
Czre'de ilan edilen 8 günlük sokağa çıkma yasağı süresince "Cizre Devlet Hastanesi'ne 2 bin 252 hasta müracaatta bulunup, tedavi gördü" diyen Şırnak Valisi'ni, Şırnak Tabipler Odası Başkanı Azad Karagöz yalanladı. Uygulanan abluka sırasında polis ve özel harekat timlerince katledilenlerin yanı sıra kimi sivillerin hastaneye götürülemediği için can verdiğini söyleyen Karagöz, "Sağlık çalışanlarına yönelik kısıtlama olmamış olsaydı, şu an yaşamını yitiren birçok insan şu anda aramızda olurdu" dedi.
Cizre'de 8 gün boyunca yaşanan devlet terörü sırasında polis ve özel harekat timlerinde vurulan sivillerin yanı sıra hayatını kaybedenlerin sayısının 21'e çıkmasında en önemli etken, 35 günlük Muhammed bebek gibi yaşadıkları sağlık problemleri ardından hastanelere kaldırılmasına izin verilmemesi oldu. Öyle ki hayatını kaybedenlerin morga kaldırılmasına dahi izin verilmediği için cenazeler, günlerce evlerde ya da camilerde bekletilmek zorunda kalındı.
Çağrılar yanıtsız kaldı
Günler süren saldırılar içerisinde yaralanan yurttaşların 112 Acil Servisi'ne yaptıkları çağrılar cevapsız kaldı. Kronik rahatsızlıkları bulunanlar, diyaliz hastaları, hamile kadınlar ile özel bebek maması kullanan çocuklar, hastaneye ulaşamadığı için adeta ölüme terk edildi. Cizre Devlet Hastanesi'nde çalışan doktor ve sağlık çalışanlarının ise işlerini yapmaları engellendi, şiddete maruz kaldı. Bu tabloya rağmen Şırnak Valisi İhsan Su, önceki gün düzenlediği basın toplantısında sokağa çıkma yasağı süresince "Başta sağlık hizmeti olmak üzere halkın diğer temel ihtiyaçlarının karşılanması için azami özen gösterilmiştir. Cizre Devlet Hastanemize 2 bin 252 hasta müracaatı olmuş ve tedavileri ile ilgili işlemler gerçekleştirilmiştir" iddiasında bulundu.
Tabip Odası yalanladı
Yasağın "güvenlik" gerekçesiyle yapıldığı söylense de, en yoğun savaşların yaşandığı yerlerde dahi sağlık sisteminin çalışması için bir altyapı hazırlandığını ve böylesi durumlarda bunun işlevsel hale geçirildiğini dile getiren Şırnak Tabipler Odası Başkanı Azad Karagöz, Cizre'de ise sağlık ocaklarından özel polikliniklere kadar tüm sağlık kuruluşlarının çalışmalarının engellendiğini kaydetti. Karagöz, "Öyle ki hastanenin Acil Servisi dahi boşaltıldı. Sürekli açık olması gereken Acil Servis'in dahi insanlara hizmet vermesi engellendi" dedi.
Hastanede mahsur kaldılar
Karagöz, hastanede görevde bulunan yasaktan habersiz sağlık çalışanlarının, yasağın ilanı sonrası nöbeti devredecek kimse olmadığı için günlerce hastanede kalmak zorunda kaldıklarını da paylaştı.
Aşıların tümü bozuldu
Tüm ilçedeki sağlık ocaklarında bulunan aşıların yaşanan elektrik kesintisi nedeniyle bozulduğunu belirten Karagöz, bu yüzden şu an ilçedeki hiçbir çocuğa aşı yapılamadığının altını çizdi.
Kan kaybından öldüler
Hayatlarını kaybedenlerden birçoğunun çok basit uygulamalarla kurtarılabileceğini de söyleyen Karagöz, "Kanamaları olan insanlara zamanında müdahale edilseydi, bu kadar insan yaşamını yitirmeyecekti. Mahalle ortamında yaralı ve hastalara müdahale edecek şartlar yok. Bundan dolayı hastalar ve kurşun yarası olanlar can verdiler. Ciddi kurşun yarası alan 3-5 kişinin dışında diğer tüm yurttaşlara müdahale edilebilinseydi şayet, tamamı şu anda aramızda olurdu ama bu insanlar ölüme terk edildi" dedi.
Müdahale kayıpları azaltırdı
Cizre Eczacılar Odası Başkanı Hidayet Munis de yaralılara müdahale edilemediği için ölüm sayısının arttığının altını çizdi. Abluka süresi boyunca halkın ilaç ve tedavi ihtiyaçlarına yardımcı olabilmek için sahibi olduğu eczaneyi açık tutmaya çalıştığını belirten Munis, "Yaralılara müdahale edilemediği için birçok kişi, kısıtlı tıbbi malzemelerle evinde tedavi olmak zorunda bırakıldı. Yaralıların kanamaları durdurulamadığı için tedaviler yetersiz kaldı. Bundan dolayı birçok insan yaşamını yitirdi" diye konutlu.
Dolap tabutu oldu
Ramazan Çağırga (Katledilen 10 yaşındaki Cemile Çağırga’nın babası) : Kızım evin avlusunda iken kapıyı delip geçen mermi sırtına isabet etti. Evimizin hemen karşısındaki tepede konuşlanan zırhlı araçlardan ateş açıldı. Kızımın cenazesini hastaneye kaldıramadığımız için yaklaşık 2 gün boyunca evde gıdaların muhafaza edildiği derin dondurucuya bıraktık. Cenazemizi kaldırmamıza dahi izin verilmedi. Vekiller cenazeleri omzuna alıp cenaze aracına teslim etti. 1993’te evime tank taburundan atılan havan topu sonucu ailemden 7 kişiyi kaybettim. Ailemin neredeyse bütün fertlerini devlet benden aldı. 22 yıl sonra bu kez kızımı katlederek, benden aldı. Kızımı kokmasın ve şişmesin diye dolaba bırakmak zorunda kaldım.İşte bu resim Türkiye’nin kara lekesidir. Türkiye devleti her zaman bu utancı taşıyacak. Gıdaların bırakıldığı dolap kızımın tabutu oldu. Başbakan ‘Cizre’de sivil ölüm yok’ diyor. Peki dondurucuya bırakmak zorunda kaldığım 10 yaşındaki Cemilem kim? Bu yalanı atarken hiç mi vicdanınız sızlamadı? Bu yalan ile ikinci defa bizleri öldürdüler. İki yıl önce Meclis Çözüm Komisyonu’na konuşmak için Ankara’ya davet edildim. Meclis’te vekillerin huzurunda şunu söyledim: ‘‘Ailemden 7 kişiyi yitirdim. Yaşadığım bunca acıya rağmen gelin uzattığımız barış elini tutun’’ Ancak uzattığım barış eline devletin yanıtı kızımı katletmek oldu.
Barodan suç duyurusu
Şırnak Barosu, 8 gün boyunca sıkıyönetimin ilan edildiği ve bu süre zarfında 21 sivil yurttaşın katledildiği Cizre'de yaşananlarla ilgili Vali, Kaymakam ve devlet güçleri hakkında suç duyurusunda bulundu. Baro, Şırnak Valisi Ali İhsan Su, Cizre Kaymakamı Ahmet Adanur ve 4-12 Eylül tarihleri arasında ilan edilen sıkıyönetim süresince kentte yaşanan hukuksuzluklara karışan kolluk güçleri hakkında soruşturma açılmasını istedi.
Cenazemize hakaret ettiler
Tarık İrci (Katledilen 15 yaşındaki Bünyamin İrci’nin babası): Oğlum 9 Eylül akşamı vuruldu. Nur Mahallesi’ndeki Onşar’ın arkasındaki sokakta vuruldu. Oğlum Cudi Mahallesi’nde olan amcasının evinden buz almak için dışarı çıkıyor. Görgü tanıklarının ifadesine göre oğlum zırhlı araçlardan açılan ateşle vurulmuş. Oğlumun cenazesi yurttaşların yardımı ile camiye kaldırılmış. HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ile beraber cenazeyi Dalmış Petrol’e kadar götürdük. Oğlumu cenaze arabasına bıraktık. Oğlumun ölü bedeni dahi elimdeyken polislerin hakaretine maruz kaldım. Bize bu zulmü reva görenler her zaman lanetle anılacaklar.
CENGİZ OÐLAÐI/DİHA/ŞIRNAK