’Tecavüzcüye af’ tasarısı gündemini değerlendiren avukat Ebru Demirtepe, 2005 yılından önceki TCK dönemine geri dönülmeye çalışıldığına işaret ederek, “İstismara uğramış mağdurun, faille isteyerek evlenebileceğini hangi milletvekili savunabilir” diye sordu.

CEMİL UĞUR / MA/WAN

Özgürlükçü Hukukçular Derneği’nin (ÖHD) Wan üyesi avukat Ebru Demirtepe, 2’inci Yargı Paketi ile birlikte Meclis’e gelmesi beklenen ve kamuoyunda “tecavüzcüye af” olarak adlandırılan yasa tasarısını ‘akıl tutulması’ olarak değerlendirdi ve kadınların buna izin vermeyeceğini vurguladı.

İktidarın 2016 yılında da benzer bir tasarıyı Meclis’e getirdiğini ve kamuoyunun tepkisi nedeniyle yasanın geri çekildiğini hatırlatan Demirtepe, “O tasarı da akla hayale sığmayacak şeyler barındırıyordu. Şimdi Meclis’e geleceği konuşulan tasarının da yine önceki tasarı gibi çocuklara yönelik olduğu bellidir. Çocuk istismarına getirilebilecek muhtemel af, çocuğun fail ile evlendirilmesi halinde failin cezasının ertelenmesi veya ceza verilmemesi şeklinde olacaktır. Daha önceki tasarıda 15 yaş sınırı vardı. Bu muhtemel tasarıda da daha aşağı bir yaş belirlemesi olmayacağı bellidir” dedi.

Hangi iktidar, hangi milletvekili?

18 yaşına kadar her bireyin çocuk olduğuna dikkati çeken Demirtepe, “Öyle bir durum için çocuğun yaşının hiçbir önemi yoktur. Başka bir yaşta kendisine karşı yapılmış bir istismar daha hafif olmayacaktır. Bilindiği üzere 15 yaşın üzerindeki çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak cinsel istismara maruz kalma halinde bu suç oluşur. Bu durumda 15-18 yaş arası çocuğun rızası olmadığı gibi bir de cebir gibi zorlamalara maruz kalmaktadır. Şimdi bu şekilde istismara uğramış olan mağdurun, fail ile isteyerek evlenebileceğini hangi iktidar milletvekili savunabilir” diye sordu.

İstismarlar çoğalacaktır

Tasarının geçmesi durumunda tecavüz ve taciz vakalarının artacağına ve büyük sorunları beraberinde getireceğine dikkati çeken Demirtepe, “Başta da belirttiğimiz gibi cebir ve tehditle istismara uğramış bir çocuğun kendi rızasıyla istismarcısıyla evlenmesi mümkün değildir. Bu durum toplum gerçeğiyle kesinlikle uyuşmamaktadır” dedi.

Söz konusu durumda en büyük zararı ülkenin en ücra noktalarındaki çocukların göreceğini kaydeden Demirtepe, “Bugün ülkenin ücra köşelerinde ‘kızımın adı çıkmasın’ diyerek, bu olaylar yargıya taşınmıyor. Taşınsa da bir bakıyorsunuz şikayetlerinden vazgeçiyorlar, ifadelerini değiştiriyorlar. Ülkenin gerçekleri göz önünde bulundurulduğunda bu tasarının topluma ne kadar zarar vereceği açıktır. Cezalandırmanın amacı mağdurun acısını bir nebze olsun azaltmak olsa da esasen caydırıcılıktır. Eğer cinsel istismarın faili cezalandırılmayacaksa o zaman cezalandırmanın caydırıcılık amacı yerle bir olacaktır ve istismar vakaları çoğalacaktır. Fail ‘nasılsa ailesini ikna eder evlenirim’ gözüyle bakacaktır. İktidar tarafından görülmesi gereken gerçek budur” değerlendirmesinde bulundu.

En ağır cezalar verilmeli 

Türkiye’nin istismarla mücadele için öncelikle taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin gereğini yerine getirmesi gerektiğine vurgu yapan Demirtepe, şöyle konuştu: “2016 yılında bu tasarı Meclis’e getirildiğinde dönemin Adalet Bakanı bu tasarının amacının cinsel istismara uğrayıp çocuğuyla birlikte ortada kalan mağdurun daha da mağdur olmasının önüne geçilmesi olduğunu söylemişti. Ancak istismara uğramış çocuğun mağduriyeti failiyle evlendirmekle azaltılmayacak, aksine artacaktır. Bir şekilde sindirilerek, evlendirilen çocuk aile içerisinde kim bilir daha nelere maruz kalacaktır. Mağduriyet bu şekilde giderilemez, bunu düşünmek bile mide bulandırıcıdır. Bu noktada aslında bir sorun daha ortaya çıkmaktadır. Bu tasarı gelirse kadınlarda evlenme yaşına yine eski TMK’deki gibi özel bir düzenleme mi getirilecektir? İktidar bu konuyu da ele almış mıdır? Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler (İstanbul Protokolü gibi) gereği bu tasarıdan önce zorla evlendirme ve erken yaşta evliliklere karşı ulusal bir eylem planı geliştirmektir. İstismara maruz bırakanları, korumak yerine yargılamalı ve takdiri indirimler uygulanmadan en ağır cezalar verilmelidir” dedi.

Koruma, yargıla!

Tasarının gelmesi durumunda kadınların kararlı bir mücadele sergileyeceğini dile getiren Demirtepe, şöyle devam etti: “Bugün sahip olduğumuz haklara çok büyük mücadeleler sonucu ulaştık. 2005 yılından önceki TCK dönemine geri dönüyoruz adeta. Yine o zamanın TCK’sinde yer alan 15 yaşını geçmiş kız çocuğunun istismarcısıyla evlenmesi halinde cezasızlık (af) öngören madde kadın mücadeleleri sonucu kaldırılmıştı. Erkek egemenlerin hazırladığı ayrımcı kanun maddeleri kadın mücadeleleri sonucunda bir bir yürürlükten kaldırıldı. Bugün de böyle bir tasarının Meclis’e gelmesine ve kabul edilmesine izin vermeyeceğiz. İktidara çağrımız, bütün kadın ve çocuk aktivistlerin dediği gibi şudur: Koruma, aklama, yargıla!”

 
 

Kürdistan’da tecavüz bir devlet politikası

   

Urfa Barosu’nun tecavüz ve istismara dair verilerini değerlendiren HDP Milletvekili Ayşe Sürücü, “Yaşanlardan devlet sorumlu. Tek yaptıkları toplumda çürüme yaratmak” dedi.

Urfa Barosu, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamayla 1 Ocak ile 30 Aralık 2019 tarihleri arasında tecavüz ve diğer istismar vakaları için 894 avukat ataması yapıldığını açıkladı. Baro, avukat atamalarının 842’sinin 4 ile 18 yaş aralığında cinsel istismara maruz kalan çocuklar için yapıldığını, 49 kişinin 18-25 yaş aralığında olduğunu, 3 kişinin ise 25 yaş üstü olduğunu duyurdu.

Konuyu değerlendiren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Riha Milletvekili Ayşe Sürücü, kentte ve diğer Kürt illerinde yaşanan tecavüz ve diğer istismar vakalarının devletin politikası olduğuna dikkat çekti.

Muhatabı sistemdir

 İstismar ve tecavüz vakalarına dair mevcut kanunların işletilmediği ve cezalandırmaların yapılmadığını kaydeden Sürücü, sistemin tecavüze uğrayan kadın ve çocukların kendilerine tecavüz eden kişilerle evlendirmeye çalıştığını söyledi. “Çözümün bu yol olduğunu düşünüyorlar ve uygulamaya çalışıyorlar” diyen Sürücü, “Bu şekilde yaklaşılırsa, her geçen gün çocuk istismarı, tecavüz ve kadına yönelik şiddet artar. Özelde de Riha’da çocuklara yönelik tecavüz ve istismar her geçen gün bu çerçevede artıyor. Bu kentte yaşları 18 altında yüzlerce çocuk tecavüz ve istismarın diğer biçimlerine maruz kalıyorsa muhatap olarak sistemi görüyoruz” dedi.

Devlet çürütme yaratıyor

Söz konusu durumdan kaynaklı toplumun psikolojik olarak etkilendiğini, yine psikiyatrik ilaç kullanımının arttığını, ilaç kullanımının küçük yaşlara kadar düştüğüne değinen Sürücü, “İntihar vakaları artıyor. Madde kullanımı 10 yaşına kadar inmiş durumda. Bu devletin bir politikasıdır. Devlet bu şehirde toplumda çürüme yaratma rolünü oynuyor. Çocukların ve gençlerin toplumsal gerçekliklerden uzak, duyarsız kalmaları için tecavüz, istismar ve uyuşturucu kullanımı artırılıyor. Tüm bu yaşananlardan devlet sorumludur. Tek yaptıkları, Kürt toplumunda erimeyi ve çürümeyi yaratmak” diye konuştu.

Tecavüzü meşrulaştırıyorlar 

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye’deki terör örgütü bu konuyu çok önemsiyor, en az 10-15 çocukları var” ifadelerini hatırlatan Sürücü, şöyle devam etti: “Kürt toplumunu kabul etmiyorlar. Bunun için bu toplumda tecavüz ve istismarı gittikçe yaygınlaştırmaya çalışıyorlar. Bununla da eritilmiş ve kendi gerçekliğinden uzak bir toplum yaratmaya çalışıyorlar. Yine, bunu kadın üzerinden de yürütüyorlar. ‘Teröristlerin 15 çocuğu var’ diyerek toplumda tecavüz ve istismarı meşrulaştırıyor. Yine Meclis’te geçirmeye çalıştıkları yasalarla tecavüzü meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Tutum bu olursa toplumda tecavüz vakaları daha da artar.”