Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin diğer maddelerine de bir göz atalım.  

Ayrım konusunda da Türkiye imzaladığı sözleşmeye mutabık değildir. Bu maddeye göre taraf devletler, bu sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana–babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler. Ancak Türkiye’deki tabloya bakıldığında çok farklı bir durum ortaya çıkmaktadır. Bırakın Kürt illerindeki çocukları, kimliğinde doğum yeri Kürdistan şehirleri geçen çocuklar / gençler, Kürtçe veya Eylem, Devrim vb. ilerici isimler taşıdığından dolayı kesinlikle aynı haklara ve olanaklara sahip değildir. Yine anadilde eğitim hakkının evrensel bir hak olmasına rağmen anayasal güvenceye alınmaması da bu kapsamda ciddi bir ihlal oluşturmaktadır.  

Yine aynı maddeye göre taraf devletler, çocuğun ana–babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin durumları, faaliyetleri, açıklanan düşünceleri veya inançları nedeniyle her türlü ayırıma veya cezaya tabi tutulmasına karşı etkili biçimde korunması için gerekli tüm uygun önlemleri alırlar. Taraf devletler, çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlükleri hakkına saygı gösterirler. Ancak Türkiye maalesef düşünceleri ve inançları yüzünden soykırıma uğrayan halklar ve inançlar mezarlığıdır.  

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin (ÇHS) başka bir maddesine göre çocuk, düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir; bu hak, ülke sınırlarına bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir. Bu konuda İHD, TİHV vb. kurumların raporlarına bakıldığında bu hakların sistematik ihlal edildiği görülmektedir. 

Yine ÇHS’ye taraf devletler, çocuğun barış içinde toplanma özgürlüklerine ilişkin haklarını kabul ederler. Ancak Türkiye’de toplanma özgürlüğü diye bir durum bırakılmadı. Barış ve özgürlük istemlerini haykıran insanlara, çocuklar reva görülen tek şey şiddet, zindan ve ölümdür. Türkiye maalesef şu an çocuklar için bir mezarlıktır.