Görünen o ki giderek daha da muhafazakarlaşan bir toplumdan yansıyanlar bunlar. Hangi nedenle ve biçimle olursa olsun böylesi bir toplumda bu tür cinayetler normal görülüyor. İşin bir yanı; diğer yanı da ülkede, hukuk işlemeyince herkesin kendi hukukunu uyguluyor olması. Öte yandan kendilerini demokrat sayanlar, sokak sokak, şehir şehir, köy köy örgütlenmek, muhalefeti örgütlemek yerine, demokrasinin sadece AKP'ye muhalefet etmekle gerçekleşeceğine inananlar. Yurdum insanı, bir o yana bir bu yana savruluyor. Bu savrulmayı ustalıkla istediği yöne kanalize eden, giderek arzu ettiği rejimi yaşama geçirmek için uygun adımlarla ilerleyen bir iktidar. Yöntemleri ve söylemleri ise;
"Bir tane kız mıdır kadın mıdır, bilemem"den başlayan, neredeyse hemen her gün işlenen cinayetler ve şiddet karşısında "kadına şiddet abartılıyor" diyerek geçiştiriyor. Kadın dernekleri ile yaptığı bir toplantıda "Ben zaten erkek-kadın eşitliğine inanmıyorum" diyebiliyor. Kürtajı cinayet olarak gördüğünü söylüyor, savaşa karşı çıkanları, karakol yapımına karşı duranları öldürtüyor.
Tecavüzü meşrulaştırmak için "Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar" "kadın ahlaklı olsun, kürtaj yapmak zorunda kalmasın." Tecavüz sonrası kürtaj olmak isteyene "çocuk neden ölsün, anası ölsün" anlayışından başka nasıl bir toplum ortaya çıkabilir ki! "Kadınlar iş aradığı için işsizliğin yüksek" olduğunu savunanların, hamile kadınlara sokakları yasaklayan anlayış. Kadını toplum dışına itme, eve kapatmadan başka ne olabilir ki!
Şimdi kalkmışlar çocukları dağlardan sözde korumaya çalışıyorlar. “Analar ağlamasın, çocukları getirin” diyorlar. Siz önce devlet görevlilerin topluca küçük çocuğa tecavüz eden o adamlarınızdan hesap sorun. Tecavüzcüsüyle evlendirdiğiniz kızlara, hapishanelerde tecavüz ettirdiğiniz çocuklara sahip çıkınız. İki yüzlü politikalarınızdan vazgeçiniz.
Çocuklar ölmesin, analar ağlamasın yalanlarıyla kandırdığınız toplumdan elinizi çekip, savaş için kurduğunuz karakollardan vazgeçiniz. Vicdanlı, merhametli, şefkatli olunuz. Emin olun, bu adaleti getirecektir. Köleci bir düşünce yapısı ile çocukları kelepçelemeyin, zincirlere vurmayın. İnsanlığın birikimi, varoluşu, deneyimini çiğnemeyin. Özgürlüğün adıdır çocuklar. Anaların, özgürlüğe sahip çıkacaklarını, mahalle mahalle, köy köy, şehir şehir öfkelerini, ahlarını örgütleyip üzerinize geleceğini hiç aklınızdan çıkarmayın. Unutmayın anaların öfkesi, ahı, sizin yıkılmaz sandığınız o saltanatınızı yerle bir edecek. Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Çocuklar, kadınlar ve...
Geçmiş iktidarlarla karşılaştırdığımızda, AKP’nin attığı her adımın halka karşı, sermayeye yakın olduğu görülmektedir. Emekçilerin haklarını, kazanımlarını doğrudan can güvenliğini hedef alan düzenlemeler yaptığını yaşanan işçi cinayetlerinde açıkça görmüştük. İşçi cinayetlerine ilave kadın cinayetleri, çocuk cinayetleri de gün geçmiyor ki gündeme gelmesin. Daha dün bavul içinde başı olmayan bir kadın cesedi bulundu. Bolu’da bir kadın "siz benden güzelsiniz" diyerek bir öğrencinin boğazına bıçak sapladı. Ordu’da 16 yaşında bir çocuk orman içinde ölü bulundu. Kayseri’de bir erkek ölü bulundu ve paylaşılmayan kadını bahane edip bir erkek diğerini öldürdü. Üstelik bu katil üniversite çevresinden sözüm ona eğitimli bir kesimden.