
Gerçek yaşam öyküleri
Kitapların uluslararası alanda çocukların yararlandığı önemli kaynaklardan olduğunu söyleyen Yeniçeri, bu seriyi uzun süredir Kürtçe’ye kazandırma gayreti içinde olduklarını ifade etti. Kitaplar alanında başarılı olmuş yirmi kişinin gerçek yaşam öykülerini anlattığını kaydeden Yeniçeri, kitapların ebeveynler, çocuklar, okutmanlar ve pedagoglardan beğeni aldığına vurgu yaptı. Yazım yöntemi ile ilgili de görüşlerini aktaran Yeniçeri, kitapların eğitimci, pedagog kişiler tarafından sistemli bir şekilde kurgulandığının da altını çizdi.
Geniş literatür sunuyor
Kitabın anadilde eğitim tartışmalarının yapıldığı döneme denk geldiğinin altını çizen Yeniçeri, anadilde eğitim ihtiyacının her geçen gün kendini daha fazla hissettirdiğini söyledi. Yeniçeri, serinin öğrenenlerin yanında öğreticilere de geniş bir literatür sunduğunu sözlerine ekledi. Türkiye’deki yayınevlerinin anadildeki gelişmelere duyarsız kalamayacağını söyleyen Yeniçeri, Kürtçe kitaplara yönelinmesi noktasında şunları ifade etti: “İki kategoride düşünmek gerekiyor. Birinci kesim kültüre, dile önem veren yayıncılar. Diğerleri ise bu işi pazar boyutuyla görenler. İkisini ayırmak gerekiyor. Ama niyet ne olursa olsun Kürtçe yayının çoğalması sevindirici. Temsili kurumlar oturduktan sonra dil daha sistemli hale gelecek.”
Kürt paradigmasıyla çakışıyor
Serinin Kürt paradigmasıyla çakışan kitaplar olduğunu da vurgulayan Yeniçeri, “Örnek verecek olursak seride cinsiyet eşitlikçi toplum modelini örnekleyen, anayasal eşitlik mücadelesi veren siyasi bir yurttaşın yaşadıklarını konu alan aynı zamanda ekolojik topluma örnek verilecek kitaplar da mevcut. Demokratik ulus ve anayasal yurttaşlık kavramları da çocuklara örneklemelerle anlatılıyor” dedi. “Kitaba konu olan insanların ortak noktaları yoksulluktan gelerek başarı elde etmeleri” diyen Yeniçeri, kitabın çocuğun ilgisini yoğunlaştırarak, çocukta ömür boyu iz bırakacak bilgiler de aktardığını belirtti.
ÖNDER ELALDI
Vedat Yeniçeri: Asimilasyon vahim boyutlarda
Yeniçeri, asimilasyon sürecinin ne boyutlarda olduğunu da kitabı yayına hazırladıktan sonra daha yakından anladıklarını kaydederek şu şekilde konuştu: “Hep asimilasyon diyoruz ama durumun vehameti muhatap olunca anlaşılıyor. Kitabı Kürtçe konuşan birçok kişiye gösterdiğimizde okuyamadılar. Dil sadece sözlü olarak kalırsa yok olur. Asimile edilmeye çalışılan bir dilde eserler vermek can alıcı noktada.”