Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nden Siirt E Tipi Cezaevi'ne yaklaşık bir ay önce 2 arkadaşıyla birlikte sürgün edilen çocuk tutuklu Yalçın Yanar, ailesi aracılığıyla gönderdiği mektupta cezaevinde ve sürgün sırasında yaşadıklarını anlattı. 19 ay boyunca tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nden yaşamsal haklarını talep ettiği gerekçesiyle Siirt E Tipi Cezaevi'ne sürgün edildiğini aktaran Yanar, Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nde yaşadığı sorunları anlattı. Cezaevinde kaldığı sürece kendisine ve arkadaşlarına çıplak arama dayatıldığını belirten Yanar, "Ben Diyarbakır Cezaevi'nde 1 yıl 7 ay kaldım ve bu süre içerisinde cezaevine gelen tüm arkadaşlarımızı çıplak aramaya tabi tuttular. Genel olarak bu insanlık dışı onur kırıcı uygulama askerler tarafından uygulandı. Bizler gerek, cezaevi müdürlerine gerekse askeri yetkililere birçok sefer bildirdik ve bu tür uygulamaların doğru olmadığını, kabul etmeyeceğimizi söyledik. İtiraz ederek, 'Bizim askerler böyle bir şey yapmazlar' ama eğer yapıldıysa bakarız deniliyordu. Uygulama onların denetimlerinin altında yürütüldüğü için son gelen arkadaşlara kadar devam etti" dedi. 18 yaşın altındaki kişilere yasal olarak kelepçe takılmasının yasak olmasına rağmen kendilerine kelepçe takıldığını belirten Yanar, "Bazen taktırmamak için çok direniyorduk, bunun cevabı da başta hakaret ve fiziki şiddete kadar gidiyordu" diye aktardı.


İhlalleri anlatmak yasak!

Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde kaldığı süre boyunca revire çıkmakta sorun yaşadıklarını aktaran Yanar, "Revire çıktığımızda da hemen hemen her zaman ağrı kesici hap ve melhem vererek geçiştiriyorlardı" dedi. Yanar, hak ihlallerini yazdıkları mektuplarının gönderilmediğini belirtti.

Ajanlaştırma dayatması

Spor faaliyetleri ve marangoz kurslarıyla çocuk siyasi tutuklulara ajanlık dayatılmaya çalışıldığını kaydeden Yanar, şöyle devam etti: "Spor kurslarına marangozluk kursuna çıkmamız sürekli dayatılıyordu. Marangozlar itirafçılardan oluşuyordu. Zaten bu cezaevinde ajanlaştırma politikası da yürütülüyordu. Daha önce beni müdür görüş adı altında istihbaratçılarla görüştürdü. Daha sonra adlilerin içerisine alınan iki arkadaşımız avukat görüşü adı altında yine onlarla görüştürdüler. Arkadaşlarımıza fotoğraf göstererek, 'Bunu tanıyoruz, budur bize her şeyi yaptıran deyin serbest kalacaksınız' deniyordu. Bu arkadaşlarımız sürekli baskı ve işkence görmüşler. Arkadaşlarımız yanımıza geldiklerinde ciddi psikolojik sorunlar yaşıyorlardı."
"Cezaevinde bir çok sefer tehdit edildik" diye belirten Yanar, şunları aktardı: "Cengiz isimli başgardiyan bize 'spor kurslarına çıkın yoksa sizleri Pozantı'ya gönderirler, ailenize yazıktır' gibi hem uyarı hem de tehdit içeren sözler kullandı. Yine birinci müdür 'yaptıklarınızda pişman olacaksınız' tehdidi açıkçası sürgün edileceğimizin kanıtıydı."


DİCLE MÜFTÜOÐLU/DİHA/AMED