
Şakran Çocuk Cezaevi’nde kalan 17 yaşındaki H.İ., kendisine verilen hücre cezasını ve cezaevindeki uygulamaları protesto etmek için 9 Aralık 2016’dan bu yana açlık grevinde.
İzmir Şakran Çocuk ve Gençlik Cezaevi’nde bulunan H.İ. (17) kendisine uygulanan hücre cezası ve işkenceleri protesto etmek amacıyla 9 Aralık 2016 tarihinden bu yana açlık grevinde. 2 Eylül 2016 tarihinde İstanbul’da oynadığı tiyatro oyununda bir savcının öldürülmesini canlandırdıkları gerekçesiyle tüm ekip arkadaşlarıyla beraber gözaltına alındı. Aynı gece ifadeleri alınan ekipleri serbest bırakılırken gözaltına alınanlar arasında bulunan tek çocuk olan H.İ. ise tutuklanarak Maltepe Cezaevi’ne gönderildi.
Maltepe Cezaevi’nde yoğun işkencelere maruz kalan H.İ. tek kişilik hücreye konuldu. Yaşadıklarını protesto eden H.İ., 9 Aralık tarihinde açlık grevine başladı. 29 Aralık gecesi yakınlarına haber verilmeden alelacele İzmir Aliağa’da bulunan Şakran Çocuk ve Gençlik Kapalı Cezaevi’ne sürülen H.İ., burada kendisine dayatılan çıplak aramayı kabul etmediği için işkence edilerek üzerindeki elbiseler parçalanarak tek kişilik hücreye konuldu. Hali hazırda açlık grevinde olan ve taleplerini Şakran Cezaevi yönetimine de aktaran H.İ.’nin talepleri kabul edilmediği gibi hücreye konularak sistematik bir şekilde kaba dayağa tabi tutuldu.
Müvekkilinin bir aydan fazladır açlık grevinde olduğunu belirten Avukat Dinçer Çalım, sağlık durumunun kötü olduğunu ve aşırı derecede kilo kaybı yaşadığını ifade etti. Türkiye’nin geldiği yeri anlamanın en çarpıcı örneğinin 17 yaşında bir çocuğun cezaevlerindeki uygulamaları protesto etmek için açlık grevine girmesi olduğunu söyleyen Çalım, “Bütün cezaevlerinde işkencelerin bu kadar artmış olmasının tek bir sebebi var o da cezaevlerinde işkence yapanların cezasız kalması durumudur” dedi. İşkence konusunda devletin kamu görevlilerine göz yumduğunu anımsatan Çalım, “Bu kişilere devlet tarafından bir güvence verilmediği sürece işkence yapamazlar. Başlarına hiç bir şey gelmeyeceğini bildikleri için bu şekilde muamelede bulunuyorlar” diye konuştu.
İlgili mahkemelere, Adalet Bakanlığına, İzmir Valiliğine ve TBMM İnsan Hakları Komisyonuna defalarca dilekçe yazdıklarını ve suç duyurusunda bulunduklarını aktaran Çalım, yaptıkları başvuruların tümünün sonuçsuz kaldığını vurguladı.