
Türk İçişleri Bakanı, ‘benim polisim orantılıdır, kimseyi öldürmez’ dese de Mersin’de bir polis, 9 yaşındaki çocuğu silahla vurdu. İHD polisin öldürmek kastıyla ateş açtığını tespit etti. Polislerin ‘mermer taşı çarptı’ savunması da çocuğun kafasından plastik merminin parçalarının çıkarılmasıyla çürütüldü.
Mersin’in Akdeniz İlçesi Şevket Sümer Mahallesi önceki gün yüzlerce çevik kuvvet polisi tarafından abluka altına alınırken, bir grup ile polisler arasında çıkan çatışmayı izlediği belirtilen 2. sınıf öğrencisi 9 yaşındaki K.A.’nın gözünün üst kısmına plastik mermi isabet etti. Kanlar içinde yere yığılan K.A. çevredeki esnaflar tarafından hastaneye kaldırıldı. K.A.’nın götürüldüğü Mersin Devlet Hastanesi’nde başına 15 dikiş atıldı. K.A. sağlık durumu kritik olmasına rağmen hastaneden taburcu edildi. Polisler olayı kapatmak için ‘kurşun değil taş değdi’ dese de gerçek hastaneden verilen raporla sabitlendi.
Çok yakından vurdu
Evine gönderilen K.A., olanları şöyle anlattı: “Ben olayı izliyordum. Bir baktım polis bana silah sıktı. Bana hiçbir şey söylemeden çok yakından bir sürü polis mermi sıktı. O zaman başım döndü, bir adam beni tuttu. Kafamdan çok kan geldi. Ben de ağladım. Beni hastaneye götürdüler. Bana silah sıkan polislerden annem şikayetçi olacak.”
Rapor gerçeği ortaya çıkardı
Çocuğun amcası M. Sait A. ise olayı haber alır almaz hastaneye koştuklarını söyledi. Yeğenini vuran polislerin de o sırada hastanede olduğunu ve ısrarla “taş değdi” dediklerini belirten M. Sait A., sonrasını şöyle anlattı: “Polisler ısrarla yeğenimin başına mermer taşı değdiğini söylüyorlardı. Sağlık memuru 2 dikiş de atmıştı, sonra bizim ısrarımız üzerine bu kez doktor yaranın içini açtı. Plastik mermi parçaları çıkartılmaya başlayınca polisler artık inkar edemedi. Rapora da plastik mermi ile vurulmuş, diye yazıldı.”
Polis elini çeksin
“Polisler artık bu çocuklarımızdan ellerini çeksinler” diyerek devlet güçlerinin zulmüne isyan eden M. Sait A., “Bu baskı neyin nesi? Polisler resmen mahallede provokasyon yapıyor. Bilinçli olarak çocukları kışkırtıyorlar. Bize, ‘çocuklarınız taş atıyor’ diyorlar. Eğer mahallede onlarca panzer ve her köşe başında çevik kuvvet polisi durursa biz çocuklarımızı içeride bağlayacak değiliz. Polisin kendisi çocuklarımızı kışkırtıyor” dedi.
Öldürmek kastıyla
Çocuğun ailesi, İHD Mersin Şubesi’ne başvurarak polis hakkında dava açmak için hukuki yardım talep etti. Şube Başkanı Ali Tanrıverdi, yaptıkları incelemede polisin çocuğu öldürme kastıyla hareket ettiğini tespit ettiklerini söyledi. Tanrıverdi, bu durumu raporlarına yansıttıklarını ve polis hakkında işlem yapılması için gerekli başvuruları yapacaklarını söyledi.
Sürekli şiddet
Olayın yaşandığı mahallede yoğunlukla yerlerinden zorla edilmiş Kürtlerin yaşadığına dikkat çeken Tanrıverdi, “Bu olaylar ilk değildir. Kürtlerin yaşadığı mahallede hemen her gün benzer olaylar yaşanmaktadır. Burdaki çocuklar, günlük olarak polisin şiddetine maruz kalıyor. Bu olayın takipçisi olacağız ve polisin yargılanması için elimizden geleni yapacağız” dedi.
FERHAT ARSLAN / DİHA/MERSİN
Türk polisi orantılıdır!
BDP'nin soru önergesini yanıtlayan İçişleri Bakanı Şahin, polisin gösterilerde "orantılı güç" kullandığını savundu. 18 aylık Mehmet Uytun, emekli öğretmen Metin Lokumcu, BDP'li Yıldırım Ayhan'ın da bulunduğu birçok kişinin ölümünü görmezden gelen Şahin, iktidarlarında kimsenin gösterilerde ölmediğini savundu.
Türk İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane'nin toplumsal gösterilere yönelik müdahalelere ilişkin verdiği soru önergesini cevaplandırdı. Şahin verdiği yanıtta, 1 Temmuz 2011 ile 29 Şubat 2012 tarihleri arasında "KCK operasyonları", kadına yönelik şiddet, füze kalkanı protestosu başta olmak üzere 377 toplantı ve gösteri yürüyüşünün gerçekleştiğini bunlardan 22'sinin "kanuna aykırı" yapıldığını savundu. Kürt sorununa demokratik çözüm ve anadilde eğitim konularında 2002-2011 yılları arasında 41 eylem ve etkinliğe "orantılı güç" kullanılarak müdahale edildiğini iddia eden Bakan, gösterilere müdahale sonucunda kimsenin yaşamını yitirmediğini savundu. Cevapta, bütün modern ülke güvenlik teşkilatlarının üye olduğu Kimyasal Silahlar Sözleşmesi'ne (KSS) uygun olarak topluluğu dağıtmak için "göz yaşartıcı gazların" kullanıldığı iddia edildi. 2007-2011 dönemine ilişkin kaç gösterinin düzenlendiği şeklindeki soru yanıtlanmazken, ne kadar gaz kullanıldığı şeklindeki soruya ise "yeterli miktarda" yanıtı verilmesi dikkat çekti.
Uytun, Lokumcu, Ayhan nasıl öldü?
İçişleri Bakanı her ne kadar gösterilerde kimsenin yaşamını yitirmediğini savunsa da yaşananlar bunun doğru olmadığını gösteriyor. Son 3 yılda gösterilerde polisin attığı gaz nedeniyle yaşamını yitirenlerden bazılarının isimleri şöyle:
- Şırnak'ın Cizre İllçesinde 9 Ekim 2009 tarihinde yapılan gösteriye polisin müdahale etmesi sonucu gaz bombası kafasına isabet eden 18 aylık bebek Mehmet Uytun yaşamını yitirdi.
- 4 Nisan 2009'da Amara'da Abdullah Öcalan'ın doğum gününü kutlamak amacıyla giden Mustafa Dağ Jandarma'nın attığı gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu yaşamını yitirdi.
- 27 Nisan 2011'de Bismil'de YSK'nin veto kararına karşı gösterilerde öldürülen İbrahim Oruç'un katillerinin bulunması için yapılan yürüyüşte, polisin attığı gaz bombalarından etkilenen 60 yaşındaki Kazım Şeker kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
- 31 Mayıs 2011'de Artvin'in Hopa ilçesinde Başbakan Erdoğan'ı protesto etmek isteyen halka saldıran polisin attığı gaz bombalarından etkilenen 54 yaşındaki emekli öğretmen Metin Lokumcu kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
- 12 Haziran 2011'de Şırnak'ta Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu'nun seçim zaferini kutlayan kitleye saldıran polisin attığı gaz bombasından etkilenen Hatice İdin yaşamını yitirdi.
- 28 Ağustos 2011 tarihinde Hakkari'nin Çukurca İlçesi'nde Canlı Kalkan eyleminde Van İl Genel Meclis Üyesi Yıldırım Ayhan, atılan gaz bombası sonucu yaşamını yitirdi.