devlet yetkililerinin suç işlediği davalar cezasızlıkla sonuçlandı veya devam etti. 

* Çatışmaların yaşandığı yerlere bağımsız ve uluslararası heyetler gönderilerek inceleme yapılmalı. 


Cezasızlık sürüyor 

*  14 yaşındaki Berkin Elvan'ın öldürülmesiyle ya da insanların polis tarafından yaralandığı yüzlerce başka vakayla ilgili dava açılmadı.

* Kasım ayında eski il Jandarma Komutanı Cemal Temizöz'ün de aralarında bulunduğu sekiz davalının tümü, 1993-1995 yılları arasında Cizre'de kaybedilen ve öldürülen 21 kişi için açılan ve büyük önem taşıyan davada, son derece kusurlu bir kovuşturmanın ardından beraat etti.


Eşi benzeri görülmemiş baskı

Basının hükümet tarafından "eşi benzeri görülmemiş bir baskıyla karşı karşıya" kaldığı vurgulanan raporda, Kürt illerinde gazetecilerin haber yaparken polisler tarafından engelendiği ve saldırıya uğradığına da dikkat çekildi.  


 HABER MERKEZİ






CİZRE’DE 75. GÜN



Türk devletinin, konvansiyonel silahlar eşliğinde saldığı bütün savaş unsurlarıyla direnişi kıramayınca toplu katliamlar yaptığı Cizre’deki abluka, 75. gününde.

Kuşatma ve ablukanın uygulandığı ilçede, delilleri karartma çalışmaları aralıksız sürüyor. Özelikle toplu katliamların olduğu Cudi Mahallesi’ne herhangi bir yurttaş yaklaştırılmazken, diğer mahallerde bulunan evlerine gitmek isteyen yurttaşlar da polisin gaz bombalı saldırısına maruz kaldı. 

Saldırılarla birlikte 75 gündür ambargonun da uygulandığı ilçede, yurttaşların zaman zaman ihtiyaçlarını temin ettiği ve şu ana kadar defalarca kapatılan 2 market, dün sabah saatlerinde devlet güçlerince tekrar zorla kapatıldı. Abluka altında bulunan mahallelerde devlet güçleri aramalar yaparken, yurttaşların talan edilemeyen eşyaları da tahrip ediliyor.

İlçenin Batı Kürdistan ile olan sınırında bir süredir tel örgü çekiliyor. 





5.5 yıl sonra kabul


Anayasa Mahkemesi, Cizre’de 18 aylık Mehmet Uytun’un katledilmesiyle ilgili 5.5 yıl sonra ‘hak ihlali’ olduğuna hükmetti.  

Olay yerinde bulunan gaz kapsülünün jandarmanın kullandığı tüfeğe ait olduğu belirlenmesine rağmen Cizre Kaymakamlığı, başsavcılığın gaz tüfeğini kullanan Jandarma Hakan Alkan hakkında soruşturma açılmasına izin vermedi. Hem savcılığın hem de ailenin itirazları da fayda etmedi. Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi de itirazın reddine karar verdi. Savcılığın da Alkan hakkında inceleme yapılmasına yer olmasına karar vermesi ardından Uytun ailesinin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvurusu sonucu, mahkeme 5.5 yıl sonra gerekçeli kararını açıkladı. 

AYM, Alkan hakkında soruşturma açılmaması nedeniyle “etkili bir soruşturma yürütülmediği ve yaşam hakkının usul yönünden ihlal edildiği” sonucuna ulaştı.