
Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) tarafından düzenlenen ‘Göç’ME’ konulu kısa film yarışmasında „Çobanın Kamerası„ adlı filmiyle birinci olan Mehmet Emin Türküz ile konuştuk. Randevulaştığımız yere geldiğinde her zamanki gibi içtendi, sıcaktı, heyecanlıydı. Hayat hikayesi dokunaklıydı.
Mehmet Emin Türküz, 1980 doğumlu. Îdir’ın Başan (Aralık) ilçesine bağlı Yukarı Çamuşlu köyünden. 5- 6 yıl köyde kaldıktan sonra ailesi Îdir’a taşınır. 6 kardeşin çoğu okul okuyamamış. Kendisi ilk, orta ve liseyi Îdir’da bitiriyor. Okul yıllarında maddi imkansızlıklar yakasını hiç bırakmaz. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Radyo Televizyon bölümünü okuyan Türküz, daha sonra ağırlıklı olarak sinema üzerine yoğunlaşır. Belgesel, kısa film çekimlerini izler, tartışmalara katılır. İlkin kısa film çekimlerinde görüntü yönetmenliği yapar.
Çobanlık yapmaya başlar
Türküz, hep zorluklarla yoğrulmuş bir yaşamın sahibi olarak bir türlü bir çıkış yapacak ortamı bulamıyor. Evlendikten sonra da yaşam koşulları daha da ağırlaşıyor. Bu aralar hep farklı işlerde çalışıyor. Bir ara İstanbul’a gidiyor ve orada iki yıla yakın inşaatlarda çalışıyor. “Parke taşlarını döşerken bile belgeselleri ve sinemayı düşünüyordum” diyor. Ardından yeniden evine dönen Türküz, ailesinin sattığı ot ve saman parasıyla bir kamera alır. Böylece düğünlerde çekimler yapmaya başlar. Bu şekilde ailesinin geçimini yapmaya çalışırken yine kısa film çalışmalarında bulunur. Fakat istediği verimi alamaz, koşullar bir türlü bir araya gelmez. Ekonomik olarak daha rahat olmak için Erdexan’a (Ardahan) bağlı Ölçek köyünde altı aylığına çobanlık yapmaya başlar. Kamerasını da birlikte götürür. Türküz, insanların bu haline gülerek, “sen çoban mısın, gezginci misin” şeklinde sorular sorduğunu belirtiyor.
Kamera altın arama makinesi olunca!
Türküz, çobanlık işinin düşündüğünden daha zor olduğunu dile getiriyor. Beş çoban arkadaş ile bin altı yüz büyük baş hayvana bakarlar. Türküz, tüm bu zorluklarla birlikte fırsat buldukça çekimler yapar. Uzun kış gecelerinde köylülerle görüşmelerini kameraya çeker. Ancak çekimleri film için değil arşiv için yaptığını kaydediyor. Bir süre sonra tüm köylerde yaşanan sorunların benzer olduğunu düşünüyor ve böylece kısa film yapmaya karar veriyor. Bu konuya en iyi kendi yaşamından başlayarak yapacağını düşünür ve ani bir kararla kısa film öyküsünü tasarlar. Görüntülerini dört mevsim çeker. Ancak bu süreç de kolay değildir. Kimi zaman kameranın şarjı ya da kasetler biter. Şehirden getirtmek bir kaç günü alır.
Hiç pes etmediğini belirten Türküz, bu süreçte başından geçen bazı zorlukları da şöyle anlatıyor: „Şarj sorununu halletmek için jeneratör almak istedim, alamadım. Ayrıca kamera siyah-beyaz olduğu için bazıları askerlere bunun altın arama makinesi olduğunu söylemiş. Bu ihbar üzerine biraz sıkıntı yaşadım. Köylüler kefil olunca sorun aşıldı.“
Filmi birinci olur
Türküz, çobanlık yaptığı köyde göç, eğitim, işsizlik temalarını ön plana çıkardığı „Çobanın Kamerası“ adlı kısa filmin çekimlerini tamamlar. Aşık Zulali, Ölçek köyü sakinlerinden Osman Aktaş’ın yardımlarını da hatırlatıyor, Türküz. Ardından çobanlık serüvenini anlattığı bir arkadaşı ona SERKA’nın başlattığı yarışmadan bahseder. Yarışmanın teması göç olunca, Türküz’ün çektiği kısa film de bunu uygundur. Böylece yarışmaya katılmaya karar verir. 14 günde montaj çalışmasını bitirerek, filmini teslim eder. Yarışmaya birçok yerden katılımların olduğunu belirten Türküz, „O zaman bu kadar imkanı olan filmler arasında nasıl başarılı olurum diyordum. Çekimlerimde geçişlerim iyiydi, bu bana umut veriyordu. Hem heyecanlıydım, hem sıkıntılıydım, kaygılıydım. Doğrusu karışık duyguların hakim olduğu adını tam koyamadığım duygular içinde o süreci bitirdim” diye konuşuyor.
Karanlığı aydınlatacak bir mum
Türküz, SERKA’nın düzenlediği ‘Göç’ME’ konulu kısa film yarışmasında, „Çobanın Kamerası“ filmiyle birinciliğe layık görülür, 5 Milyon YTL para ödülü alır. Sabırsızlık ve heyecan yerini başarmanın mutluluğuna bırakır. Sanat ve edebiyat ile uğraşmanın yaşamın zorluklarını yendiğini dile getiren Türküz, bu tür çalışmalara kurumların destek vermesi gerektiğini söylüyor. “Yardım etmeseler kendi çözümümüzü bulmaya çalışırız” diyen Mehmet Emin Türküz, kararlı bir şekilde umutla çalışmalarına yenisini ekliyor. “Karanlığı aydınlatacak kibritler çakmaya, mumlar yakmaya devam etmekten başka çaremiz yok” diyor son olarak.
NİHAD GÜLTEKİN